Asansöre bindik ama bir hareket hissetmiyoruz... Dakikalar geçiyor, buna rağmen en ufak bir sarsıntı yok. “Acaba düğmeye basılmadı mı” diye bakıyoruz! Yoo, asansördeki herkes düğmeye basıldığını hep bir ağızdan onaylıyor... Peki hareket edildiğine dair kat göstergelerinde bir hareket yok mu! O hiç yok, çünkü kat göstergesi asansörde bulunmuyor... İçim sıkılmaya başladı. Ne yapacağız, ne kadar beklemeliyiz! Dışarıya çıkalım desek çıkamıyoruz, asansörün kapısı da açılmıyor zaten. İçeride kalıp sabredelim desek, kaçıncı katta olduğumuzu, hareket edip etmediğimizi bile bilmiyoruz. İşte bu “muamma” ve “bilinmezliğe gidiş” ortamında her an panik atak yaşanma olasılığı gittikçe yükseliyor...

 

***

 

Ekonomik reform için düğmeye basıldı mı? Basılmış... Peki hareket ettiğimiz yöne dair bir hissiyat var mı? Bu suale, “Yukarıya çıkıyoruz” diyen yok da aksine, “bu asansörün ipleri bizi kaldırmaz, kopuyor, düşüyor, mahvolacağız” panik edebiyatı yapan çok... Şimdi aklıma geldi! Asansörde kat göstergesi yok da hoparlörü, mikrofonu var. O zaman asansörü kontrol edebilen dışarıdakiler, içeridekileri duyamıyor mu? Yok mu panik yaşanmadan kararlı ve güven veren bir tonla gidişatı bildirebilecek?

Sanki bizim durumumuz da böyle...Toplumun reform uygulamalarını ne kadar anladığı, hedefi görüp göremediği tam bir muamma. Asansör son derece hızlı ve güvenli olabilir, doğru katta duracak olabilir ama içindekilerin bu yolculuğu bu psikolojik ortamla yapıp yapamayacağı hiç dikkate alınmıyor.

 

***

 

Reform, medya göz ardı edilerek asla yapılamaz. Bir reform sürecinde belki de en önemli görevlerden biri medyaya düşüyor. Kamuoyunu hazırlama aşaması iyi planlanmamış bir reform paketinin başarılı olmasını beklemek, büyük bir kumar oynamaktan öteye asla geçemez...

“Bu asansöre ilk kez biniyorum” demekle, “Her zaman bindiğim asansör yenilenmiş ve hızlanmış” demek arasında büyük psikolojik farklar olduğu da hesaba katılmalıdır. Biz bu kez bindiğimiz asansörü bile doğru tanımlamaktan çok uzağız…

Ayrıca bu asansörü hazmedemeyip elektriğini kesecek, tüm düğmelerine aynı anda basıp asansörün her katta anlamsızca durmasını sağlayacak, ya da başka sürprizler yaratacak olanları da hesaba katmak şart olmalı...

Peki bu aşamada ne yapılmalı? Her şeye sil baştan mı başlanmalı? Tabii ki hayır. Bence Sayın Büyükelçi tüm bunların farkında ve kolları sıvamış bile. Öncelikle reform programının ana hedeflerini korunmakla birlikte sağlıklı kamuoyunun oluşması konusunda tek tek tüm medya kuruluşlarının kapısını çalıyor. Reform içeriğinin ve uygulama takviminin yeniden halka anlatılmasının gerekliliğini çok iyi biliyor. Ekonomik pakete karşı çıkanlar başta olmak üzere tüm kesimlerle yeniden bir araya gelmeye ve ortak hareket planına katkı sağlamaya çalışıyor. Türkiye’deki ekonomik kalkınma sürecindeki katkıları sonrası KKTC ekonomisinin düzeltilmesi için biçimlendirilen formüllere yürekten inanıyor. Özel ile kamu sektörü çalışanları arasındaki gelir uçurumunu görmezden gelmiyor. Özel sektöre rekabet gücü kazandıracak önlemlerin alınmasına ışık tutmaya, çözüm bulmaya çalışıyor. Daha da önemlisi, kamu sektörünü verimli ve etkin kılacak önlemleri göz ardı etmiyor.

Asansörden hoşlanmam ama “çok da” korkmam... Ama çok korkan birinin asansörün hızla çıktığını gösterir bir kat göstergesine bakmasının bile korkularını yenmesine yardımcı olabileceğini bilirim. Ayrıca asansör içinde çalan bir müzik, içerisine asılmış monitördeki görüntüler bile bu korkularını azaltabilir.

Unutulmamalıdır ki, içeride panik yaşanacaksa en büyük, en hızlı ve en kusursuz asansörde bile bulunsak, felaketi kaçınılmaz hale getirecektir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31