Başta çilek olmak üzere meyveleri bol Limnidi’yi arkamızda bırakarak jilet gibi ancak virajlı asfalttan güneye doğru ilerledik.

Az sonra TC’nin kontrolü dışındaki Kıbrıs Cumhuriyeti tarafındaki kapıda memurlar karşımızda idiler.

Evrakları, kimlikleri ibraz ettik.

İyice baktılar.

Bize de baktılar.

Bir yere telefonla bir şeyler sordular.

Lütfettiler, “buyurun” dediler.

Canımız sıkıldı.

1974 öncesi aynı yollardan çok geçmiştik oysa.

Ne kimlik ne sorgu bilmedik.

Yanımdakine,   “Bu kadar göç yaşadık, ezildik. Bir de bu rezaleti yaşamak varmış, üstelik başkaları için” dedim.

Geçince unuttuk.

İlk köy Kato Pirgo.

Doku aynı Ksero, Limnidi.

Değişen evlerin düzgünlüğü, yolların bakımlılığı, ağaçların bile sanki yıkanmış durması.

Henüz sabahtı.

Hava açıktı.

Güneş parlıyordu, ancak Kıbrıs’ın boğucu sıcağı başlamamıştı.

Sabah olmasından ötürü köylü muhtemelen bahçelerinde çalışıyordu.

Ki kahvehanelerde kimse yoktu.

Meydanından kısa sürede geçtik.

Sağda solda tavernalar, oteller.

-Bir sefer de burada kalırız, dedi arkadaşım

-Kalırız, dedim…

Durduk, fiyat sorduk…

Dört kişinin kalacağı iki odalı daireler, geceliği 40-60 Euro…

-Uygun, dedik…

Pirgo’dan sonra yollar yine kıvrım kıvrımdı ve giderek dağa doğru yükseliyordu…

Zor ilerliyorduk ama olsun.

Keyifliydi.

Klima çalıştırmadık, cam açtık.

Maksat toprağını da havası gibi içimize çekmekti.

Çektik de…

Müthişti.

“Ya yol ya doğa dedim” doğayı görünce.

Bizdeki RTE’nin duble yollarını düşündüm…

Memleketi yaşanmaz yaptılar daha iyi koşular yapacağız diyerek.

Dokuyu bitirmişler.

Güneydeyiz, burada telefonlar, radyolar çekmez dedik…

O tepelerde hem telefon hem radyo hala kuzeyde gibiydi.

Aşağıya baktık karşımızda KKTC-TC bayrakları.

Oysa kapalı Goccina yolu açık olsaydı yol en az bir saat kısalırdı.

Neyse…

Dağda kökleri topraktan fırlamış dev ağaçların, özgürce dolaşan keçilerin ve sisler arasında kalmış çamların fotoğraflarını çeke çeke zirveye vardık.

Baf’a giden yolun en zor bölümü burası…

Buraya köyün adından ötürü Paçiamo yokuşu derler.

Paçiamo ise dağların denizle kavuşacağı yerdeydi…

Sonraki sahil köyünün adı ise Pomo…

Mola vermeyi düşündüğümüz yer ise Pomo’dan 20 kilometre uzaktaki Poli…

Arkadaşım, “Be ama dikkat ettin,” dedi…

-Neye?

-Bu bölgede 4 P var…

Pirgo, Paçiamo, Pomo ve Pile…

-Paphos da P ile…

-Doğru…

Laçi’deki Rumca konuşan Kıbrıslı ile biraz sohbet ettik…

 

Devamı var…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31