Arkadaşlar, “Lüleburgaz’da konser var gidelim” dediler…

“Gidelim”, dedik.

Gittik.

 Hiç gitmemiştim…

Akşam iş çıkışı buluştuk.

Edirne otoyolu üzerinden takriben 160 kilometre…

Dümdüz yol orası.

Yolun etrafında ayçiçeği tarlaları, meyve bahçeleri.

Fotoğraf çekemedik…

Çünkü tırların, kamyonların, turistik otobüslerin bol olduğu yolda ilerlerken hava kararmaya başlamıştı.

Gündüz gözü ile göremeyecek, Lüleburgaz nasıl bir yer anlayamayacaktık.

Ve orada yetkililerle konuşamayacaktık.

Sıkıntı bastı.

Ve gitmeden daha bir sefer de Pazar günü gidelim, ayrıntıları yakalayabilelim, dedik.

Yaklaşık 140 kilometre gittikten sonra otoyoldan çıktık.

Sağda, solda çobanları, koyun sürülerini gördük.

Köye gelmiştik sanki.

Zaten az önce de fışkı kokuları yayılmıştı.

Koskoca ovanın ortasında yükselen Lüleburgaz şehri, yaklaşık 110 bin nüfusa sahip.

Uzaktan sadece bir adet yüksek bina görmüştük.

Şehrin etrafında sanayi binaları vardı ama tarımı bozulmamıştı.

Lüleburgaz ana caddesine girince konserin yapılacağı belediye meydanını sorduk.

“Dümdüz gidince yol biter, yol bitince sağa dönünüz, oradadır”  dediler…

Dümdüz gittik.

Yol bitince sağa döndük.

Meydana gelince durduk.

Bakındık.

Lefkoşa’da böyle meydan yok.

Mağusa’da, hatta Türkiye’de gittiğim çoğu şehirde yok.

Konsere daha vardı.

Yürüyelim, dedik.

Az yürüdük, meydanın hemen arkasında fıskiyeli, ışıklarla donatılmış, seyri güzel, kahvehanelerin, pastanelerin bol olduğu biraz daha küçük başka bir meydan gördük.

Onu geçince sandalyelerin, masaların ortada olduğu, etrafında birahanelerin, ciğercilerin, lokantaların bol olduğu başka bir meydan daha bulduk.

Sanki meydanlar şehriydi Lüleburgaz.

Konser saatine kadar orada zaman geçirdik.

O saatte, meydanlarda binlerce insan vardı.

Kol kola sevgililer, çocuklar, kediler, köpekler…

Gece yeni başlamıştı.

Ve hepimizin dikkatini bir ayrıntı çekmişti.

İzmir’de bile vardı ama AKP’nin simgesi sayılan türban, orada yoktu.

-Burası Avrupa kenti dedi arkadaş…

Diğeri ise Paris gibi...

Belediye yetkilileri ile görüştük…

Kültüre önem veriyorlar.

Her dönemde kültürle ilgili etkinlikleri var.

Ve “Gelen ay sokakta karikatür sergisi olacak, siz de Kıbrıslı karikatüristler olarak aramıza katılın” dediler.

Konser bitince yolu karıştırıp arka sokaklara düştük.

Onlarca kahvehanenin olduğu, tüm kahvehanelerin sokaklara kadar dolu olduğu ve neredeyse tüm evlerin sokak kapılarının önünde, kadınların, çocukların, oturup sohbet ettikleri başka bir kültüre rastladık.

Evet, bir Pazar ayrıca oraya gidilmeli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31