Çoktandır yazmak isteyip de yazamadığım bir konu var.

Gündem yoğun olunca artık yazacaklarımızı sıraya koymak zorunda kalıyor, güncel olanları ön plana çıkarıyoruz.

Geçtiğimiz hafta boyunca basında bolca işlenmişti.

Hatta basın organları bu haberi manşetlerine taşımışlardı.

Konu 5 yıl önce oğlunu kaybeden bin annenin hukuk mücadelesiydi.

Gönül Gürkan adıl anne, bundan 5 yıl önce biricik oğlunu kaybetmiş, bunda hastane hatası olduğu gerekçesiyle yargıya baş vurmuştu.

Aradan 5 yıl da geçse yargı acılı anneyi haklı bulmuş ve bakanlığı suçlu bularak ölen gencin ailesine 84 bin TL tazminat ödenmesi kararını vermişti.

84 bin TL elbette ölen bir evladı geri getirmez.

Ama en azından ailenin acısı kazandıkları tazminat dolayısıyla bir nebze olsun hafiflemiştir.

Peki 5 yıl süren uzun bir zamandan sonra bakanlık ve ilgili doktor Dilek Yazman suçlu bulundu da ne olmuştur?

O günlerde ben de bu konuyu araştırdım ve ilginç sonuçlara ulaştım.

Ve ilgili doktorun branşında tek olduğu için hem devlet hem de meslektaşları tarafından hararetle korunduğunu gördüm.

Hatta bazı doktorlar kendileriyle yaptığım görüşmede bu konunun üzerine fazla gidilmemesini, çünkü  konusunda ondan  başka bir doktorun olmadığını, bu nedenle kendisinin gücendirilmemesini salık verdiler.

Sevgili okurlar şimdi lütfen bir empati yapalım; Allah göstermesin, üzerinizden uzak  evladınızın doktor hatası nedeniyle kaybettiğinizi düşünün bir.

Ve beş yıl sonunda da haklı olduğunuz ortaya çıksın.

Yetkililer suçlu bulunsun ve elinize birkaç bin lira sıkıştırılıp, ‘sen haklısın’ denilsin.

Hepsi bu işte!

Devletin doktoru bir hata yapıp insan canına mal olacak, bunun karşılığı maddi zararını devlet, yani yine bizler ödeyeceğiz ama insan hayatına mal olanlar, meslektaşları ve devlet tarafından bağrına basılıp korunacak.

Doktor hanımın şu anda vicdanen ne yaşadıklarını elbette bilemem ama oğlunu pisi pisine kaybeden Gönül hanımın yüreğinin acısını az çok hissedebilirim.

İşte isyanım da bunadır…

Ateş düştüğü yeri yakar ve biz ancak lafazanlık yaparız.

Ama herkes en azından buna benzer bir olay yaşar ve devlete olan güven gün gelir sıfırın altına iner.

Sözümüz bugün de yargıyadır…

Onların da hangi zor şartlar altında çalıştıklarını bilir, dertlerini dinleriz.

Ama hemen her şeyin kokuştuğu ve sistemin çürüdüğü bir ortamda ne şartta olurlarsa olsunlar yargıdan hak ve adalet istemiz de doğal karşılanmalıdır.

İnsan hayatına mal olanların ceremesini devlet para ödeyerek kapatır ve bu konular derinliğine gidilmezse, yargı da buna karşın görmemezlikten gelip, üzerine düşeni yapmazsa, birileri tepenize çıkar ve size de sadece bakmak düşer.

Adalete güvenmeyeceğiz de artık kime güveneceğiz?  

Bilen biri varsa beri gelsin!


“Oktay Kayalp da 20 kişiyi istihdam yaptı”

Adının yayınlanmasın istemeyen bir okur istihdamlar konusunda basının sürekli UBP’yi eleştirdiğini, ancak CTP’li belediye başkanlarının da münhal açmadan belediyelere istihdam yaptığını ve partili yakınlarına kıyak çektiğini söyledi.

Okurumuzun gönderdiği mektup kısaca şöyle:

“Sor bakalım Levent bey, Özkan bey’e, UBP partizanlığından söz ederken Mağusa Belediyesi’nin münhalsiz yaptığı 20 istihdama ne diyecek?

