1 Temmuz itibariyle Rum tarafı AB dönem başkanlığı koltuğunda. Henüz koltuğa oturmadan İsrail ile güvenlik ve savunma hususlarını içeren kapsamlı bir anlaşma imzalandı. Üstelik anlaşmanın uluslararası herhangi bir yoruma kapalı olduğu bile dile getirildi. 2004’te Annan planına ” hayır” diyerek, adada çözümsüzlüğü devam ettiren Rum tarafı, bugün ödüllendirildi. AB kendi içinde tüm kriterlerine ters düştüğünü dünyaya ispatladı. Rum tarafında ayinler düzenlendi ve başkanlık süresince, tarafsız bir tutum sergileyerek Avrupa’nın Güney Kıbrıs’tan gurur duymasını sağlayacakları vat edildi. Başkanlığın ilk gününde yapılan açıklamalarda dikkat çeken bir nokta vardı. Ekonomik krizi derinden yaşayan ve çözümü AB’den uman bir ülke, Avrupa politikalarının başına nasıl getirilir? Ayrıca siyasi istikrarsızlık diz boyu iken nasıl AB dönem başkanlığına damga vurmaktan bahsedebilir?

Dün, bugün ve yarınlar…..

Geçmişten bugüne değin Rumların Kıbrıs Türklerine karşı sergiledikleri tutum ve davranışlara bakıldığında; açıkça insan haklarını ihlal, ırkçılık ve ayrımcılığın her türlüsünü görmek mümkün. AB’nin karşı olduğunu iddia ettiği her şey tarihi belgeleri ile ispatlıdır. Bugün kilitlenen müzakerelerde Kofi Annan’ın ifadelerini hatırlatmak zorundayım, 28 Mayıs  2004’te (S/2004/437) Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporunda, “Planı’nın Kıbrıslı Türkler tarafından büyük bir çoğunlukla kabul edilirken, Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedildiğini, gerçekte Kıbrıslı Rumların ‘Planı’ değil de herhangi bir çözümü ve anlaşmayı reddettiğini vurguladı.” Bu rapor tüm dünyanın bilgisine sunulsa da Rumlar iddialarına ve haksız taleplerine devam etti. Dünya kamuoyu duruma kayıtsız kaldı. Kıbrıs Türk’ünün artık sabrını zorlayan ambargolar ve izolasyonların devam etmesi, Rum tarafının çeşitli ittifaklar ve sınırları kafasına göre oluşturması ve açıklamalarında Kıbrıs Türk’ünü hala azınlık gibi lanse etmesi şaşırtıcı olmamalı.

Bugün yapılması gerekenler iyice düşünülmeli ve anavatan Türkiye ile bir yol haritası oluşturulması gerektiği ortada. Halkımızın zaman zaman bazı emir erlerinin başlattığı ve anavatan Türkiye ile olan ilişkilerimize zarar vermek kastı olan her türlü hareketten uzak kalınmalı. Toplum olarak birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bugünlerde halkı provoke ederek elimizi zayıflatmaya çalışanlara dur demeliyiz. Krizler geçici olduğu unutulmamalı ve kişisel çıkarları bir kenara bırakarak geleceğimiz için kenetlenmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31