Henüz daha 5–6 yaşlarındayken, babam önüme bir top koyar ve tam karşıma, hayali bir kaleye geçerdi…

 

O an bana kendimi olduğumdan çok daha fazla önemli hissettirdi…

 

Babam, “hade vur, hade vur” diye bağırmaya başlayınca, son gücümle topa vururdum…

 

Top bana göre çok hızlı, babama göre ise çok yavaş bir şekilde ilerlerdi…

 

Ve ne hikmetse, her defasında o top babamın bacakları arasından geçerdi…

 

Ben o an dünya kupasında gol atmış gibi sevinirken, gol yediği için üzülmesi gereken babamın, en az benim kadar sevindiğini fark ederdim…

 

Ve “bir daha baba, bir daha” diye haykırırdım…

 

Babam hemen koşar, tekrardan bana durmam gereken yeri gösterir, topu önüme koyar ve olamayan kaleye geçmek üzere yerini alırdı…

 

Çünkü oyunun asıl kahramanı ben değil, babamdı!

 

O sadece bana kendimi önemli bir şey yaptığıma inandırmak için bu oyunu düzenlerdi ve en iyi şekilde de rolünü yerine getirirdi…

 

Her çocuğun farklı oyunlar aracılığı ile geçirdiği bir dönemdir bu…

 

Ama insanlar hep çocuk olarak kalmıyorlar…

 

Yıllar onları büyütürken, artık anne ve babalarının onları mutlu etmek için düzenledikleri oyunlardan rahatsızlık duymaya başlarlar…

 

Ve kendi oyunlarını yazmak için uğraş verirler…

 

Şuan ki hükmet kurma tartışmalarını, babam ile oynadığım top oyununa benzetiyorum…

 

CTP, DP ve UBP, benin 5–6 yaşlarımdaki halime benziyorlar…

 

Babamın o dönemde bana kendimi önemli bir şey yaptığıma inandırdığı gibi, Ankara’da onları inandırmış durumda…

 

Hani ben babama gol attığımda kendimi dünya kupasında gol atmış gibi hissediyordum ya!

 

İşte bu üç partide, hükümeti kurduklarında, Amerika’yı yöneteceklerini sanıyorlar…

 

Halbuki oyunu yazan da, yöneten de ve bu üç partiye kendilerini önemli hissettiren de, Ankara’nın ta kendisi…

 

Düşününüz, tüm bu yaşananlar ortadayken, “ben partimin almış olduğu kararlara ve duruşuna güveniyorum” diyebilen insanlar var…

 

Bu kişiler artık doğru ile yanlışı ayırt edemeyecek kadar, siyasi partilerin “holiganı” olmuş durumdalar…

 

Ve ne yazık ki, bu insanların sayısı oldukça fazla…

 

Hala daha menfaat elde etmek için hiç çekinmeden hem kendilerinin, hem de çocuklarının geleceği ile oynuyorlar…

 

İki gün boyunca, önce DP, sonra CTP, sonra yeniden DP açıklamalarda bulundu…

 

Konu ne?

 

Koltuk kavgası!

 

Ama onlarda haklı! Çünkü Ankara’nın önlerine koyduğu tek oyuncak o…

 

Halbuki, Ankara partilerimizin önüne koltuk yerine, top koysaydı, görürdünüz nasıl bacak arası goller atarlardı…

 

Ancak partilerimiz yine de, uluslararası olmasa da, kendi çaplarında gol atmayı beceriyorlar…

 

Nasıl mı?

 

Sivil tolum örgütlerine, sendikalara ve toplumun emekçi kesimine, “biz gol atmaya çalışırken, sizlerde kaleye geçiniz”  diyorlar ve her defasında Ankara’ya atamadıkları bacak arası golü, dönüp kendi kalelerine, yani bizlere atıp tatmin oluyorlar…

 

Şimdi benim isteğim, Vali Akça çıksın ve Ankara’nın hükümette kimlerin olmasını istediğini açıklasın…

 

Açıklasın ki, bu bacak arası oyunu sona ersin…

 

Oyuncağını alan alsın, bacak arasından atan atsın, yiyen de yesin…

 

Ve bu sitemden kurtulmak isteyenlerin yeni mücadele dönemi başlasın…

 

Yani kısacası, Vali Akça, herkesin görev dağılımını yapsın ve bizi bu bacak arası oyundan kurtarsın…

 

Çünkü bizim basiretsizlerin bunu çözecek ne yürekleri var, ne de cesaretleri…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31