6 Mayıs 1972…

Lise ikideydik.

Hürriyet Gazetesi gelirdi o dönem bir de Milliyet…

Buldukça okuyorduk.

Dersler daha ağırdı basıyordu çünkü.

Ve spor.

Ve dünya ile ilgili yayınlar.

O gün üç genç adamı faşistler idam etmişti.

Sabaha karşı urganı boyunlarına geçirdiler.

Devrim adınaydı bu gidişleri.

Pişman değildiler.

Ve o gün o üç fidan ölümsüzlüğe gitti.

Buğun uğruna öldükleri ülkeleri elinde Kuran ile oy toplamaya çalışanların ülkesi oldu.

Uğruna savaş verdikleri memleketleri bugün Ortadoğu’ya hızla kayan geri kalmış ülkeler sıralamasında yer alan bir ülke oldu.

Kısa bir anma girişi ile başladığım yazımın nereye gideceğini bilmiyorum.

Akıncı diye başlayacaktım.

Öyle ya Akıncı bugün ilk dış ziyaretini “kardeş” ülkeye yapıyor.

Kardeş ülkenin ona denk gelen cumhurbaşkanı RTE ile eşit şartlarda görüşecek.

Garantör ülke olarak Türkiye’nin görüşlerini alacak.

Aldığı görüşlere göre çizgisini dönüşte kurgulayacak.

Ve atacağı adımların ne kadar isabetli olacağını anlayacak.

Kolay değil kırk hatta almış yılda kangren olmuş bir meselenin altından kalkmak.

En basitinden Maraş’ın bile açılması bu kadar tantanaya sebep olmuşsa…

Varın siz düşünün Kıbrıs’ın bütününden nasıl çıkılacağını.

Herkesin malının başkalarına dağıtıldığı bir yerde mülkiyet meselesinin çözülmesi…

Ve binlerce askerin silahları ile bulundukları bölgelerin çözümden sonra boşaltılıp sahiplerine iade edilmesi.

Çevreye verilen zararı kimlerin tanzim etmesi gerektiğine giremiyorum.

Yasal olmayan birçok otelin, kumarhanenin yerlerinden sökülmesi…

Yabancıların sahillerde ve dağlarda hakları olmadığı halde sahip oldukları betonların yeniden bahçelere dönüştürülmesi...

Bir sürü sorun var.

Ve bir sürü sorunun çözülmesi kolay değil.

Akıncı’yı yazmayı düşünmüştüm.

Hem de ziyaretinin başlamasına birkaç gün kala.

Ancak bugün birkaç işim vardı İstanbul’da.

İstanbul dediğim surlar içinde kalan bölgesi…

Mesai saati dışında, nasılsa trafik yok, gidip haledeyim dedim.

Yola çıtım.

Bitirilmiş İstanbul’a bu saatten sonra yapılacak bir şey kalmamış.

Kangren olmuş yarayı temizleyemezsen organı kesip atarsın…

Ancak İstanbul’u nasıl temizlerler bilemedim.

Bugün anılması gereken Deniz’lerin yıldönümlerini bir gün sonrası…

Aslında geç kalmadım.

Çünkü bugün üç fidanın boyunlarına urgan geçirilmesinin 43. sene ve birinci günleri…

Onu anıyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31