Sor Mehmet Çakıcı’ya, Serdar Denktaş’a, UBP’ye karşı kükrerlerken Mağusa’daki bu partizanlığa ne derler, yoksa birer kişi de onlara kontenjan ve sus payı verdiği için TDP li Meclis adayları vasıtası ile mi sustular?

Oktay bey herkese açık söyler, “herkesin bir fiyatı var, verin ve işini yapan” der .

Bu yüzden mi sustular?

Aldılar bir kişi ve sustular?

Evet, bu partizanlığa ne derler?

Eğer bunlar,” ben iş başına geleyim da benim adamlarıma ben imkan sağlayım temelinde siyaset yapıyorlarsa” UBP’yi asla deviremezler.

Ayıp ediyorlar.

O kadar pervasızlaştılar ki partisi bayram sonrası UBP devlete istihdam yapacak diye yayın yapıp onu kınarken, kendisi bunu çekinmeden yapıyor.

Çünkü eleştirilemez oldular korunmaktadırlar.

Bu CTP’yi de zora sokacak …

Kendisi Magusa’nın yeni kindar diktatörü oldu…”


Dün Oktay Kayalp’ı arayarak 20 kadar istihdamın akıbetini sorduk o da bunu doğrulayarak emekli olanların yerine temizlik şubesine geçici statüde istihdam yaptıklarını ifade etti.

Emekli olan 10 kişinin yerine 20 kişi aldıklarını ama 20 kişiye ödeyecekleri maaşın 10 kişiye ödenenden daha az olacağını söyledi.


“Alerjin mi var?”

Bayramda alerji olup Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin acil servisine giden bir okur aktarıyor.

Bayramın birinci günü yediğim bir şeyden dolayı yüzüm ile birlikte tüm vücudum kıpkırmızı oldu ve biraz şişti.

Doğru hastaneye gittim.

Beni sedyeye oturtup soyunmamı istediler.

10 dakika sonra nöbetçi doktor gözüktü kapıda, yanıma bile hiç gelmeden üç metre mesafeden ‘alerjin im var’ diye seslendi.

Ben de ‘evet’ dedim.

Sonra çıkıp gitti ve bir on dakika sonra elinde iğne olan hemşire geldi.

İğneyi yaptı ve yarım saat içinde geçmezse yine gelmemi istedi.

Değil yarım gün boyunca alerjim geçmedi ve özel hastaneye gitmek zorunda kaldım…”

Aslında şikayetin  devamı da var ama biraz ağır kaçacak gibi geldi.

Bu şikayete yorum yapmak da istemiyorum, herkesin yorumu kendine artık…

balıkları nereden satın alıyorsunuz diye?

levenet.20110908090509.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, bir grup partiliniz Meclis’ten çekilmeniz ve sokağa inmeniz için gizli kulislere başladı. Aralarında kurt politikacılarda var, önümüzdeki günlerde kokusu çıkar gözünüzü dört açın.

Sayın Talip ATALAY, bayramda Hala Sultan’a ibadet giden bir vatandaş gördüğü kirlik sonrasında ‘Müslüman olduğum için utandım’ diye not düşmüş. Bu konuda en kısa zamanda önlem almanızı bekliyor.

Sayın Ahmet KAŞİF, Cengiz Topel Hastanesi’nde kayıt bölümündeki çalışanların görev anında kapalı alanda sigara içtiklerini biliyor muydunuz? Hem de vatandaşın gözünün içine baka baka…

Sayın Ersin TATAR, bazı televizyon kanalları devlet desteği sağlanmazsa devlet haberlerine artık bültenlerinde yer vermeme kararı almışlar. Basından gelen biri olarak bu konuda size önemli görevler düşüyor.

Sayın Ejder ASLANBABA, DGP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu ile son günlerde telefon trafiğini arttırdığınızı duyduk. Ancak bazı dostlarınız da uyarıyor. Sonbaharda yenilikler ve değişimleri beklemeniz yaranınıza olur diyorlar.

Sayın Birikim ÖZGÜR, sizin üzerinize de parti içinde bir takım oyunlar tezgahlanıyor. Parti içi görevlerinizde yeteri kadar başarılı olamadığınızı düşünenler yakında düğmeye basarlarsa sakın şaşırmayın.

Sayın Hasan SUNGUR, sigorta cezalarına yüzde 100 af istemişseniz de peki şimdiye kadar günü gününe ödeme yapanlara biraz haksızlık olmayacak mı bu? Bir kez daha düşünmenizde yarar görüyoruz.

