Arif Ferudun’un yayımladığı ikinci kitabı olan  “Kaldığım Yerden’i tanımak için sayfalarını şuradan buradan karıştırıp,  ilgimi çeken başlıklarını okurken söylendiydim:  “Demek ki beş yıl arayla benzer hayatları yaşamışız…” 

Zaten öyle olmasaydı neden kendi dünyalarımızın dışındaki insanların  “hatıraları”  ilgimizi çeksindi. Eğer yaşadıkları dönemlerin  hayat koşullarını,  tarihini,  gelenek görenek ve türlü çeşitli olaylarını anlatmamış olsalardı… 

Arif Ferudun’u tanır mısınız?  1935 Poli doğumlu. Ferudun’lar ailesinin en küçüğü.  İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu.  Yirmi yıl DAÜ’de hocalık yaptı. Kendi ifadesiyle bu memlekette elli yıllık bir çalışma hayatı vardır ve artık emeklidir…

Kendimden bilirim:  Bazı insanlar  emekliliği sevmezler. Elleri ayakları tuttuğu,  hafızaları elverdiği,   yürekleri yar olduğu sürece çalışırlar.  Hadi,  Ferudun’un  da Kıbrıs ağzı ile söylenen kelimeleri derleyip  kitaplarının sonuna iliştirdiğince   yazalım:  

“Gurdalanırlar!”

Nitekim Arif Ferudun da mantar gibi emeklilik yaşamaktansa  “gurdalanayım”  dedi ve önce  doğduğu yer olan  Baf’ın Poli kasabasını   “Unutulmasın Diye”  adlı kitabıyla kalıcılığa koydu. 

Sonra da  “fakat benim hayatım sadece Poli’den ibaret değil ki.  Lisesi’inde okuduğum Lefkoşa,  öğrenim gördüğüm İstanbul’daki üniversite,  Rumlar’ın Kıbrıs’ta bize yaşattığı felâket dolu yıllarım da var. Geçip giden yetmiş yedi yıllık ömrün  sevinçleri acıları,  gururları pişmanlıkları olacağı gibi”  deyivermiş olacak ki  ikinci kitabı olan  “Kaldığım Yerden”i  yayımlaverdi…

İyi de etti.  Poli kasabası dışında ne anlatıp neleri görmüş,  hatıralarına neleri kazımışsa; beş yıl geriden benzer yolları yürüyen ben ve bizler kuşağı da öylesine yaşayıp görüvermişiz… 

HATIRALAR,  ALIN BENİ DE GÖTÜRÜN:   Ferudun anlattıkça  hatırladık.  Onun Poli’sine karşılık bizim Kırikya’mız vardı.  (Kilitkaya)  Onun da bademeleri vardı bizim de.   Onun da sinemaları,  Türkiye’den konser vermek için gelen ünlü şarkıcıları vardı, bizim de…  1953’de Kraliçe Elizabeth’in taç giyme törenine (Coronation)  Ferudun Lefkoşa’da katılıyordu biz Mağusa’da.       Ve hiç unutmadığımız hocalarımız vardı.  Mesela Zeki Peser,  İbrahim Zeki Burdurlu, Yavuz Konnolu,  Sabri Beşer…    Onlar Lefkoşa Lisesinden geldilerdi Mağusa Namık Kemal lisesine.  Dedik ya beş yıl arayla yaşıyorduk yaşadıklarımızı…

Mesela Lefkoşa Lisesi’nin İngilizce öğretmeni Nidai efendiden söz eder Arif Ferudun.  Okuduğumda, “Ooo dedim,  bu bizim akrabamız.  Babamın adı da Nidai ya, onun adından alınmış.  “Oğlum diyemiyormuş,  hep  “Oglum”  dermiş,  bir renkli ve güleç adammış vesselam…

Eğer Ferudun bunları anlatmasaydı  acaba yine hatırlar mıydım.  Belki ama hani o kitap sayfaları var ya.  Oraya kaydettiniz mi anıları, artık sadece sizin değil,  herkesindir…

DAHASI VE ASIL TADI ŞURADADIR:  Bu tip  “anılar  kitaplarını”  okurken hele size aşina olanları varsa  “yaşadığınız olayları yeniden yaşarsınız.  Yazarının eksik bıraktıklarını siz tamamlarsınız.  Bilmediklerinizi aradan geçen onca yıldan sonra yeniden öğrenirsiniz.  
Hatta şaşırırsınız.  Birimiz Mağusa’da birimiz Poli’de sonra Lefkoşa’da.  Gün gele benzer okulların  rahlelerinden geçerken ayni hocalar tarafından  eğitildiğinizi öğrenirsiniz.  Hem şaşar hem heyecanlanırsınız.   

