Kıbrıs Türk Toplumu, 1974 sonrasındaki her seçimde çok ciddi bir şekilde aldatıldı.

Ne tek başına seçime girenler, ne de siyasi partiler verdikleri sözleri tuttu… Vaad düzeyinde kaldı her şey… Ve biz hesap sormadık…

Artık bundan ders çıkarmış olmamız lazım. Kısacası, hatanın büyüğünün bizde olduğunu kabul etmemiz kaçınılmaz.

Şimdiden, önümüzdeki ilk seçimde kime, kimlere, hangi partilere, nasıl oy vereceğimize; ya da; sandığı boykot edip etmeyeceğimize oturup karar vermemiz gerekiyor.

Ben siyasetçimize güvenimi o kadar yitirdim ki; eğer ikna eden çıkmazsa; sandığa gitmeyeceğimi; her şey eskisi gibi olacaksa, “olmasın daha iyi” diyerek, tek oyumu Haspolat Arıtma Tesisi’ne bırakacağımı şimdiden beyan ediyorum.

Amma velakin; eğer beni ikna edip de örneğin çözüm konusunda yalan söylemeyecek olanlar, boş vaadler sunmayanlar olursa; seçim öncesi onlara sorularım olacak.

Aslında bu ve benzer soruları; herkesin şimdiden hazırlaması gerekiyor.

Geçmişte ya korkutulduk, ya şantaja maruz kaldık, ya da saf saf inandık ve gittik oyumuzu harcadık.

Siyasi partilerin liderlerine ve temsilcilerine doğrudan sorular sormak gerekiyor. Korkmadan, çekinmeden, sıkılmadan.

Mesela; soru bir; “Koalisyon olursa kimle kurmak istersiniz?

Yanıt mı? Şu anda bize verilecek yanıt; “hele bir seçim olsun, bakarız” yanıtıdır. Kabul etmemeliyiz bu yanıtı. “Hemen şimdi yanıt verin” demeliyiz.

“Çok kritik görevlere kimleri atayacaksınız?”… “Müsteşarlarınız hazır mı?”… “Neye göre atamalar yapacaksınız?”…

“Seçimler olsun bakarız” yanıtını asla kabul etmeyin.

Bu yanıtı verenin oy pusulasına asla mühür vurmayın.

Başbakan olacak kişi; kimlerle çalışacağını; kimlerden tavsiyeler, danışmanlık alacağını bilmeli… Ekibi çok önceden hazır olmalı… Gerekirse; milletvekili seçilseler de seçilmeseler de, bakanların kimler olacağı bile bilinmeli…

“Seçilsinler de bakarız” yok… Asla kabul etmeyeceğiz bu yanıtı…

“Ama bakanlarım şunlar olacak dersem, seçimlerde ayrımcılık olmaz mı?”… Hayır olmaz… Sen yeter ki plan yap, program yap, çalışmalara 3 yıl önceden başla.

Nereden para bulacaksınız?

Bunu da soracağız… Sormamız lazım…

Mantıklı, kabul edilebilir yanıtlar isteyeceğiz.

Bütçeyi nasıl dengeleyeceksiniz?

Ve “Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak, nabza göre politika şerbeti vermeyeceksiniz” şartını da koşacağız.

Ne istediğinizi bileceğiz sevgili politikacılar!

Örneğin şu anda, Küçük, Yorgancıoğlu, Çakıcı, S. Denktaş ve Avcı gibi parlamento içi liderler de; İzcan, Kanatlı veya Durduran gibiler de “iki bölgeli iki toplumlu federasyon” diyor… Çoğunun savunduğu bu siyaset yalaaaaaan! Hem de kedi yuttu bir yılan!

Geçmişte hatayı biz yaptık. “Çocuğu işe koysunlar, krediyi onaylasınlar, arsayı versinler, 30 yaşında 31 seneden emekli etsinler” dedik; hiç sesimizi çıkarmadık…

Kısacası, müstahakımızdı.

Herhalde “akıllandık” diyorum…

Ya değişim; ya değişim… Başka çözüm yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31