Sayın Suat GÜNSEL, halen tiyatro festivalinin olduğu AKM binasının soğutma sistemi salonun dolu olduğu anlarda artık yeterli olmuyor. Bir el atsanız diyoruz, çok kişinin hayır duasını alacaksınız.

Sayın Oğuz KÖSE, Yedikonuk’daki inşaat olayını İçişleri Bakanlığı inceleme altına almış geniş bir araştırma başlatmış. Hakkınızda hayırlısı artık diyoruz.

Sayın Kemal DÜRÜST, bölgenizdeki bazı dost ve ahbapların eğitim ataşesi olarak yurt dışında görevlendirildiği yönünde duyumlar almaya başladık. Bir daha seçilebilmek için başka şansınız yok değil mi?

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Yaşar Ersoy sanat etkinlikleri için her para istediğinde gözleriniz fal taşı gibi açılıyormuş. Ancak tiyatro seyircisinin de futbol seyircisini geçtiğini unutmamak lazım değil mi? Yeni tiyatro binası için 10 trilyon helali hoş olsun.

Sayın Tufan ERHÜRMAN, kamuoyunda çok kişi artık sizin gibi akademisyenlerin aktif siyaset girmenizin şart olduğunu düşünüyor. Sizi taşıyabilecek bir parti var mı bilemeyiz ama artık bu yönde kolları sıvamanın zamanı geldi gibi görülüyor.

Sayın Mahmut KUŞ, sizin ufaklık bayramda hastalanıp hastanelere taşınmasına neden olmuş. Büyük geçmiş olsun diyoruz. Çok yakında leylekler bir tane daha getirecek diye duyduk doğru mu?

Sayın Ertan BİRİNCİ, yeni binanın açılışı için artık günleri saymaya başlamışsınız. Açılışa Türkiye’den bakanların da geleceğini duyduk. Bundan sonrasında artık Allah utandırmasın, hayırlı işler dileriz.

Sayın Meral CANALTAY, daha çiçeği burnunda bir avukat olmanıza rağmen Kalkınma Bankası’nın  hukuk işlerini görmek size nasip olmuş. Gözü olanın gözü çıksın ama bundan rahatsızlık duyanlar da yok değil yani.

Sayın Mehmet SAYDAM, kardeşiniz Münevver’in anne olduğunu ve dolayısıyla da sizin dayı olduğunuzu öğrendik. Hayırlı uğurlu olsun diyoruz. Dayılık size biraz pahalıya mal olabilir, şimdi pamuk ellerin cebe gitme zamanıdır.

Sayın Özer KANLI, kadim dostunuz yazar Oray Eğin’in çok selamı var. Yakında adaya gelip sizinle hasret giderecekmiş. Bu kadar samimiyet nereden geliyor anlayamadık doğrusu…

Sayın Yaşar ERSOY, Tiyatro Festivali ile bir kez daha büyük bir başarının altına imzanızı attınız. Umarız sanata katkılarınızı devlet büyüklerimiz de görür ve artık bir devlet payesi vermeyi düşünür.

Sayın Abdullah AZİZOĞLU, 40 yıllık hizmetten sonra basın mesleğine veda edip emeklilik hayatına başlamışsınız. Yeni yaşamınızda mutluluk ve sağlık dolu günler dileriz. Şimdi artık bütün kıyılar balık tutmak için sizi bekliyor olmalı değil mi?

Sayın Altan ERDAĞ, Sokan balığı avında bir kez daha eliniz boş gelmişsiniz. Dostlarınız soruyor eve kilolarca götürdüğünüz balıkları nereden satın alıyorsunuz diye?

 

Günün Fıkrası : Bulamamış

İktidarsızlıktan yakınan Temel doktora gider. Doktor bey ‘yapamıyorum’ der. 
Doktor muayeneden sonra reçeteye bir takım ilaçlar yazıp bunları bir hafta kullanıp tekrar muayyene için kontrole gelmesini söyler. 
Temel bir hafta sonra tekrar doktora gider ve değişen hiçbir şey olmadığını söyler. Bunun üzerine doktor temele bu konuda uzman bir bayan doktoru tavsiye eder. 
Temel ertesi gün bayan doktorun yanındadır. Derdini anlatır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31