Yahut peşi peşine Türkiye’deki üniversitelere taşınırsınız.  Biri birinizden çok uzaklarda da olsanız Kıbrıs’taki olayları ayni kaygılı ve heyecanlı duygularla izlersiniz.   Yahut  gün gelmiş ayrı gayrı kentlerde,  mekânlarda da olsanız hep birden  ya Taksim ya ölüm” diye sloganlar atarak  yollarda yürüdüğünüzü anlarsınız.  

Ve  bir “Coronation” töreni yaşamışsınız.  Arif Ferudun sözünü etti dediydik ya.   Bu vesile ile  İngiltere’nin  ulusal marşını da aktardı  kitabına.  Görünce,  İngiliz döneminde İlkokul’da  iken söylediğimiz fakat artık çoktan hatırımdan çıkıp gitmiş bu marşı,  “yaşa kralımız”  diye bir kez daha yeniden mırıldandım.   Meğer marşın melodisini unutmamışım.  Tabi şimdilerde o marş  “Yaşa Kraliçemiz”  diye okunmakta.

SONRA O TİYATROLAR. 1954’de Lefkoşa Lisesi Müsameresinde Cevat Fehmi Başkut’un Paydos Piyesi sahnelenir. H. Ferudun   muallim Murtaza efendiyi oynamaktadır.  Son sahnede,   “oyun bitti,  ders bitti, artık bitti,  haydi çocuklar paydosss…”  Dediğini ve rol gereği değil,  içinden geldiği için nasıl ağladığını anlatır. Tüm seyirciler göz yaşlarına boğulurlarken  Salih Mecit Hoca bile ağlar, hatta ertesi gün Ferudun’u gördükte,  “Hepimizi ağlattın”  der. 

O tiyatrolar işte.   “Paydos”  Namık Kemal Lisesinde de oynanır.   İzleyenler,  Lefkoşa Lisesinde olduğu gibi Murtaza muallimin  o son sahnedeki tiradı ile birlikte ayni duygularla ağlarlar.     
Bir halkın ne kadar duygu birlikteliği olur ki?  Olur işte.  Eğer o duygulara hitap eden,  o duyguları yaşatan,  o duyguları sevinç ve gözyaşlarına boğan olaylar birlikteliği bir ulusal karakter oluşturmuşlarsa;  insanlar sadece birlikte var olmazlar,  birlikte ağlar,  birlikte güler,  birlikte  yücelirler… 

Ve anlıyorum.  Ferudun da yaşadığımız bu son olaylardan memnun değildir.  Olmayız zaten. Çünkü Ya Taksim Ya Ölüm diye çıktığımız yollardan hâlâ evimize dönemedik!   Hem de   1974’ü yaşamış olmamıza karşılık.  Hâlâ çözüm gözlüyoruz ki  bir ömür böyle geçti! Kader mi bu? 

KISACA.  Arif Ferudun’un kitabını okuyun.  İnanın okurken,  “bunu ben de hatırladım,  ben de yaşadım”  diyeceğiniz bir şeyleri mutlaka bulacaksınız.   Dahası  bir  “hayatın”  kronolojisi olan kitapta Kıbrıs Türk halkına,  okullarına,  öğretmenlerine,  üniversitelerine,   siyasi olaylarına  da elleyeceksiniz.  Çok kısaca Ferudun’un kitabından taşan türlü çeşitli olaylarla siz de sarmalanacak,  en azından kendinizi,  zaman tünelinde, geçmişe giderken bulacaksınız…  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31