Zamanın birinde Kıbrıs’ta ayılar yaşarmış…

Ve şehirlere kadar inerlermiş…

O dönemlerde askerlik yapanlara, “ayılara dikkat ediniz” diye uyarılar yapılırmış…

Günlerden bir gün Mustafa diye bir asker nöbete gitmek için uyandırılmış…

Ve nöbet yerine götürülmek için askeri araca bindirilmiş…

Nöbet yeri askeri birlikten 15 dakikalık mesafe uzaklığındaymış…

Eski dönemler şimdiki gibi değilmiş, gece nöbetini iki kişi değil, tek kişi tutarmış…

Asker Mustafa görevliler tarafından nöbet yerinde tek başına bırakılmış…

Ve bir süre geçtikten sonra Mustafa ayak sesleri duymaya başlamış…

“Kim var orada” diye seslenmiş ancak ses veren olmamış…

Yine bir süre sonra aynı sesleri duymaya başlayan Mustafa tedirgin olmuş ve bağlı olduğu askeri birliğe telsiz ile ulaşmış, “ ayak sesleri duyuyorum, buraya yardım gönderiniz” demiş…

Ancak telsizin diğer ucundaki kişi, “merak etme Mustafa, ayıdır ayı” diye cevap vermiş…

Bunun üstüne Mustafa elindeki feneri karanlığa tutarak ayıyı aramaya başlamış…

Yaklaşık 15 dakika boyunca harcadığı tüm çabalara rağmen bir şey görememiş ve nöbet kulübesine geri dönmüş…

Ama ayak sesleri o kulübeye girer girmez daha yüksek sesle devam etmeye başlamış…

Belli ki bir şey ya da bir şeyler ona doğru yaklaşıyordu…

İçini büyük bir korku saran Mustafa, ikinci kez telsiz yolu ile merkeze ulaşmış ve bir önceki “ ayak sesleri duyuyorum, buraya yardım gönderiniz” sözlerini tekrarlamış…

Fakat karşı taraftan aldığı cevap değişmemiş…

Mustafa aldığı tüm olumsuz cevaplara rağmen vazgeçmemiş ve daha yüksek bir sesle yardım istemeye devam etmiş…

Mustafa sesini yükselttikçe telsizin diğer ucundaki ses de yükseliyormuş ve “ayıdır ayı” diye bağırıyormuş…

Ve karşıdan gelen bu ses tüm çevrede yankılanıyormuş…

Artık ayak sesleri çok net bir şekilde duyuluyormuş ve Mustafa bundan oldukça korkuyormuş…

Telsiz konuşması daha şiddetli bir şekilde devam ederken aniden Mustafa’nın sesi kesilmiş…

Telsizin diğer ucundaki kişi, “Mustafa, Mustafa, Mustafa” diye bağırırken, Mustafa’nın telsizinden aniden bir ses gelmiş, “ayıdır ayı”…

Bu ses Mustafa’nın değil, onun canını alan kişinin sesiymiş…

İşte o Mustafa’nın son haykırışları gibi bizim haykırışlarımızda…

Yıllardır içinde bulunduğumuz koşulları ve şartları toplum ile paylaşıyoruz ancak karşılığında aldığımız cevap hep “ayıdır ayı” oluyor…

“KKTC devlet değil, burada hukuk ve adalet yoktur, Ankara ne derse o olur” diye ağlayanlara gelin işgale karşı beraber mücadele verilim diyoruz ancak karşılığında aldığımız cevap “vesayettir vesayet” oluyor…

Yani, “ayıdır ayı”nın bir yeni versiyonu…

Bu şekilde devam ettiği sürece bir yerlere varmamız mümkün değil…

Bu sistem devam ettiği sürece UBP ‘de gelse, CTP’de gelse bir şey fark etmez diyoruz ama ne yazık ki bunu topluma anlatamıyoruz…

Mustafa onca yalvarmasına rağmen istediği desteği birliğinden alamamıştı…

Bizlerde yazdıklarımız ve söylediklerimiz ile destek istiyoruz ama verilen destek kapalı kapılar arkasından bir türlü kapının önüne çıkamıyor…

Unutmayınız, siz bizlere “ayıdır ayı” dediğiniz sürece gerçeği göremeyeceksiniz…

Ve bu gerçek tıpkı o telsiz konuşmasında Mustafa’nın sesi kestiği gibi bizlerinde bir gün, bir şekilde seslerimizi kesebilir…

Ve sizlere “ayıdır ayı” diyebilir…

Sonrasında ise aynın değil, gerçeğin geldiğini sizlere haber verebilecek kişiler kalmayabilir…

O nedenle hazır kış gelmişken, ayılar da kış uykusuna yatmışken, bırakınız artık bizlere “ayıdır ayı” demeyi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31