İstanbul’da geceleri soğuk olur bu günlerde.

Güneş ufukta henüz kaybolmadan, ısının hissedilir biçimde düştüğünü görürsünüz.

Ve sabahın erken saatlerine kadar soğuma sürer.

Ta ki güneş doğudan kendini gösterene, biraz yükselene kadar…

Kargalar siner karanlık saatlerde.

Serçeler de öyle.

Köpekler bilirler o saatlerde kasap gelecek, kemik getirecek…

Onlar kemik getireni beklerler…

Geçip giden insana değil, yabancı bir köpeğe kızarlar.

Bir baykuş tam o anlarda tek atımlık seslenir, ”Huuup”…

Gecenin sesidir onlar.

Horoz örneğin…

Gecenin yarısı ötmez.

Saatini, sırasını bilir…

Her şey yerli yerindedir yani.

Ne bir eksik, ne bir fazladır.

Akacak su tepelerde, toprak üzerine çıkmayı bekler.

Hepsi birden gelecek olsa ne toprak, ne ağaç, ne kaya kalır…

Yavaş yavaştır doğanın akışı.

Acelesi yoktur zaten.

Olacağına bırakır…

Zaman halleder nasılsa…

Evrim de böyledir.

Usulca olgunlaşan canlılar, yeni şekillerine vardıklarında, kimse ilk istasyonu bilemez.

“Maymundan mı geldik” der alaycı sesle bir Müslüman…

Ve örnek verir, ” Öyleyse bir maymun, ‘hop ben geldim’ desin, ormandan çıksın”

Ne garip açıklamaydı o.

Darwin haklı çıkmasın diye nerelerden örnekler getirip ortaya koyuyorlar…

Oysa belli evrim geçirdiğimiz.

Herkes bunun farkında.

Ancak, “evrim yalandır” diyenler bugün Ortadoğu’nun bir yerlerinde insan kafası keserek kendilerine yer açmaya çalışıyorlar…

Ne acı bir coğrafyadır orası.

Bir türlü dikiş tutmaz.

Bir türlü adam olmazlar…

Kapitalizm istediği gibi at koşturacak diye hepsini kullanırken, onlar İslam’a çalışıyoruz adıyla kendi kendilerini kesiyorlar.

Onlar evrim geçiremeyenlerdedir.

Evrim geçirmeyenler denince onların da bir istasyonları olmalı diye düşünmeli.

Oysa çıktıkları yer bile muamma…

İnsan böyle midir gerçekten?

Yaşadığı alanı kirletip pisliğin üzerinde oturmak mıdır insanca yaşam?

Alın denizlerimizi…

Akarsularımızı…

Dağlar, tepeler ve gökyüzümüzü…

Hepsinden de birer adet var yeryüzünde.

Zaten yeryüzü de bir tane…

Bu insanın tükettikleri için 1,5 dünya daha gerekir diyor, Dünya Doğayı Koruma Vakfı WWF…

Yetmez artık artan nüfusa karşı var olan kaynaklar.

Bu saatten sonra ne güneşin ışığı, ne mavinin oksijeni kâfidir.

Önlem alma vakti geldi de geçiyor.

Ve hala artan nüfus karşısında, “yeter artık çoğalmayın” denileceğine “iki yetmez, üç, hatta daha fazlasını yapın” diyorlar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31