“Boğaziçi” deyip geçmeyin… Boğaziçi’den içre bir Boğaziçi var… Ülkemizin bu gelişmiş şirin beldesinin merkezinden dışarılara açıldığımızda, 2006 yılının başlarında bölgeye hayli rahatsızlık veren çöplüğün yerinde şimdi gencecik zeytin fidanlarının yükselmekte olduğunu görürüz. Darısı diğer çöplüklerin başına!..
  
Boğaziçi’nin Belediye Başkanı Cemal Biren, çöplük sorununu Gazimağusa Belediyesi’nin el uzatmasıyla çözdü. Oktay Kayalp Biren’e “getir çöplerini bizim İkibuçuk Mil’deki çöplüğümüze dök” deyince bu sorun çözüldü. Önce çöplük tümüyle oraya aktarıldı, daha sonra Boğaziçi’nin çöpleri de oraya taşınır oldu. Belediyelerimiz arasındaki bu dayanışmanın altı takdirle çizilmeli.
  
Ne var ki, Boğaziçi’nin bilinen mahallelerinden çıkıp çevreyi dolaşmaya çıktığımızda arazi araçlarının bile zor ilerleyebildiği yollara mahkum oluyoruz… Şimdi zeytin fidanlığı olan eski çöplük alanını bir yana bırakınız, sanayi bölgesine giden yol bile bakıma muhtaç. Dahası ünlü Bedis Plajı dolaylarında yaptığımız incelemeler sırasında, tam orada bulunan ve ülkemizin dünya çapındaki markalarından biri sayılan Salamis Harabeleri’ne giden yolun ve otoparkın bile bakımsız olduğunu görüyoruz. Sık sık Salamis Harabeleri’ne gelen turist dolu otobüslerin kaldırdığı toz bulutlarının manzarası hiç de hoş değil… Hele orada bir de çok çalışan restoran varsa.
  
Yeniboğaziçi Belediye Başkanı Cemal Biren’e bu yolların ve Salamis Harabeleri otoparkının neden asfaltlanmadığını sorduğumda “Hani para nerede?” yanıtını alıyorum. Oysa Salamis Harabeleri’nden ve sanayi bölgesinden sorumlu olan sadece bölgenin belediyesi değil. Turizm, kültür ve sanayiden sorumlu bakanlıkların da bu bağlamda yadsınmaz sorumlulukları var. Boğaziçi sanayi bölgesini belediyenin elinden alan Ekonomi Bakanlığı’nın buranın çevre ve ulaşım sorunlarıyla da ilgilenmesi gerekmez mi? Diğer yandan, turizm hareketimizin her dem parlayan yıldızı olan Salamis Harabeleri’ne daha rahat ve daha uygar bir ulaşımın sağlanması turizm bakanlığının gündeminde olması gereken konudur.
  
23 memuru ve 70 işçisiyle, 2006 yılından bu yana bu turistik bölgemizin sorunlarıyla mücadele eden Cemal Biren, başta Salamis Bay olmak üzere en az 8 otelin bulunduğu sorumluluk alanında yeterli vergi tahsilatını yapamamaktan yakınıyor. Turizm yasalarının vergi konusunda otel işletmecilerini koruduğunu Biren’den de dinliyoruz. Oda başına ancak yüzde 3 vergi alabilen belediye, sırf otellerin çöplerinin kaldırılabilmesi ve çevre düzenlerinin ve temizliklerinin sağlanabilmesi için istihdam ettiği ekiplere bütçesinin en büyük paylarından birini ayırıyor. Turistik bölgelerimizin kanayan yaralarından biri de bu yasal dengesizlikler… Oysa turistik bölgelerdeki belediyelerimiz büyük turizm işletmelerinden hak ettikleri vergileri alabilseler, o turistik bölgelerin kalkınmasına daha büyük katkı koyabilecekler.
  
Biren, bölgenin bir diğer acı gerçeğine de şöyle parmak basıyor:
  
“Salamis Bay özelleştirilinceye kadar bölgemizin istihdam sorununun çözümünde önemli bir çareydi. Ben dahil pek çok Boğaziçili bu otelde çalıştık, ailelerimizi geçindirdik. Oysa otel özelleştirildikten sonra bu istihdam kapısı kapandı. Otelin yeni sahipleri çalıştıracakları kişileri bölgemizden seçmez oldular.”
  
Özelleştirme olayı söz konusu olduğunda insanlarımızın tüylerinin diken diken olması işte bu yüzden!..
  
O yörenin karakteristik tesislerinden Park Otel’in de beş yıldan bu yana kapalı olduğunu incelemelerimiz sırasında öğreniyoruz. Ki, bu otel de, devrede olduğu günlerde bölgenin ekonomik yaşamında etkin rol oynuyordu.
  
Gittikçe gelişen Boğaziçi’nin reel nüfusu özellikle yaz aylarında tatile gelenlerle birlikte on bini aşar. Ama Boğaziçi belediyesine devlet katkısı 2006 sayımının ortaya koyduğu 5878’lik nüfusa göre yapılır. Cemal Biren, kendi yağıyla kendi ciğerini kavurmayıp da ne yapsın.
  
Kültür – sanat boyutunu geliştirerek dördüncüsüne ulaşan Geleneksel Yeniboğaziçi Pulya Festivali’nden yeni çıkmıştı oralar biz incelemelerimizi yaparken. Kültür bağlamında dinlediklerim, beni mutlu etti. Karikatürün, folklorun, müziğin yanına sanatın diğer dallarını ve hatta tiyatroyu da katarak geleceğe hazırlanan bir festivalin mesajlarını aldık. Boğaziçi yöresinin kültür insanları, hem yöresel ve hem de toplumsal kültürümüzü yaşatma adına, o festival çerçevesinde güzel işler yapmakta, elit projeler geliştirmektedirler. Bunlar öyle projeler ki, aynı zamanda ülkemizi yabancı kültürlerle de buluşturuyor. Böyle bir festivali yaratanları ve yaşatanları buradan kutlamak isterim.
  
Pulya kuşu, Boğaziçi’nin simgesi olmayı sürdürüyor, buralarda artık pulya kuşuna hiç rastlanmasa da. Güney’de kalan gerçek Boğaciçi’nin (Aytotro) eski mensuplarından olan Cemal Biren “Biz güneydeyken göçmen pulya kuşları incirlerimize ve çitlembiklerimize gelirlerdi. Şimdi buralarda ne gezer pulyaları çeken ürünler!..” diye açıklıyor bu durumu.       

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5