Kimisi elçi Akça’nın açıklamaları işine gelmediği için kendince yorumlayıp susmasını önerirken, kimisi de elçiliği umut kapısı olarak görüyor.

Elçiye eleştiri yapmak son günlerin reyting malzemesi oldu!

Ne kadar çok eleştiri yaparlarsa, kamuoyunun gözünde o kadar yüceleceklerini zannediyorlar!

Kendi önerilerini söyleyen ise neredeyse hiç yok!

Sayın Akça, elçi olmadan bir hata etti ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’na giderek ‘sizin hatalarınızın bedelini Türkiye insanı değil, Kıbrıs Türkü ödeyecek’ dedi...

Belli ki yanlışını anlamış ve şimdi hedefini o da siyasetçilere çevirdi...

Türkiye’nin burdaki bir memuru KKTC hükümetlerini eleştirebilir mi?

Normalde eleştirirse etik olmaz!

Hatta ülkeler arasında ültomatom savaşları yaşanır.

Ama burası normal değil anormal bir ülke...

Hükümetin adı var kendi yok!

Yönetimde büyük boşluklar oluşunca, devreye Ankara giriyor ve haliyle açıklamalar ardı ardına geliyor!

Doğru dürüst çalışan bir hükümet, siyasi bir otorite ve adil bir düzen olsa ve elçi burnunu işimize soksa yanlış yapmış olur ve kendisine yapılan eleştiriler de haklı sayılır.

Ama hem hükümetin icraatlarını beğenmemek, buna isyan etmek, adil düzene baş kaldırmak  hem de Elçiye, dolayısıyla Türkiye’ye yüklenmek, ucuz siyaset yapmaktan başka bir şey değildir!

Sayın Akça’nın elçi olduktan sonra yaptığı ziyaretler ve açıklamaların bir kısmı basında yayınlanırken, bir kısmı da yayınlanmıyor.

Yayınlanmayanlar konusunda bizim kulağımıza gelen çok şey var...

Örneğin, KTHY’nin talihsiz çalışanları, CAS’ın hakları budanarak zor şartlar altında çalıştırılan yüzlerce personeli, ödenmeyen ek mesailer, öğretmen ödenekleri, süt üreticisinin aylardır alamadıkları...

Bunların hepsi de şimdiye dek kasaba politikası yapan gelmiş geçmiş hükümetlerin suçu...

Aradan 10 yıldan fazla geçti ve hiç birisi de banka batıranların peşine düşüp hesap sormadı!

Birkaç ay içeride yatan banka patronları sonuçta çıktı ve kaçırdıkları paralar yanlarına kar kaldı...

Oysa bu paralar ki toplamda nerdeyse 200 milyon dolar kadar tutuyor, dönemin Ankara hükümeti tarafından, sırf Kıbrıs Türkü mağdur olmasın diye, taksitle de olsa ödendi...

Ödendi ama sorun bitmedi...

Hiç bir hükümet bu paraları batıran banka sahiplerine hesap soramadı!

Bu paraların peşine düşülüp tahsil edilseydi bile şimdiki maddi sıkıntıların bir çoğu yaşanmayacak, birbirimizle didişmeyecektik.

Bu konuda Ankara’nın ciddi bir isteği olduğunu biliyoruz.

Ama bunu Ankara bize dikte ettirmeden kendi irademizle yaparsak sorunların çoğunu da aşmış olacağız.

Sayın Akça, Kıbrıs Türkünün iradesine karışmasın, yönlendirme yapmasın...

Biz de bundan yanayız.

Ama ülkemizin resmi hiç de iç açıcı değildir ve biz yapmazsak, başka birileri yapar ve çok fazla da kendimizi savunacak yanımız kalmaz!

...

Örneğin Cumhurbaşkanımız;

Cebimde ülkeyi kurtaracak reçete var dedi, reçeteyi uygulama fırsatı bulmadan, ki reçete filan da yoktu Saray’a gitti...

Başbakanımız;

Belki de tüm hükümetlerin en talihsiz başbakanı ünvanına sahip.

Geçmiş hükümetler paketleri ellerinden gelince salladılar, ama şimdi kendisinin böyle bir lüksü yok...

Ayrıca parti içinde yaşanan makam kavgasının, verilemeyen sözlerin kendisini nasıl olumsuz etkilediğini hep birlikte bilmekteyiz.

Bakanlar ona keza;

Sanki de ülkenin bakanları değil bölgelerinin, hatta sadece kendi partilerinin bakanları...

