Bazen ayrıntılar bütüne ilişkin de önemli mesajlar verir.

Sarris davası belki tek başına ayrıntının da ötesine geçti ama bütün yaşam alanlarımıza dair önemli veriler ortaya koydu.

Surlariçi’ne ışık tuttu, örneğin. Çocuk ticaretine, pornoya, fuhuşa ve istismara parmak bastı.

Bir şehrin, sadece iki sınır kapısının olmadığını da anlattı. Aslında sadece sınırlarla değil, görünmez başka duvarlarla da şehrin farklı alanlara bölündüğünü ortaya koydu.

Toplumsal olarak demokratikleşme ve insan hakları konusundaki durumumuza da ışık tuttu. Tabularımızla yüzleştirdi bizi.

Hukuken acizliğimizi gözler önüne serdi. Yasal aksaklık ve eksiklerimizi çarpıcı şekilde su yüzüne çıkardı.

Adaleti şeriat mekanizmasıyla karıştıran hukuki anlayışların değiştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. En azından Barolar Birliği yönetimi ile ilgili hukuk çevrelerinin gerçekten düşünmesi gerekliliğini koydu ortaya.

Ama bunlar yanında Sarris Davası sol siyaset için de önemli bir sınav oldu.

Ve sanırım bu sınavda en fazla tökezleyen de ana muhalafet CTP oldu.

Geçtiğimiz hükümet döneminde söz konusu yasanın değiştirilmesi ile ilgili mecliste bir komite kurulmuştu. Ne var ki komite kendi arasında da bir fikir ortaklığı yaratamadı ve “i...lik yasası” yorumlarına yenik düşerek kısa sürede kadük oldu.

Buna rağmen CTP, toplumsal cinsiyet eşitliği konularını siyasl tezlerine yerleştiren ilk parti olarak tarihe geçti.

Ama yazık ki tarihin tozlu raflarından bu bilgiyi indirip akılda kalacak tek bir icraat ortaya koyamadı.

Parti yetkilileri bu süreçte çeşitli açıklamalar yaptılar. Özellikle de homofobik olarak eleştirilmesini kınadılar. Oysa temel toplum yapısını aynen olduğu gibi yansıtıp bu algıyı pekiştirecek çok örnek yaşandı bu süreçte.

Bugün CTP’nin toplumsal cinsiyet eşitliğini parti tezlerine yerleştirmesinin hatırlanmasından fazla milletvekillerinin açıklamaları kalıyor akılda.

Yasa değişikliğinin aç toplumda pasta yemekle eşdeğer tutan açıklamalar ve konunun toplumsal öncelikler arasında yer almadığını söyeyen milletvekilleri kaldı akıllarda.

Oysa hele ilerici, öncü, eşitlikçi olduğu şiarı üzerinden siyaset yapan siyasi partilerin temel görevi değil midir toplumların önüne geçmek?

Toplumlar duygu geliştirebilirler, kıssasa kıssas da talep edebilirler ama işleyen adalet mekanizmaları değil midir demokrasileri besleyen?

Bu açıklamalar yanında yarı şaka yarı ciddi bir şekilde ana haber bültenlerine konu olan “kovalı vekiller” vardı CTP’nin toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımlarıyla ilgili akıllarda kalan.

Her ne kadar bir uzmanın meclisteki eşcinsellere dikkat çekmesi spekülatif, onaylanacak bir üslup değilse, bir CTP’li vekilin “bunu eylemin içinde olan bilir” deyip, elinde kovası manidar espriler yapması hiç onaylanamaz. Çünkü ortada milletin vekilliğinin de sorumluluğu olmalıdır.

Ve o millet sadece erkek, sadece kadın olmak zorunda değildir.

İşte eleştirileri yanıtlayan, kınayan parti örgütlerinin açıklaması bu tavırlarla gölgede kaldı.

“Popülizm uğruna adım atmayız” deniliyor açıklamalarda ama keşke böyle popülizmler de yapılabilse.

TDP’nin Meclis Başkanı’na verdiği yasa değişilik önerilerini bu anlamda son derece önemsiyorum. Bu takdir edilmesi, tebrik edilmesi gereken bir tavırdan ziyade, bir sol partinin zaten temel ödevleri arasında yer alır.

Bununla popülizm olmaz!

Zaten bugüne kadar yapılmaması ciddi eksiklik ve ayıp olan bir görev tamamlanır ancak. Keşke bunu olması gereken zamanda, çok önceden verebilme hassasiyetini ortaya koyabilseydi.

Ama eleştirileri kendi üzerinden geliştirilen kırgınlıklarla okuyarak savunma geliştirmek yerine, icraat bekliyor toplum.

Her konuda...

Ve siz ne kadar savunsanız da ne kadar eleştirilere öfkeyle ciddi yanıtlar verseniz de aslolan işinizdir.

“Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz” derler.

Laf dönemini birçok konuda çoktan geçtik artık!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31