Hazır Kıbrıs’ın kuzeyi güya vatandaşlık adıyla yabancılarla doldurulup Kıbrıslıların oranının azaltılmasından açılmışken; birkaç söz de ben edeyim.

1974 öncesi ve ondan sonraki kısa bir dönemde Kıbrıs’ta Türkçe konuşan nüfus, Kıbrıs’ın tarihi boyunca bilemedin 120 bini geçmemişti.

Hatta daha sonraları sayıları giderek azalmıştı.

Çünkü koşullar ağırdı.

Hem gereksiz toplumsal savaş vardı, hem ekonomi dibe vurmuştu.

Köylü ürettiğini köyünden çıkartıp pazarlayamaz, kasabalı zaten kasabada mahzurdu.

Aileler baktılar çocuklarının geleceği, geleceği belli olmayan bu topraklardan ziyade uzak diyarlardadır.

Toplanıp gittiler.

Bir kısmı da tekrar savaş çıkar, biz de ölürüz diyerek sürünmeyi göze alıp kaçtılar.

Tuhaf bir paranoya yaratılmıştı burada.

Panik vardı.

Hani İstanbul depreminin hemen ertesinde İstanbullu depremden kaçmıştı.

Kaçmıştı da gittiği yerlerde yine depreme yakalanmıştı.

Böyle bir şeydi Kıbrıs’taki paranoya.

Kaçan daha mutlu olacağım diye kaçmıştı ama gittiği yerlerde mutlu değildi.

Paralar derlerden akmıyordu, zaten gözleri de Kıbrıs’taydı…

Ortam düzelsin dönelim dediler uzunca süre.

Ortam hiç düzelmedi.

Hatta giderek kötüleşti.

Çünkü kafalarında Kıbrıs’ı ele geçirmek olanlar bunun böyle olmasını istemişlerdi.

Mehmet Ali Birand’ın ölümü ile Kıbrıs Belgeseli tekrar yayınlamıştı televizyonun birinde.

Oturup izledim.

Ve unutmaya başladığım bir ayrıntıyı tekrar hatırladım.

Neydi ayrıntı…

 Türk-Yunan Başbakanları, 9 Eylülde Keşan ve 10 Eylülde Dedeağaç'ta görüştüler.

İlk görüşmede, Yunan tarafı Türkiye Kıbrıs'ın Yunanistan’la birleşmesine (enosis) razı olsun buna karşılık Batı Trakya sınırlarında bazı tavizler alsın.

Hatta isterse Türkiye’ye Kıbrıs’ta bir de üs verilsin, dedi.

Bu teklifi Türkiye anında reddetmişti.

Bu bilgi ile bugünkü nüfus taşımayı çakıştırınca şunu bir daha anladım…

1974 öncesinde ayakbağı oluyorlar diye Türkçe konuşan Kıbrıslıları Kıbrıs’tan uzaklaştırmak için çalıştılar…

1967’deki görüşmelerde üs karşılığında Kıbrıs’ı devretmeye razı olmayanlar aslında Kıbrıs’ın yarıya yakınını ülkelerine katmaya çalışıyorlardı…

Ve buna engel teşkil edecek olan Türkçe konuşan Kıbrıslıları 1974 fırsatından sonra bitirmek için düğmeye bastılar.

Nüfus taşıyarak Türkçe konuşanların yoğunluğunu sulandırdılar.

Olay bu kadar basit.

Yukarı tükürsen sakal, aşağı tükürsen bıyık misali, Kıbrıslıtürkler nereye gitseler dağıtılacaklardı.

Ne mi yapmalı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31