Kazım bizleri Lefke’ye çağırdı.

“Gelin” dedi “size barajda kebap yedireyim, Keo bira içireyim, manzara görün”.

Lefke, Baf’tan zorunlu göç ederken terk ettiğim köyleri anımsatıyor.

Bilhassa girişinde helikopterleri, kamışları, kurbağaları ile havuzu olan, hiç durmadan solinasından buz gibi su akan İstinco’yu.

Sizi gözleriniz kapalı götürüp oraya koysalar, İstinco’da olduğunuzu anlarsınız.

Öyle bir koku var havasında.

Son gittiğimde arkadaşım, “Burada değişik bir koku var nedir” demişti de, “İstinco” demiştim.

Lefke’de de ona benzer bir hava ve koku var.

Bu aslında bozulan Kıbrıs’ın az da olsa geriye kalabilmiş kokusuydu…

Tesadüf ya ilk gittiğim gün bahçelere yol kenarlarındaki evleklerden su akıtıyorlardı.

Su sesi, gidişi…

Tam Baf gibiydi, İstinco’ydu.

O yüzden yıllar sonra gittiğim Lefke’yi çok sevmiştim.

Omorfo’dan çıktım.

Gaziveren kavşağındaki tesisten köy ekmeği, pilavuna, daşinobitta aldım.

İksero’dan geçerken CMC’ye ve ona izin veren herkese “dua” ettim.

Lefke meydanından geçerken kahvedekilere selam vererek geçen Şeyh Nazım’ı gördüm.

Kazım, “Oturun birer kahve içelim sonra dolaşırız” dedi.

Dolaştık boyan boya bahçeleri dağları ile bütünleşmiş kasabayı.

Sonra maden bölgesine gittik.

-Burası lojmanlar, dedi Kazım.

Garajları, tenis kortları, kurumuş çim alanları yerli yerindeydi.

Hala CMC’nin izleri duruyordu.

Sahasından geçtik.

-Saha, dedi.

-Bilirim, dedim ve atletizm için geldiğimiz günü hayal ettim.

O duvarın önünde dizilmiştik.

Ben dereceye girememiştim ama yarışmalardan Kurtuluş Lisesi olarak aldığımız madalyalar az değildi.

Sonra tepeye çıktık.

Karşıda Trodos dağları.

Aşağıda barajı…

Barajın dibinde yuvarlak bir tesis.

Kazım, “Madenciler, tünellerden oraya çıkarlardı. Orada banyo yaparlardı, giyinip evlerine giderlerdi,” dedi.

Ve tepelerin üzerindeki kuleleri gösterdi…

-Burası Türklerin, karşısı Rumların mevzileri, dedi.

-Aplıç nerede, diye sordum.

Aradan bir yerler gösterdi, “Oradan giderseniz Aplıç”.

Bugünlerde Aplıç açılsın mı tartışmalar başlayınca son Lefke gezisi aklıma geldi…

Yazdım.

Ve düşündüm.

Ledra Palas’ı açtılar, halk özlem giderdi.

Metehan’ı, Mağusa’yı Pergama’yı açtılar arabalarla geçtik, Baf’a gittik geldik keyif aldık.

Pirgo’yu açtılar bölge halkı rahat nefes aldı biz de oradan geçerek Poli’ye İstinco’ya ve daha önce göremediğimiz köylere geçtik.

Şimdi Aplıç sıraya girdi.

Açarlarsa iyi olur mu?

İyi olur…

Da ne olur?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31