Biz "uzlaşma" desek de, kesin olan şu ki; eylemler sürecinin amacı hükümeti götürmek!.. Sürecin destekçilerinden Serdar Denktaş, partisinin genel sekreteri Bengü Şonya ile birlikte yemekli bir toplantıda köşe yazarlarıyla bir araya gelince, bu gerçeği bir kez daha gözlemledik. Davet bize birkaç saat önce "short notice" olarak yapılmıştı. Denktaş, partisinin sendikal platforma destek vermesinin nedenlerini açıklama ihtiyacındaydı. Bu ihtiyacını seslendirirken de, kimi yerde dinamit gibi ifadeler kullanmaktan çekinmedi.

Buluşmamız, son günlerin parlamentodaki flaş ismi, DP Lefkoşa milletvekili Dr. Mustafa Arabacıoğlu'dan habersiz yapılmıştı. "Keşke o da aramızda olsaydı" dediğimde, Şonya, Denktaş 'ın telkiniyle hemen onu cepten aradı. Arabacıoğlu o anda Şirinevler'de olduğu için gelemeyeceği mesajım verdi. Anlaşılan, Arabacıoğlu aktif siyasetten uzak değil. Evine kapanmış hali de yok. Ama, genel başkanın önemli girişirlerinin de dışında!..

Denktaş, ülkenin içine sokulduğu durumun sürdürülemez olduğunu her yorumunda duyumsattı.Halkı da sarmalına alan bu düşüncenin gerek KKTC'deki, gerekse Ankara'daki hükümete uyarıcı biçimde yansıtılmasında yarar görüyor. "Mutlaka Ankara ile oturup yüz yüze konuşulmalı" derken, yola bir başka hükümetle devam edilmesinin de altım çiziyor. "Bu çok ilginç dönemi hazırlayan hükümetin ta kendisi" diyor.

Başlatılan hareketten bekleneni net biçimde açıkladı: Milli bir uzlaşı hükümeti kurulmalı, ya da bu başarılamazsa erken seçime gidilmeli.Bugünkü hükümetin yerini alacak olanlar ise halka dayatılan paketi iptal ederek, Ankara ile yeni bir paket anlaşmasına oturmalı.

"Erken bir seçim olsa da meclis aritmetiğinin değişmeyeceği" görüşüne Serdar Bey katılmıyor. Devamlı halkın arasındaymış ve her gece bir köyü ziyaret ediyormuş. Düş kırıklığına uğrayan insanların acil iktidar değişikliğim arzular duruma geldiğini gözlemliyormuş. Denktaş, "erken seçim olmazsa bir UBP-CTP koalisyonu" diyor.

Ona göre, AKP iktidarının Kıbrıs Türk halkının karakterine uymayan isteklerine boyun eğen ve bu istekleri karara dönüştürüp uygulayan bir hükümet anlayışıyla karşı karşıyayız. Ve bu anlayışı değiştirecek bir iradenin önü mutlaka açılmalıymış."Hiçbir vizyon ortaya koymadan pakete imza attılar ve ülkeyi bu hale getirdiler" diyen Denktaş, AKP iktidarının da şimdi halkın karakterine uymayan o paketteki her maddeyi ülkeye yapılan parasal katkının bir bedeli olarak gördüğünü savunuyor.

TC Yardım Heyeti'nin durumuna da bilinen eleştirilerini ısrarla tekrarlıyor ve bu kurumun sakıncalı yaklaşımlarının altım çiziyor. Serdar Bey'in iddiası şu ki, bu kurumda hazırlanan yasa tasarıları hükümetin eline verilerek Meclis'e gönderilmekte. Yardım Heyeti'nin hükümetin kontrolü dışmda yatırımlar ve harcamalar da yaptığma işaret ederek "Türkiye de IMF'den yardımlar almıştır. Ama IMF'nin kendi eliyle şu köye yol, o köye inşaat ya da başka bir yatırım yaptığı görülmemiştir" örneğini verdi.

"Kıbrıs Türk milliyetçisiyim" diyen Serdar Denktaş, bu görüşünü Türkiye'de MHP'lilerin önünde bile açıkladığını ve vizyonunu izah ettiğinde yadırganmadığım belirtiyor. Ona göre, AKP'nin Kıbrıs Türk halkının karakterine uymayan icraatlarına karşı başlatılan hareket asla Türkiye karşıtı değil. TC Büyükelçiliği ve TC Yardım Heyeti önünde açılan marjinal pankartları onaylamadıklarını, şu sözlerle açıklıyor:

"Mitingde, gerek Türkiye'ye, gerekse AKP'ye karşı marjinal pankartların ve sloganların kullanılmaması için gereken hassasiyeti göstermekteyiz. Türkiye kamuoyunun gücendirilmeden aydınlatılmasından yanayız. Gösterilerin kontrol altında olması için azami gayret içindeyiz. Türkiye karşıtlığı hiç kimsenin lehine değil. Perşembe gün (bugün) yapılacak olan toplantıda açılacak pankartlar ve kullanılacak sloganlar belirlenecek ve bunların dışma çıkılmaması için ortak karar alınacak. Halk bu konuda duyarlıdır.   Duyarlılıklara uyulmazsa, ikinci bir mitinge kalabalıkları toplayabilmek olanaksızdır."

Onun bir ilginç sözü de şu: "Biz AKP'nin çözümcü kanadıyla birlikteyiz. Arman Planı günlerinde onlar da 'evet'çi değil miydi zaten?"

Sınır kapılarının açılmasının kahramanlarından biri olarak görülen Denktaş şimdi Türk tüketicisi Güney çarşısına akarken ne düşünüyor?.. Bu soruma aldığım yanıt şu:

"Kapılar açıldığında bizim taraf daha ucuzdu. Bize gelen Rumların kazıklanmaması için uyarılar yapıyorduk. Ama o günlerde Papadopulos bizim yapamadığımızı yaptı. Güney'deki pahalı ürünleri belirleyip bunların vergisini düşürdü, eş zamanlı 'Türkleri zenginleştirmeyelim' çağrışım yaptı ve gümrüklerde kontrol başlattı. Türkiye'den Güneye giden mallar bile şimdi bize gelenlerden daha ucuz."

 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31