Dünya batacak telaşı ile 21 Aralık’ta değişen dünyamızı yazmayı es geçtik…

Esas meselelere değinmedik.

Meydan başkalarına kaldı.

Onlar resmi kanallarda boy göstererek korku salanlardı.

O gün birçok TC kaynaklı yetkili konuştular.

Birçok yerli işbirlikçileri de konuştular.

Hepsinin de verdikleri mesaj, “Rumlar katlederler, biz katlediliriz, onlardan uzak durmalı”.

Bunun açılımı şudur: Türkiye ilelebet burada kalacak. Kıbrıs’a gönderdikleri yerleşikler buraya temelli yerleşecekler. Biz ise, bu düzene ayak uyduranlar bir köşede sinip kalacak diğerleri de başka ülkelere göç edecek.

Aslında Kıbrıslılara sorulacak olursa kimse bu saydıklarımı istemez.

Daha doğrusu kafalarında Rumlarla baş başa kalırsak yine bize 1963’te yaptıklarını yapacaklar korkusu olmayan Kıbrıslılar istemez.

İçlerinde korku dolu olanlar zaten sinmeye razıdırlar.

Her neyse…

Sene 1963.

Aşağı Baf’ta her şey sütlimandı.

Okula gidenler Ramadan Dayı’nın basına binerek Mutallo’ya giderler…

İşine gidenler ta kendi arabaları yâda birilerinin ulaşım araçlarıyla işlerine giderlerdi.

 Ancak yılsonuna doğru mahallede tuhaf bir şeyler dönmeye başlamıştı.

Gündüz her şey bildik…

Akşamüzeri olunca büyüklerimiz sırayla damlara çıkıp av tüfekleri yanlarında nöbet tutmaya başlamışlardı.

Önceleri anlam veremedik ama biri, “Ya gelip bizi keserlerse” dedi.

Tehlikeli bir durum vardı, korktuk.

Ya keserlerse?

Sabah oluyor yine herkes okula işe, akşam olunca dama.

 Ne kadar sürdü hatırlamam.

Bir akşamüstü babam telaşla geldi” Gidiyoruz” dedi.

Nereye diye sormadan atladık arabalara, toz…

Mutallo’daydık artık.

Kiracı olmuştuk.

Ertesi sabah Vikla’ya gidip Aşağı Baf’a, yani evimizin olduğu yere baktık.

Simsiyah dumanlar yükseliyordu.

Bu, “Buraya bir daha gelmeyin” ateşiydi.

Daha da korktuk.

Sonra ne kurtarırız diye tekrar oraya gittik.

 Ben de vardım o gidenler arasında…

Buzdolabı tekmelenmişti.

Masalar kırılmış, çatal bıçak ne varsa yerlere atılmış, bazı eşyalarımız yağmalanmıştı.

Komşular, “Valla biz yapmadık” dediler.

Kim yaptı? Diye sorduk, “Bilmeyiz” dediler.

Nasıl desinler ki Kıbrıs’ı bölmek isteyen büyük ülkelerin oyunu.

Nasıl desinler ki büyük ülkelerin piyonları ve işbirlikçileri…

Diyemediler, “Bilmeyiz” dediler. 

Birkaç parça eşyayı kamyona koyup geri döndük.

O dönüş son dönüştü.

Fasariyalar oturunca babutsa toplayıp satmak için çok gittik kimse neden geliyorsunuz demedi.

Kimse bizi kesmedi.

Kimse bize hadi geri gelin de demedi.

Dünya batacak haberi bir gün içinde çözüldü. Yalandı.

Bizim mesele yani Rumlar bizi kesecek meselesi de yalandı…

Hala çözülemedi.

Çünkü hem kuzeyde, hem güneyde, Kıbrıslı olmayan yetkililerle işbirlikçileri resmi kanallara çıkıp, “Kesecekler” diyorlar.

Ama kim kimi kesecek?

  

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31