Anayasa Mahkemesi, 3 yıllık bir tartışmaya son noktayı koydu. Daha doğrusu 3 yıllık bir tartışma sürecine rağmen, en başa dönüldüğünü gösterdi.

Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’nın kamuda çalışan hekimlerin ikinci iş yapması ve 35 saat çalışmasını düzenleyen maddeleri, Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik ilkesine aykırı bulundu.

Bu karar ve süreç, hem ülkedeki devlet yapısı ve siyaset, hem de hukuk açısından dersler çıkarılması gereken bir süreçtir.

Birlikte hatırlayalım;

Dönemin CTP hükümeti, sağlık reformu konusunda bir hedef koymuş ve ilk kez konuyla ilgili tarafların katılımıyla (serbest çalışan hekimler birliği hariç) önemli bir uzlaşı yakalamıştı. Buna göre, kamuda çalışan doktorların çalışma şeklini düzenleyen Kamu Sağlık Çalışanları Yasası, Döner Sermaye ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile Özel Hastaneler Yasası da eş zamanlı olarak geçirilecek ve sağlıkta ciddi bir yeniden yapılandırma yaşanacaktı.

Ne var ki, Genel Sağlık Sigortası ve Döner Sermaye Yasaları ile ilgili bütçe yaratılamadığından, konu, zamanla doktorlar yasası olarak bilinen Kamu Sağlık Çalışanları Yasası kapsamında kaldı. Ve sağlıkta reforma niyet edilirken, mevcut statükoyu kemikleştirip yasalaştıracak şekilde, kamuda çalışan doktorlara ayrıcalık tanınarak, çalışma saatleri ve ikinci iş konusunda unsurlar yer aldı yasada.

İtirazlar oldu.

Hatta dönemin CTP hükümeti, parti içinde de ateşli bir tartışma süreci yaşadı. Tabibler Birliği Eski Başkanı ve o dönem CTP Lefkoşa Milletvekili Ahmet Gulle’nin meclisteki değişiklik önerisi, Sağlık Bakanı Eşref Vaiz tarafından “disiplinsizlik” olarak değerlendirildi.

Sonuçta yasanın tartışmalı maddeleri değiştirilmedi.

Ahmet Gulle ikinci dönem aday olmadı.

Anayasa Mahkemesi’ne giden konu, Cumhurbaşkanı Talat ile Anayasa Mahkemesi’ni de karşı karşıya getirdi. Zira mahkeme, kendisine atılan tartışmalı konudaki sancılı topu, tek başına karşılamak istemedi. Cumhurbaşkanı da inisiyatif üstlenmeyi göze almadı.

İlginçtir, dönemin ana muhalefeti UBP hep sessiz kaldı. Ama şimdiki Başbakan İrsen Küçük yasaya oy verdi.

Ve yine ilginçtir, mahkeme karşısında meclisi temsil eden aynı avukat, CTP iktidarı döneminde yasayı savunurken, UBP döneminde iktidar değişince, yasanın karşısına geçti.

Anayasa Mahkemesi, bir kez daha değişiklik için topu meclise attı. Ama ne CTP döneminde, ne de UBP döneminde tek adım atıldı.

UBP hükümeti seçim arifesinde “eğer bu meclis yasa maddelerine karşıysa, gereken değişikliği de yapsın” dediğinde, mahkemenin kesin karar üretilmesi konusunda ısrarcı davranıldı.

Şimdi mahkemenin kararı sonrasında, hükümetin ne yapacağı merak ediliyor.

Muhtemelen yasada değişiklik gündeme gelecek ama doktorların ikinci işini yasaklayan ve 35 saat çalışmasını ayrıcalık olarak gören kararın gerekleri konusunda denetim yapmayacak.

Yapamayacak!

Kamudaki doktorların özlük hakları ve çalışma koşullarını iyileştirmeden, bir tercih zorlamak, pratikte işleyebilecek bir şey değil. Ancak mevcut ekonomik tartışmalar içinde sağlık için bir reform bütçesi ayrılması da olasılık dahilinde görülmüyor.

Keşke CTP o dönemde eline geçen fırsatı değerlendirebilmiş olsaydı.

Keşke bu maddeler konusunda bu kadar ısrarcı davranılmasaydı.

Keşke yeni hükümet bu kadar vurdumduymaz davranmasaydı.

UBP hükümeti döneminde yine büyük tartışmalarla açılan YDU Tıp Fakültesi ile Sağlık Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı ve kamu doktorlarının YDU’de ihtiyaç durumunda çalışabilecekleri karara bağlandı.

Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında bu konunun gündeme gelip gelmeyeceği, yoksa her zaman olduğu gibi YDU’nün dokunulmazlığı kapsamında görmezden mi gelineceği de merak konusu.

Gerçek olan şu ki, Anayasa Mahkemesi, 1 buçuk yıl sonra bir karar üretti. Ve bu karar gecikmiş bir karar olmanın ötesine geçemeyecek gibi görünüyor.

Oysa bizim merkeze insanı koyup, ciddi bir kördüğüm olan sağlık konusunda çok daha farklı şeyler yapabilmemiz gerekirdi. Hükümetler ile sınırlı olmadan bir devlet politikası belirleyebilmek gerekirdi.

Ne Yazık ki olmadı.

Ama bundan sonra yapılması gereken bellidir. Bugün iktidarıyla muhalefetiyle bütün partiler sadece bu karardan değil, süreçten de bir ders çıkarıp hareket etmelidir.

Eğer konu ile ilgili bütün tarafların temelde uzlaştıkları bir nokta varsa ki, vardır ve bütünsel bir sağlık reformunun kamu doktorlarının da koşulları iyileştirilerek hayata geçirilmesi isteniyorsa, bu değerlendirilmelidir.

İlgili sivil toplum örgütleri konunun peşini bırakmamalı ve sonuca kadar da takipçi olmalıdır.

Bu saatten sonra hem muhalefet hem de iktidara önemli bir borç düşüyor. Yıllardır kangren olan bu sorun konusunda artık sonuç almak zamanıdır.

Ve bunun için de yapılması gerekenler bellidir!
 

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31