Günlerdir Türkiye basınındaki şortlu taciz olayını okumaktayım.

Köşe yazarları değerlendiriyor, bilirkişiler konuşuyor. Kimi demokrasi ağıtı yakıyor, kimisi de oh olsun çekiyor.

Ne var ki iki taraf ta şortun etrafında dönüp durmakta.

“Şortlu diye birine hakaret ediliyorsa bu memleket nereye gidiyormuş” veya “şortluymuş hakaret edilebilirmiş!”

Kızın söylediklerini okudum birde: “antrenmandan dönüyordum, bacaklarım ağrımıştı, bacağımı uzattım. Oradan bir bey geçecekti, hakaret etti.”

Pardon yani. Pardon ki ne pardon.

Belediye otobüsünde, insanların yorgun argın eve döndüğü bir saatte bacağını uzatıp, insanların geçişine engel olacaksın, sonrada “şortluydum tacize uğradım” diyeceksin.

Oturma adabı diye bir şey var. İnsanlar mini etekle, şortla, pantolonla oldukları gibi yayılmazlar.

Umumi yerlerde bacaklarının bir başkasının geçişini engelleyecek şekilde hiç uzatamazlar.

Belediye otobüsünde ise hiç yapamazlar bunu.

Yaparlarsa uyarılırlar. Çarşaf giyip bacak uzatsa da uyarılırlar, şort giyip uzatsa da.

Çaçaronluk yapıp suç bastırmaya çalışırsa da diğer yolcular tarafından susturulurlar.

***

Tekrar başa dönelim. Şortlu kız tacize uğradı deyince ben şort giymesinden dolayı bazı kişilerin kıza hakarette

bulunduklarını, hatta daha da ötesi elle tacizde bulunduklarını sandım. İçin için kızmadım değil. Sana ne ne giyerse giysin…

Ancak kızın söylediklerini okuyunca anladım ki ortaya alınıp çakma deterjanla köpürtülen şort burada nesnel anlamından başka bir şey ifade etmiyor.

Şort üzerinden içlerindekini dökmüş insanlar. Laikliğin gittiğinden tutun da, “yav bizi taşlar da bunlar” demeye kadar.

Maksat şort üzerinden hükümete çalım atmak.

Medeniyet denince mangalda kül bırakmayan ve kendilerine aydın adı veren kesim (gerisi neyse)” “kızım belediye otobüste bacak uzatılmaz. Pantolonda giysen, peçede taksan tepki gösterir insanlar” demiyor.

Her gün şehit cenazelerinin kalktığı ülkede tek dert şort ya, onu konuşuyorlar.

***

Cumartesi günü, daha insanlar uyanmadan, sabahın 6’sında 16 yaşındaki bir kız trafik kazasında öldü. Araçta 5 kişi var… En büyüğü de 19 yaşında. Kaza esnasında araçta olan kızlardan biri anlatıyor. “İçkiliydik. Aracı kullanan arkadaşımız el frenini çekti” vs.

Ölen Şela ortaokul öğrencisi. Kimse o yaştaki bir çocuğun sabahın 6’sında niye dışarıda olduğunu sorgulamıyor diyorduk ki bir soran çıkmış.

İsabetli kararları ve açık sözlülüğüyle herkesin sevgisini kazanan Değerli Yargıç Fügen Ulutekin “Beni düşündüren alkol.

Bu çocuklar sabaha kadar alkol alıyorlar ve aileleri merak etmiyor. Bu kadar sorumsuz bir hayat olabilir mi? Yaşanan bu acı olayda yalnızca bu genç mi sorumlu yoksa 16 yaşında bir kızın sabahlara kadar sokakta kalmasına izin veren ailesi mi?

Ben şaşırdım artık…” demiş.

Günlerdir içimizde olanları kim ne düşünür diye kem küm etmeden, cesurca,  dile getirmiş Fügen Hanım.

Elbet bir kabahat, diğer kabahati örtmeyecek ama Fügen Hanım’ın söylediklerine kim itiraz edebilir?

Günün Sözü: Özgürlük adaletten başka bir şey değildir.

Voltaire

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31