“Adalet mülkün temelidir” tümcesindeki “mülk” sözcüğünden kastedilen tabii ki “devlet”tir. “Adalet devletin temelidir” de diyebiliriz aynı zamanda… Temelinde adaletin güçlü örgüsü olmayan bir devletin sağlamlığı ve geleceği kaygı telkin eder.
  
Şimdi ben burada geçmişten başlayarak adil olmayan devlet işlerinin dökümünü mü yapsam?. O zaman ortaya çıkacak olan sonuç, düzenimizi devletten çok aşirete benzettiğimizdir.
  
İşsizlik sorununun en trajik boyutlara ulaştığı bu evrede devletin iş dağıtım mekanizmasının hangi durumlara getirildiğine bakmak bile bu ülkede “adalet mülkün temelidir” ilkesine ne denli uyulduğu hakkında net bir fikir verir.
  
Bugüne kadar tanık olduğumuz istihdamlarda sadece partizanlık yapılmadı. Parti içindeki güç dengelerine göre de ayrımcılık yapıldı. Yani parti örgütlerinde daha güçlü olanların yakınları devlet kapısında iş bulmakta daha bir şanslı çıktı.
  
İktidar partileri içindeki, hele UBP içindeki şu son huzursuzluklar da genellikle bu güç yarışından kaynaklanır. “Hep benim sözüm geçecek” hırsı ve “o benim adamım, öteki senin adamın” dalaşı hiç bitmez. Ve bunun adına da “siyaset” denir maalesef!..
     *       *       *
  
Başbakan İrsen Küçük,  bayramdan sonra istihdamlar için düğmeye basılacağını söylerken, ana muhalefet partisinin genel başkanı Özkan Yorgancıoğlu anında tepki vererek devleti partileştiren anlayışı ve tavrı sorguladı.
  
Tanrı aşkına ama, bu bağlamda Yorgancıoğlu da camdan evde oturduğunu unutmasın…  CTP’nin iktidar döneminde de devleti partileştiren tavırların dik alası görülmedi mi?.. Öyle gelmiş, öyle gider yani!.. Geçmişte hasbelkader koalisyon ortağı olan minik partilerin bile iktidar erkini ucundan yakaladığı anda devleti gücü oranında nasıl kendince partileştirmeye çalıştıklarını da unutacak kadar bellek yoksunu değiliz.
  
Tencere dibin kara, seninki benden kara!...
  
Mülkün temelinde olması gereken adaleti hırpalamak için partizan duygular her zaman at başı gitmektedir. Alın birini çalın ötekine!..
     *       *       *
  
Başbakan İrsen Küçük, özellikle sıkıntılı olan ailelerin çocuklarının devlette çalıştırılması için önlemler aldıklarını söylüyor ama, daha önce yapılan birçok istihdam onun bu sözlerini çürütecek nitelikte... O nedenle olası yeni istihdamların adaletine de şimdi kuşkuyla bakılıyor…
  
Bazı ailelerin birkaç çocuğunun birden istihdam edildiği, istihdam edilenlerin bazılarının ise aile işletmeleri bulunduğu ve o işletmelerde görev alacak yerde, kendilerine şans tanınması üzerine devlet istihdamını yeğledikleri verilebilecek örnekler arasındadır. Ne kadar da cazipmiş devletin bordrolarında yer sahibi olabilmek!..
  
Devletin anayasal ve özerk bir Kamu Hizmeti Komisyonu olduğu halde derme - çatma sözde sınavların ve atamaların hükümet dairelerinde bu anayasal komisyon teğet geçilerek yapılmakta. Bu nasıl bir adalet ve hukuk anlayışıdır?..
  
Hoş; Kamu Hizmeti Komisyonu’nun da şaşırtıcı işlere ve kayırmalara sahne olarak kamuoyunda dillere düştüğü de bir diğer acı gerçeğimiz. Yani balığın başından başlayarak kokmadık yeri kalmadı…
  
Eskinin bilge insanlarının adaletin mülkün temeli olduğuna dair vurgulamayı boşuna yapmadıklarının kafalarımıza dank edeceği an, her türlü partisel, zümresel ve kişisel çıkardan arınıp uygarlığı ve soyluluğu yakaladığımız an olacaktır…
  
Ama hani nerede o an!.. Bizden o kadar uzakta ki!..
  
Onun için toplumsal huzursuzluklar ve belirsizlikler içinde bocalamaya berdevamız ne yazık ki!..  

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31