Bir kaç eşi dostu ve akrabayı devlet memuru yapmaktan başka hiç bir olumlu icraata imza atamadılar.

İşte bu çirkin resim, halkın siyasetçiye olan güveninin tamamen yitirilmesine neden olmuştur...

Bu boşluğu gören Ankara da tam yetki vererek gönderdiği Akça’ya kafasından geçenleri söyletmekte ancak bir çoğu işimize gelmediği için de yerli yersiz eleştirerek, ülke sorunlarına çözüm üretmeyi bir türlü aklımıza getirememekteyiz.

...

Önemli NOT: lozadam@superonline.com adresimiz ilgili firmanın KKTC’de faaliyetlerini durdurmasından dolayı kapanmıştır. Bize yazacağınız görüş, öneri ve şikayetlerinizi lozadam@kibrisonline.com yada leventozadam@gmail.com adresine bekliyoruz.

        

 

Okur Mektubu

AB vatandaşı avukat aranıyor...

 

‘Sayın Levent bey

Ben Ankara’da gıda imalatı yapan bir şirketin en büyük ortağı ve müdürüyüm.Yıllarca T.C. mahkemelerinde uğraştıktan sonra kabul ediyorum ki bu ülkede adalet yok. Bu gün karşı tarafın imzalı ibranamesini mahkemeye verdiğim halde mahkemeyi kaybettim. Avrupa insan hakları mahkemesine gitmek istiyorum ama oluşacak baskıya ailemin dayanabileceğini sanmıyorum. Yapanın yanına kar kalmasını da istemiyorum. Çünkü ben çocuklarıma daha iyi bir ülke bırakmak istiyorum. Bu yüzden haklarımı bir Avrupa vatandaşına devretmek istiyorum. Amacım sadece yapanın yanına kar kalmaması. Avrupa vatandaşının Avrupa da daha fazla şansı var. Bana yönlendirebileceğiniz bir Avrupa vatandaşı avukat veya Avrupa vatandaşı varsa çok iyi olur. Vaktinizi aldığım için çok özür dilerim. Kolay gelsin. ..’

(Satılmış SUBAŞI)

0532 472 93 42

satilmis-subasi@hotmail.com

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Ahmet KAŞİF, doktor bulamayınca yolda hayatını kaybeden vatandaşla ilgili açıklamanız özürü kabahatindan büyük bir açıklama oldu. Sağlık ocağına bir vatandaş doktor görmeye değil de, çizgi film mi seyretmeye gider Allah aşkına!

...

Sayın Ertuğrul HASİPOĞLU, Vakıflar İdaresi’nin çarşı ihalesi Bakan Kaşif’in oğlunun şirketine verilince büyük tepki gösterdiğiniz ve niçin ‘bizden birine’ verilmedi diye kükrediğinizi öğrendik.Ahmet bey yoksa düşman takımın mı futbolcusu?

...

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, UBP’nin gelecekteki genel başkanı ve ülkenin de başbakanı olarak kendinizi gördüğünüzü ve yakın dostlara bu söylemlerde bulunduğunuzu duyduk. Aslında duruşunuz hiç de bunların hayal olmayacağını ortaya koyuyor. Siz yeter ki bir daha ki seçimlerde iktidarda olmaya bakın...

...

Sayın Muzaffer SEVİNÇ, iddia edilen Başbakanlıktaki haraç çetelerinin izini ne zaman sürmeye başlayacağınız yönünde mesajlar geliyor. Yoksa yetki alanınız orasını kapsamıyor mu?

...

Sayın Fuat NAMSOY, bıkıp usanacağımızı zannetmeyin sakın! Şu 333 bin TL’lik ihalsiz iş konusunda halen bir açıklama yapmadınız. Böyle gidersiniz yakında mesaj kutusundan çıkar yan taraftaki bölgeye geçersiniz, uyarmadı demeyin!

...

Sayın İrsen KÜÇÜK, son günlered üst düzey bürokrat ve kurmaylara karyı epey sertleştiğiniz gözlemleniyormuş. Ha keşke bunu daha önce yapsaydınız, şimdi bu kadar çok sıkıntı yaşamazdınız...

...

Sayın Şükran KORAHAN, üzerinizdeki bazı baskılar nedeniyle istifa edip emekliliğin eşiğine geldiğiniz söyleniyor. Hayırdır sizi bu kadar üzen kim, sizden etik olmayan ne yapmanızı istiyor?

