Çözüm istiyoruz değil mi?

Barışın dillendirilmediği, barışın yaşandığı bir ülke mi özlüyoruz?

Kardeş kardeş yaşanan bir ada.

Silahtan arındırılmış.

Cinayetlerin olmadığı, kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı bir yaşam…

Hayaller bunlar…

İçinde horozibiklerinin boy gösterdiği, başakları güçlü, ekinlerin bol olduğu tarlaların kış aylarında hep olmasını beklersin.

Kış, kış, yaz, yaz olmalı.

Kazançların eksilmediği

Kara bulutların dolaşmadığı topraklar.

Ve silah ambarlarının yerine buğday ambarlarının çokluğunun konuşulduğu.

Çok değil bu istekler.

Ada ülkelerinde bir sen varsın, bir de ben.

Sen bana, ben sana koşmazsam, kim koşup gelece deniz ötesinden yardımına?

Arkadaşımla yine Baf’ı konuştuk dün gece yolda giderken.

“Baf terkedilecek bir kent miydi” dedim ona.

“Terk edilecek bir kent değildi ama terk ettik işte,” dedi.

Bilinmeze gelirken, geride bırakılanları bir daha bulamayacağımızı hesaplayamadık.

Sandık ki orada hep bekleyecek.

Bir yere gitmeyecek biz olmadan.

Sandık ki Kral Mezarlıkları yine bakir, Fener yine bereketli kalacak.

Loraga bölgesinde banana, Lemba’da tarım bollaşacak.

Lokantalar şarap, Anglia, liman yine yosun kokacak.

Biz döndüğümüzde orada olacak hepsi…

Sibga kartpostaldaki gibi ağzında sigara, ağları tamir edecek.

Ne safmışız meğer…

Ne garip yaratığız.

Yaşanan o kadar cinayetten sonra…

Aramızda bir sürü silah olduktan sonra.

Hala o yaptı, bu vurduların peşinde koşup duruyoruz.

Ve bu ada tam da Ortadoğu’nun dibinde beklerken yapıyoruz bunları.

İşgalcilerin, istilacıların, menfaatleri önce gelen sömürgecilerin olduğu topraklarda barışı özlüyoruz…

Öyle mi?

“Gönyeli Ovasının Cinayetinden haberin var mı senin?

Hiç duydun mu o lanet günün ne olduğunu?”

Anlattı arkadaşım…

Çat pat öylesine geçiştirdiğim olayı bir daha anlattı.

Detaylı…

Bir yaz gününde…

Hem de tam başında.

Yani haziran ayının ortasında vuku bulan sömürgeci İngiliz’in kurduğu tuzağa göz göre göre düşmemizi bir daha dinledim…

Ve orada birbirimize yardıma koşması gerekenlerin birbirlerini katletmesini…

Anlattı böl-yönetin en güzel örneğini.

Ve o saatten sonra bir daha geri dönüşü olmayan yola girildiğini.

Çözüm istiyoruz değil mi?

Barışın dillendirilmediği, barışın yaşandığı bir ülke mi özlüyoruz?

Kardeş kardeş yaşanması gereken bir adada hem de.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31