Dedesi, torununa, “artık okulu, askerliği bitirdin, çalışıp para kazanman lazım” demiş ve eklemiş; “kazandığın her liraya, iki misli de ben vereceğim”…

   Torun, annesine gitmiş ve dedesinin teklifini anlatmış.

   Annesi, “al bu 10 lirayı, git dedene ‘çalıştım kazandım’ de” demiş… Torun, dedesinin yanına gitmiş. Bir kış günü. Dede, şöminenin yanında oturuyormuş… 

   Ateş de cayır cayır yanıyormuş…

   “Dede, bak bugün 10 lira kazandım, haydi bana 20 lira ver şimdi” demiş…

   Dede, 10 lirayı almış, yırtıp ateşe fırlatmış ve “sana inanmıyorum” demiş. Torun dedesinin yanından uzaklaşıp, olayı anneye anlatmış.

   Annesi ertesi gün yine 10 lira verip, aynı isteği yinelemesini talep etmiş.

   Torun dedenin yanına gitmiş, 10 lirayı dedeye vermiş ve 20 daha istemiş. Dede bu defa 10 lirayı buruşturduğu gibi ateşe fırlatmış…

   “İnanmıyorum, sen çalışarak kazanmadın” demiş. 

   Bir kaç gün sonra, torun yolda yürürken, elindeki çantaları taşımakta zorlanan bir kadın kendisinden yardım istemiş. Torun, bayağı zorlansa da, kadına yardımcı olmuş. Uzun sayılan bir yol yürümüş ve çantalar da hafif değilmiş yani…

   Kadın, “al bu iki lirayı, emeğinin karşılığı” demiş. Torun önce, “ırın kırın” etmiş ama 2 lirayı alıp dedenin yanına koşmuş…

   “Dede dede bugün çalışarak kazandım” demiş. Dede, iki lirayı almış, ateşe fırlatmış, torun ateşin içine atlayıp, elleriyle o iki lirayı küllerin arasından çıkarmış…

   ***

   Bilmem anlatabildim mi?

   KKTC’ye neden sahip çıkmadığımızı…

   Bu ülkede hiç bir şeyin değerinin olmayışını…

   Çünkü, ne yazık ki “bize ait değil” hemen hiç bir şey…

   Ama özellikle de toprak…

   Bu toprak meselesi çok önemli… 

   Bize ait olsaydı, ateşe atlama pahasına, tıpkı Rumlar gibi, sahip çıkmaz mıydık?

 

***

 

Hong Kong, Yunanistan ve KKTC ve banyo almak!

 

   Allah’a binlerce kez şükürler olsun ki KKTC tanınmış bir ülke değil!

   Allah’a binlerce kez şükürler olsun ki KKTC, Filistin ya da Kosova da değil!

   Neden mi?

   Sakın “kötülüğünü” istediğimi sanmayın… Yok canım! Estağfurullah!

   Allah bizi acıdı!

   Çünkü, dünyanın en kokuşmuş, en rüşvetçi, en vergi kaçakçısı ülkeler sırlamasında şampiyon olmaz mıydık?

   Lütfen, yalvarırım, bir ekonomist bana şunu söylesin:

   “… KKTC’de vergi adaleti vardır!”…

   Söyleyebilir mi?

   Söyleyemez!

   KKTC’de vergi kaçakçılığının boyutu inanılmazdır.

   Ve “hakmış” gibi davranılır.

   Oysa, evet ekonomist değilim ama çok iddialıyım, bu ülkede vergi adaleti sağlanmış olsa, Türkiye’ye ihtiyaç kalmaz!

   Vergi kaçakçılığının, rüşvetin, adam kayırmacılığın, siyasi kazanım amacıyla istihdamcılığın en çok olduğu ülkeler arasında kesin ilk beşteyiz… 

   Bu nedenle, iyi ki tanınmış değiliz!

   Şimdi, amacım KKTC’yi kötülemek ya da aşağılamak değil… Tek iddiam, iyi yönetilmediğini vurgulamak. Bunu belirtmekte fayda görüyorum ve Yunanistan’a geçiyorum.

   Yunanistan, KKTC ile müthiş benzerlikler sergileyen bir ekonomik yapı kokuşmuşluğuna yani “corruption” denilen düzene sahipti. 

   Zakynthos adasına yaşayıp, multi milyoner olarak hayatını kurup, Yunan devletinden maddi yardım alanlar bile vardı bu ülkede…

   Ve vergi kaçakçılığı tıpkı bizdeki gibiydi; ganiydi, haktı!!! Yaşam tarzı da aynıydı… Borçlanıp - harçlanıp lüks yaşamaktaydı memur kesim!

   Ve tabii ki sonuçta ülkeyi elaleme muhtaç hale getirmek, batırmak zorunda kalınıyordu!

   Hong Kong da geçmişte benzer kokuşmuşluktaydı.

   Ancak ne yaptılar; önce tüm ülke yönetimini, tüm harcamaları, tüm ihaleleri, tüm yatırımları şeffaf hale getirdiler. 

   İhaleye çıkılmadan satın alma yok, hak etmeyen işe almak yok, hesap vermek var, rüşvet alanı deşifre hatta cezalandırma var…

   Hong Kong, bir defada 12 bin devlet görevlisi aleyhine rüşvetten dava açmıştı.

   Bunu yapabilmek var…

   Ama en önemlisi vergi…

   Gözünüzle gördüğünüz halde, bildiğiniz halde bir iş insanı; “aman da yandım anam, bu sene gene zarardayım” deyip, eşi, kendi ve üç çocuğunun kullandığı otomobillerin fiyatları toplamı 600 bin Sterlinse; Hong Kong lütfen!!!

   Anladık her halde!

   KKTC’de sistem, kurulduğu günden hatalıdır. Çökmüştür. Hep torpil vardır. Şeffaf değildir. Vergi adaleti yoktur. Rüşvet yaygındır. Demokrasi özürlüdür. Kimse sıraya girmemektedir. Her yerde ve her şeyde bir “negatif” durum söz konusudur.

   Sorun, “falanca veya filanca bir paket hazırladıydı da önümüze koyduydu” sorunu değildir.

   Sorun, “kirliyiz, kokuyoruz, banyoya girmemiz gerekir” gerçeğini görebilmemizdir.

   Sabunu, şampuyu, suyun ısısını kimin ayarladığıyla kavga ediyoruz ama girip bir yıkanıp aklanmıyoruz!

   Kimi yargılayıp mahkum edebildik şimdiye kadar?

   Kaç rüşvetçi, kaç hırsız devlet yetkilisini Sarayönü’nde sallandırdık?

   İdama karşı mıyız?

   Yoooook, rüşvet alanı; halkın kanını emer gibi vergi kaçıranı sallandıracaksın; kokuncaya kadar da ipin üstünde bırakacaksın!

   İşsiz kalan gençler – yoksullar değil; çok ağırlarına gidecekse, zenginler göçecek ülke arasın!

   Şunu da eklemekte fayda var; bilmeyenler bilsin diye yazıyorum; bu ülkede şehit olan zengin çocuğu – ağa çocuğu da yoktur! Düşman bildiklerimizin liderleri tarafından zor günlerde yurt dışına kaçırılanlar vardır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31