...

Sayın Hasan BOZER, bir okurumuz mesaj göndermiş, meclis oturumlarının BRT 2’den KKTC dıyında başka ülkeye yayın yapmasının engellenmesini istiyor. Bütün dünyaya rezil olduğumuzu düşünüyor, bizden iletmesi...

...

Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, dünkü basın toplantısında genel baykan adaylarından sadece siz yoktunuz ve gözlerimiz sizi aradı.

...

Sayın Erdoğan ŞANLIDAĞ, son günlerde bölgenizden daha çok Lefkoşa’da görülmeye başlanmışsınız. Eski partilileriniz kıskandıklarını bildiriyorlar. Mesajı almışsınızdır değil mi?

...

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, geçmiş bakanın yasak kolduğu gazetelerin alımına başladığınızı memnuniyetle öğrendik. Ne kadar çok gazete o kadar çok demokrasi demektir değil mi?

...

Sayın Sümer AYGIN, Girne kordonboyunda onlarca çekirdek yenilmez levhası var ama, vatandaş maşallah değirmen gibi çekirdek tüketiyor. Şu zabıta eksikliğini artık giderseniz diyoruz...

...

Sayın Özdemir GÜL, Türkiye ile KKTC arasına karayolu yapılmasını öngören çılgın projenizi tuttum. Bizimkiler heryeyi mamır etti onu da en kısa zamanda yaparlar hiç merak etmeyin.

...

Sayın Harun DENİZKAN, önceki akşam evde kendi ellerinizle özel misafirlerinize felafel yapıp yedirmişsiniz. Elinize sağlık da insan gazeteden de bir kaç kişiyi çağırırdı değil mi? Şimdi çek bakalım çekebilirsen onları..Cemal ve Konti”’e var da bize yok mu?   

...

Sayın Ramazan ÖZÇELİK, ablanız geldiğinden beridir keyfinizin yerinde olduğu söyleniyor. eve kadın eli değince bir başka oluyor değil mi?

...

Sayın Gazi GÜNEY, zeytin ve zeytinyağı ihtahalatı yasağının çok başarııl olmadığı çünkü vatandaşın şimdi de bu ürünleri Güney’den aldığı söyleniyor. Bakalım oraya da yasak getirtebilecek misiniz?

...

Sayın Cevdet KOPAR, Lefkoşa’dan sonra şimdide Mağusa’ya el atmışsınız ve en gözde markaları bölge halkı ile tanıştıracakmışsınız. Hayırlısı olsun diyoruz. Peki bölge halkı Gomşu’nun o enfes kebaplarını ne zaman yiyecek?

...

Sayın Ali TEKMAN, son günlerde yazılarınız ve açıklamalarınızla Lefkoşalılar’ı fena halde kızdırıyorsunuz. Yakında Gönyeli çemberine barikat koyup da sizi içeri sokmazlarsa sakın şaşırmayın olur mu?

...

Sayın Erkut ŞAHALİ, görmeyeli epey kilo almışsınız ve göbek yapmışsınız. Acil olarak size sıkı bir diyet programı ve spor salonu tavsiye ediyoruz. Yaş ilerledikçe alınan kiloları vermek daha zor oluyor...

 

Günün Fıkrası

 

Temel’in kedisi

 Temel, sol kolunun üstüne güzel mi güzel pek hoş bir kedicik oturtmuş. Nereye gitse kedi kolunda.
Arkadaşları :
- Nedeysun pütün gün kedi kolinda, kediyi rahat piraksana, deyince Temel:
- Pirakmasina pirakacağum ama, kedi dişi, başina bir halt kelir tiye endişeleneyrum.
İçlerinden bir tanesi Temel'e ilginç bir fikir önerir. Kedinin belirli yerlerine pamukla benzin sürmesini, böylece erkek kedilerin Temel'in kedisine zarar vermeyeceğini söyler. Temel de söyleneni aynen uygular. Sonuç harika, erkek kediler değil yaklaşmak, nerdeyse altı aylık yola kaçarlar. Günlerden bir gün Temel'in kedisi kaybolur. Temel perişan:
- La, penum kediyi körtünüz mi? diye, diye iki, üç gün dolaşır. Derken bir tanıdığı:
- Senin kediyi körtüm. Temel:
- Nerdeydi? Ne ediyirdi? Arkadaşı :
- Aşağı mahalledeydi, penzinu bitmiş arkadan itiylerdi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31