Bir ulusu veya bir toplumu yok etmek veya daha büyük bir ulusa veya topluma assimile etmek isterseniz onları önce üretimden koparacak, asalak haline getireceksiniz. Sonra kültürlerini yok edeceksiniz. Bugün Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine uyguladığı asimilasyon politikası aynen böyledir. Ama unutmamak lâzımdır ki Türkiye’ye bu fırsatı altın tepsi içinde Kıbrıs Türkleri ve onları yönetme iddiasında olanlar vermektedir. Bundan dolayı da ben bilhassa özelleştirme konularında geri adım atarak, bugüne kadar karşı durduğum özelleştirmeleri artık savunur duruma geldim. Geçen gün konuk olduğum bir TV programında Türkiye’den yakında geleceği söylenen suyun dağıtım ve tahsilâtının özelleştirilmesini savundum. Bunu söylediğim için de bazı yakın dostlarım beni eleştirdi. Ben de onlara tamam yahu. Hadi Kutlay Erk’in aklına uyalım ve bu suyun işletmesini Su İşleri Dairesi ile Belediyelere verelim. Hangi belediyelere diye sordum. Büyük çoğunluğu batak olan belediyelere mi? Yoksa su kuyusu motorunun elektrik parasını bile ödeyemeyen ve elektriği kesildiği için beldesi susuz kalan belediyelere mi? Yoksa sattığı suyun ancak %30’unu tahsil edebilen belediyelere mi? Hangi Su İşleri Dairesine? Yıllardır Yakın Doğu’nun altında ve Fuar Alanının batısında kalan arazi içerisindeki patlağa müdahale edemeyen Su İşleri Dairesine mi? Yüzbinlerce ton şebeke suyunun akması neticesinde orada bir kamış ormanı oluşmasını seyreden Su İşleri Dairesine mi gelecek suyu emanet edeceğiz diye sorunca, dostum araya girip Su İşleri Dairesi Müdürünün yanlış adam olduğunu söyleyiverdi. Hemen hangisi yanlış değil diye sordum? Hamido mu yoksa Serdar Denktaş mı? O Serdar Denktaş ki devletin yaptığı ve işletemediği Bafra’daki atık su arıtma tesisinin belediyece kapatılmasından sonra, mühürü kırarak denize bok akıtılmasına devam dedi. Belediye Başkanının efendim insan sağlığı demesi üzerine de, “Girne’de de denize lâğım akıyor ne olmuş” diyen Denktaş ve ona bağlı birimler mi Türkiye’den gelecek suyu işletecek? Bu devletin Karayolları Dairesi yol kenarlarındaki otları temizlemekten acizdir. Geçici Hükümetin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı DP’li İsmail Başarır “Mağusa’daki Karayolları Dairesinde karayollarında temizlik yapacak 4 işçi vardır. Diğer ilçelerde de durum farklı değildir” derken kamu yönetiminin zaafiyetini gözler önüne seriyordu. Bu zaafiyet kamuda her alanda mevcuttur. Dün gazetelerde resimli bir haber vardı. Yerel seçim öncesi çıkılan bir ihale ile Erenköy Lisesinin yolu asfaltlanacaktı. Ancak ihaleyi alan şirket okul yolu dışında, sözleşmeye dahil olmayan yolları asfaltladı, okul yolunu asfaltlamadı. Yönetim buysa eksik olsun böyle yönetim. Kutlay Bey suyu bizim yönetmemizle ilgili açıklama yaparken “Zekâmıza hakaret ediliyor” diye yakınıyor. Eğer siz hiçbir konuda üzerinize düşeni yapmaz ve her olumsuzluğu Türkiye’nin üzerine yıkma kolaycılığına kaçarsanız, yarın zekânız yerine başka yerlerinize de hakaret ederler. Bu toplum ganimet ve bedavacılığa alıştırılmıştır. Dün yine basındaki haberlere göre Tanzimattaki çok katlı oto park boş dururken araç sahipleri araçlarını bedava diye sağa sola park etmektedir. İşte bu zihniyeti yıkmak, işe girerken iğnenin deliğinden geçen, ancak kadrolandıktan sonra yan gelip yatanları çalışır duruma getirmek için artık ülke gerçeklerini görmek ve elimizi taşın altına koyma zamanı gelmiştir. Türkiye’den gelecek su konusunda benim önerim, gelecek suyun dağıtım ve tahsilâtını kurulacak olan bir özel şirket yapmalı. Bu özel şirkette başta KKTC’de su dolum tesisleri olanlarla diğer özel sektör temsilcilerinin kuracağı bir konsorsiyum, KKTC Su İşleri Dairesi ve TC kanadı yer almalıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31