Lefkoşa Surlariçinde yaşayan belki de Hataylı vatandaşın Rumlardan alınan ve Pamuk diye çağrılan horozu kuzeye geçer geçmez, "Allah" diye ötmeye başlamış.

Ve medya bu mucizeye şaşırıp kalmış.

Şimdi horoz yemlerden, muhtemelen Hataylı da ilgiden memnun, mesut yaşıyorlarmış.

Güzel ülkemde 23 Nisan Türkiye’nin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlandı.

Dünyanın birçok ülkesi, eğlensinler, bu anlamlı günü kutlasınlar diye Türkiye’nin tüm bayramlarının kutlandığı bu güzel ülkemin kuzey yarısına çocuklarını gönderildiler.

Bu dünya insanının dayanışmasıydı.

Ancak güzel ülkemin çocukları yine güzel ülkemin diğer çocukları ile birlikte olamadılar.

Çünkü güzel ülkemin güzel çocukları büyürlerken birbirlerini düşman bilmeleri gerekirdi

ki güzel ülkem, güzel çiçekler açamasın.

Güzel ülkeme dikensiz çiçekler yakışırken her tarafına dikenleri bol, çiçekleri az, kurumuş otlar dikmişler.

İki gün önce güzel ülkemin güzel çocukları kendi özgürlük bayramları yerine diğer bir ülkenin egemenlik ve çocuk bayramını kutlarlarken…

Kısa bir süre önce Toplumsal Varoluş diyerek özgürlük adına dayanışma yapan büyükler yine bir araya gelemediler.

Ve bugün yani çocukların yolda yürümelerinden iki gün sonra ayrılığa yürüdüler.

Büyüklerin ayrılık günü bugün.

Nedir büyükleri bir arada tutamayan ve iki toplumun ayrılmasına sebep olan?

Nedir iki toplumun bir araya toplanmaması için araya sokulan ?

Gönül isterdi ki yok olmaya yüz tutmuş toplum, onlara inat birlikte hareket edip sonunu görebilsin başlattığı yürüyüşünün.

1974 öncesinde de Türkiye’nin tüm bayramları kutlanırdı burada çünkü anayasada var bu.

Anayasaya koymuşlar çünkü “büyüklerimiz”.

Koymuşlar ki hem Rumlar hem de Türkler Kıbrıslı olduklarını unutsunlar.

Ve bu güzel ülkenin insanları anayasanın emrini yerine getirmek için o bayramları kendi bayramları bilsinler.

Hala öyle biliyorlar.

Bir coşku vardı bizlerde de.

Zeybek oynardık İzmir yöresinden Kıbrıs diye.

Öyle bir keyif alıyorduk ki Ege yöresi kıyafetleri giyerken.

Halbuki ne giysilerimiz bizimdi ne de oyunlarımız Kıbrıs’ın.

Şimdiki törenlere bakıyorum, yine Kıbrıs’ın çocukları, Ege bölgesi kıyafetleri Kıbrıs kıyafeti gibi giyip meydanlarda coşuyorlar.

Şimdi de camiler ve dini moda yapmışlar burada.

Etrafıma bakıyorum okullardan çok cami.

Her camide bir imam.

Köylere bile kuran kursları başlatılmış.

Tepelerden ovalara bakıldığında minarelerin çokluğundan buralar artık Anadolu sanılabilir. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşamak zorunda kalanları daha Türk ve daha Müslüman yapmak içindir her türlü çaba.

Ve ülkemin güneyinden kuzeyine geçen horoz bile Müslüman olup“Allah” diye ötmeye başlamış .

Aslında durum öyle değil, tamamen saptırma.

Gerçek şu:Horoz kuzeye geçtiğinde gördükleri karşısında ağzından ilk çıkan söz şu oldu ,

” Allah Allah”…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31