Dün hayırlısıyla noter huzurunda (vali) TC’nin alt yönetiminde muhtarlık seviyesinde iş yapmaya gönüllüler ordusu, yeminlerini ettiler.

Ve hayali yetkilerini aldılar.

Bundan sonra görünürde kanunların onlara verdiği görevleri yerine getirmek için canla başla mücadele edecekler.

Ve biz onlardan işleri yapsınlar diye yine nafile bir bekleyişe gireceğiz.

Nereye kadar sürecek belli değil bu bekleyişin.

Onların tek tek kürsüye çıkıp içinden okudukları yemine baktım.

Eminim kürsüden indiklerinde nereye yemin ettiklerini unutmuş olacaklar ve hatta sorsanız dönüp kürsüdeki metne bakma ihtiyacı duyacaklar.

Çünkü ne için yemin ettiklerini çoğu bilmiyor.

Diyelim okudukları metni ezberlediler.

Metnin içindeki cümlecikleri açıp bakalım.

Cümlecikler şunlar:

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını…”

Hangi devletin varlığını ve bağımsızlığını?

İçinde bulunduğunuz Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’ni mi yoksa?

“Yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü”

Yurt ve halkın bölünmezliği derken yurdumuzun ve halkın zaten bölünmüş olduğunu bilmiyorlar mı?

“Halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma”

Başlarında noter varken egemenlik kelimesi ile neyi koruyacaklar?

“Hukukun üstünlüğüne, demokratik laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma”

Aynı cümle TC milletvekili andında da var…

Hatta diğer cümleler de oradan alınma.

Açın bakın.

Sayın vekillere sorsak Atatürk ilkelerinden kaçını bilirler ve bilmedikleri ilkelere nasıl bağlı kalacaklar?

“Halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma”

Refah ve mutluluk için gereken maaşların çoğu dışarıdan geliyor…

Gelen maaşların çoğunun yine gönderen ülkenin vatandaşlarınca tekrar geriye gittiğini bilmemelerine imkân yok…

Bu durumda halkın refahı ve mutlulukları için nasıl çalışacaklar?

Sahi “biat” etme sanatını öğreten dershaneler nerede?

“Her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerinden yararlanması ülküsünden ve anayasaya bağlılığımdan ayrılmayacağıma”

Buna inanırım çünkü KKTC anayasası sizleri bağlar ve sizler o anayasaya bağlı kalmazsanız dışlanacağınızı iyi bilirsiniz.

Unutmadan…

Mevsim yaz…

Meyvelerden karpuz…

Eve giderken kamyondaki karpuzlardan bir tane seçtim.

13 kiloydu.

Tarttım, tın diye vurdum, “tamam” dedim, “kan”…

Eve gittim.

Bir hevesle tezgâha yatırdım.

Aldım bıçağı…

Kestim.

Kabak…

Kan diye seçtiğim karpuzu açınca kabak çıktı.

“Namusum ve şerefim üzerine ant içerim”

Bu konuda yorum yapmaya gerek yok…

Not: Doğuş Derya keşke kendi yazdığı metni değil de Kıbrıs Cumhuriyeti andını alıp okusaydı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31