Yıllarca dünyaya açılmak istedik ve Avrupa’dan bahsettik. Hala bahsediyoruz, her konuyu ve olayı bir şekilde gelişmiş ülkelere bağlayabiliyoruz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden dem vurmaktan geri de kalmıyoruz. Bu sözleşmeden ibaret konuşmaların dışında toplumun olaylar karşısında bir kabul edebilirlik düzeyini olduğunu ne kadar önemsiyoruz? Toplum olarak görsel ve yazılı basında yayınlanan haberlerin sunuş biçimlerine dikkat etmemiz lazım. Son günlerde çarşaf çarşaf gazetelerde olaylarla ilgili her türlü detayı görmemiz mümkün.  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden vazgeçtim, insanların birbirine saygı duymak gibi bir kaygı taşımaması düşündürücü geliyor bana. Kişilerin kişilik hakları, özel hayatları ve sosyal statüleri arasındaki ince çizgiye dikkat etmek gerekmez mi? Sonuçta özel hayatın mahremiyeti her kesimden insan için belli bir önem taşır ve taşımalıda. Bu çerçevede yaklaşımlarımızı dengelemeliyiz.  

 Şu çok bahsettiğimiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 8. maddesinin ilk fıkrası "Her şahıs özel ve aile yaşamına, konutuna ve muhaberatına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir" şeklinde düzenlenmiştir. İkinci fıkrada ise "Bu hakların kullanılmasına resmi bir makamın müdahalesi demokratik bir toplumda ancak milli güvenlik, kamu huzuru, ülkenin iktisadi refahı, düzenin korunması için zorunlu ölçüde, kanunun izin vermesi şartıyla gerçekleşebilir" hükmü vardır. Haber yapılırken kamu huzuru ve kanunların öngörüsünü ne ölçüde dikkate alıyoruz tartışılır. Çünkü kişilerle ilgili her türlü detayları alenen yayınlamak “özgürlük” olarak görülüyor. Bir yerde sınırların olması gerekir. Bahsi geçen şahısların unvanlarının yanında bir de aileleri olduğunu ve en çok onların etkilendiğini ne zaman fark edeceğiz? Habere konu olan kişi ile birlikte ailelerinin de onurlarının kırıldığını görmezden geliniyor. Kullanılan kelimeler ve sıfatları kişiler unutabilir ama çevrelerindeki insanlar ve ailelerinin unutması pekte mümkün olmuyor. Kimsenin borcu milli güvenlik konusu olamaz ya da ülkenin iktisadi refahını ilgilendirmez.  Ancak en ince ayrıntısına kadar yayınlamakta etik olmaz. Hanginiz eşinizin ya da çocuğunuzun girdiği herhangi bir ortamda bu konularla muhatap olmasına razı olabilirsiniz?

Kendimize gelelim. Kişilerin özel hayatlarındaki sorunlarını işlerine mal edemeyiz. Hadi bazı yazılı ve görsel basın mensupları ikisini birbirine karıştırdı diyelim, bunu alkışlamamak lazım. Şayet bu tarz davranışları takdir edersek, bir sonraki adım da işler çığırından çıkabilir. Hiçbir kanun kişilerin özel hayatındaki problemlerini halka duyurun iznini vermiyor. Unvanı ne olursa olsun, insana mahsus her durum kişiler tarafından tecrübe edilebilir. Daha anlayışlı, saygılı ve hoşgörülü olmalıyız. Basın özgürlüğü olmalı ancak kişilerinde hakları olduğu unutulmamalıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31