Son birkaç yıldan bu yana Kuzey Kıbrıs’ın, KKTC devletinin üzerindeki kara lekelerin sayısı o kadar artmıştır ki, KKTC’nin kendisi harita üzerinde koskocaman kara bir lekeye dönüşmek üzeredir neredeyse. Öyle ki, kara lekelere isim verip sıralasam Lefkoşa’dan dümdüz bir liste halinde Kuzey’de Türkiye Cumhuriyeti’nin Sinop iline kadar uzanır…

Uzun süreli kötü yönetimden kaynaklanan zarara uğratılma;

Kötü yönetim ve siyasal çıkara dayalı yönetim sonucunda iflasa varan sonuçlar;

Yüzlerce çalışanın işten çıkarılması, işsiz kalması; sokağa atılması;

Çalışanların hak ettikleri maaşlarını alamadan açlığa mahkûm edilmesi;

Ödenemeyen çalışanlardan dolayı ilgili sektörlerin de sıkıntıya düşmesi;

Yıllarca işçinin maaşından kesildiği halde sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarının yapılmaması;

Ve tamamen haksız bir şekilde, hak etmedikleri biçimde işsiz bırakılan işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmemesi… Bunlar ülkede son yıllarda görmeye alışık olduğumuz bir tablonun listesinden en çarpıcı olanları. Yalnız tablodaki enstantaneler bununla kalsa belki durumun vahameti bu derece olmazdı. Ancak sosyal ve ekonomik sıkıntılar beraberinde psikolojik yansımalarını da getirince ülkedeki keşmekeş ortamı zararını daha fazla ortaya koymaya başladı.

Tahmin edersiniz ki dağılan ailelerden; düzeni bozulan çocuklardan; intiharlardan bahsediyorum.

***

Söylediklerim sadece ne KTHY için ne de Lefkoşa Türk Belediyesi için… İçimizi yakan tüm diğerleri de bu listeye dahil…

Peki bu süreçte sorumluluk kimlerindir?

İşte mesele bu sorumluluk davasına gelince herkes bir adım geri çekiliyor. Nedense geri çekilenlerin tümü memleketin hayrına çalıştıklarını ve ne yaptılarsa bu memleket için yaptıklarını söylemeye devam ediyorlar. Ama hep memleket için çalışıp sorunlara çözüm bulamayan sorumluların bu çözümsüzlükten kaynaklanan karmaşayı nasıl açıkladıklarını hiç öğrenemeyeceğiz galiba…

***

Gerçi öğrenmek için çok soru sormamıza gerek yok bana sorarsanız: Memlekette sıralamakla bitmeyecek felaketler yaşanırken, hangi kesimlerin yaşam koşullarının nasıl olduğunun analizini yapmaya çalışmak yeterli yanıtların bulunmasında önemli bir ispat olabilir diye düşünüyorum.

Daha açık da konuşabilirim isterseniz: Sömürülen iş yerlerinden mağdur kalan kişilerin çocukları sefalete sürüklenir, sosyal haklarını birer birer yitirirken, bundan sorumlu olanların çocuklarının yaşamlarının nasıl şekillendiği hakkında gözlemi olmayan sivil, sıradan yurttaş yoktur sanırım.

Bir tarafta kasıp kavrulanlar varken, öte yanda hiçbir şey olmamış gibi davrananların huzur içinde yaşamalarının garipliğini yüzlerine vurmak; onların utanmadıklarını bile bile üstlerine gidip utandırmak, pişman etmek, insanlığa davet etmek, bencilliklerinin farkına varmaları için mücadele etmek gibi insani mücadelelerden anlamadıkları kesindir.

Zaten yargı sürecini de onların aleyhine işletmenin mümkün olmadığının da şahidiyiz bu memlekette ne yazık ki…

Elimiz kolumuz da bağlı anlayacağınız.

***

Kuzey Kıbrıs üzerindeki, KKTC devleti üzerindeki kara lekelerin sayısı o kadar artmıştır ki, KKTC’nin kendisi harita üzerinde koskocaman kara bir lekeye dönüşmek üzeredir neredeyse.

Bu kara lekeyi temizlemeye çalışanların suçlu, yalancı, asi ilan edildiği günlerin yaşandığını bile bile doğruluğundan, dürüstlüğünden ve asiliğinden şaşmayanların son tahlilde kazanacaklarını biliyoruz.

Zaten kazanmak için yürüyoruz.

Kuzey Kıbrıs’ı kara bir leke olmaktansa mutluluğun, huzurun, refahın ve barışın renkleri ile bezemek için mücadele ediyoruz.

Biliyoruz kazanacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31