Akademisyen dostum yanımdan ayrılırken kulağıma eğildi...
Ve bana gizli bir şey söyler gibi,
-Merkel'e çok güvenme, dedi.
Haydaaa...
Bu da nerden çıktı?
Güvenen kim Merkel'e?
Öyle mi yazdım ben?
Birkaç tanesi hariç, hangi politikacıya güvendim ki şimdiye kadar da Merkel'e de güveneyim? Yanlış anlamayın... Bir papazın kızı olduğu için değil... Ne de Doğu Almanya'dan geldiği için... "Melek" diyenler var ona... Desinler...
Herkes melek diyebilir kendi kendine... Az Melek mi var bizde de?
Kendine melek değil, şeytan diyenler daha çok güven uyandırır hem bende... İnkarı yok... Şeytan...
Eti ucuzlatıp diğerlerine fark atan kasabımız, "Şeytancık" demiş kendine mesela... Şeytan değil... Şeytancık... Fark var arada... Dalga geçiyor şeytanla... Zar atıyor...
Kim kimi kandıracak bakalım...
Kim kimi altedecek...
Şeytan onu mu, o mu şeytanı?
Dana kıymasının kilosu dokuz Euro Şeytancık'ta...
İyi mi?
Bir kasabın vitrininde gördüm güneyde...
Baf Kapısı'nda...
Hem de Türkçe...
Dana kıyması beş Euro...
Kulakları çınlasın bizim Şeytancık'ın...
Tanrı, adaletini eşit dağıtmamış her iki tarafa...
Merak ederim hep...
Hangi tarafın şeytanları zafer kazanmış daha fazla... Bunu anlamak için siyasi iradeyi teraziye vurmak gerekir herhalde... Kim daha özgür? Biz değil mi?
Eşeklerden anlaşılır bu mesele en çok...
Hür eşeklerimize bakın...
Maşallah, dağıtıyorlar ortalığı Karpaz'da...
Ne fidanlık bırakmışlar, ne çamlık...
Hayatlarından memnun...
Hepsi de taksimden yana...
Egemenlik ve garantiler olmazsa olmazları...
Eşekler sevimli yaratıklar... Ama akademisyen dostumun hakkını onlara kaptırmak istemem.
Bu yazı eşekler için değil, onun için...
Giderken bir şey daha söyledi...
"Merkel için ben de bir yazı yazdım, yarın oku" dedi.
Akademisyenlerin dili sıkıcı...
Yine de okudum...
Tayyip Erdoğan'la aynı fikirde...
Tarih dersine ihtiyacı varmış Merkel'in...
Türk askeri işgalci değilmiş adada...
Zaten bu asker, Cunta'nın darbesi karşısında Türklere de Rumlara da hayat vermeye gelmiş...
E, bu kadar yeter değil mi?
Ha Denktaş'ın yazısını okumuşum...
Ha onun...
Ha Erdoğan'ı dinlemişim... Ha onu...
Merak ettim ancak...
Türklere ve Rumlara hayat vermeye gelen Türk ordusu nasıl hayat vermiş... Melekler gibi mi?


Merkel'in söylediklerinde tercüme hatası varmış...
Eksik olmasın, Makarios Druşotis aydınlatmış bizi bu konuda...
Doğru tercümeyi de yazmış...
Onu da okudum... Ama ben önemli bir fark göremedim yanlışı ile doğrusu arasında...
İkisinde de Merkel "Uzlaşı için büyük bir arzu gösterdiniz, maalesef karşılık bulmadı" diyor Rumlara...
Bizim Türkçeye tercümede de mi bir hata var acaba?
Ama diyelim öyle olsun...
Alman hükümet sözcüsünün yaptığı açıklamanın tercümesi de mi yanlış?
Eğer tüm tercümeler yanlış ise, gelin hepsini silelim bugüne dek ne yapmışsak...
Baştan başlayalım...


Ban Ki Moon'un söyledikleri hoşuma gitti. Soruyorlar adama:
-Merkel'in açıklamaları hakkında ne düşünüyorsun?
-İki liderle Cenevre'de görüşeceğim, diyor.
Tıpkı bizim Londralı vatandaş gibi...
Gazeteci "Çözümden unutlu musun?" diye soruyor.
O da habire,
-Aha gider gelirik Londra'ya, diyor.
Akademisyen dostum diğer akademisyenlerden farklı... Bisiklet sürüyor...
Ama bu yolda ilerlerse, onun da bir Mercedes'i olur yakında... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31