Petrolü gören ABD, “Ne yaparsınız daha, yürüyün çabuk” dedi…

Bizimkiler anında hareketlendiler.

Kucaklaştılar.

Barış mesajları verdiler.

Dünya onları alkışladı.

Onlar gururlandılar.

Annan Planına hayır diyen Eroğlu bile çözüm yapacağım diye havalandı.

Kuzeyde yaşayan herkes, çalışan her kuruluş, liderlere destek verdi…

“Yürüyün arkanızdayız” dediler…

Bilen de, bilmeyen de alkışladı…

Okuyan da, okumayan da “tamam” dedi.

Ne güzel bir başlangıç bu…

Yıllarca hasretini çektiğimiz çözümün ucu göründü tıpkı tünelin ucu görünür gibi.

Karanlıklarda yürürken.

Elde mum bile yokken…

Günün parlak aydınlığını uzaktan seçebildik.

“Olacak” dedik.

Sevindik.

Kucaklaştık.

Şimdi bütün ülke el ele yürüyoruz çözüme.

Ve çözümden sonra neler yapacağımızı düşünüyoruz.

Ne hoş bir süreç bu…

Ne güzel bir bahar…

Çiçekler açmış, böcekler uçuşmuş.

Sevgililer gününde bile bu kadar güzel tütmemişti güller.

Ve biz kış ortasında yaşanan baharı doya doya içimize çekip duruyoruz gözlerimiz kapalı.

Dinlemek başkadır o şekilde İstanbul’u…

Yaşamak Göksuyu’nda martıları.

Ve bir rakı balık ile Sarıyer’de demlenmek. 

Her şeyi bir kenara itip, sadece ve sadece çözüme odaklanmak tüm hazlara bedel şimdi...

Ve işte bu mutluluk tablosunda dolanırken…

Millet uyanmaya başladı.

Erken bir uyanış bu…

Erkenden karşı çıkmak sevdaya…

Koklamadan yüz çevirmek uzanan dudaklara…

Ve reddetmek uzatılan sevgiyi…

Aykırı sesler şimdiden yükselmeye başladı…

Biri, ”KC ortadan kaldırılacak AB’yi unut” dedi.

Bir diğeri, “Annan’dan beter bu anlaşma. Ne kadar toprak vereceğiz biliyor musunuz “dedi.

Ve diğerleri ufak ufak yükseltmeye başladı itirazlarını…

“Hiç Güzelyurt Omorfo, Yedidalga Xero olur mu,” dedi birisi.

Ben kelimelerin bu kadar kifayetli olduğunu bilmezdim.

Anlatamazsın sanırdım sevginin büyüklüğünü.

Ve doyamazsın sevgiliye tek sarılmayla.

Oysa bunlar ne de güzel sıralamışlar cümleciklerini.

Ve nasıl da taksimden yana tavırlarını her zamankinden fazla yükseltmişler.

Oysaki…

Ortasından ikiye bölünmüş Kıbrıs’ta sınırlara gerek yok.

Ne kadar fazla toprak istediler, yakınması olmamalıydı.

Aradan geçen yol kavramı ne demek oluyor?

Ülke bizimse, herkes bu topraklarda eşit haklara sahipse, kimse “Karpaz’ı verin” kimse de “vermem” dememeli…

Ki çözüm olduğunu anlayalım.

Yoksa bugünkü gibi yine ayrılığa kurulmuşsa çözüm denilen süreç…

Bir müddet sonra ayrılığa çalışmaya başlayacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31