Arkadaşlar bir yıl aradan sonra topluca Baf’a gittiler.

Orada değildim.

Konuştuklarım oldu.

Baf’ın havasını öylece koklamaya çalıştım.

Baf limanı gene fica kokuyordu…

Aşağı Baf’a giden yol, yürüme mesafesindeydi.

Limandaki pelikan oradaydı.

Lokantalarında balık kokuları, bira tokuşturmaları, turistlerin doluşmaları, hep aynıydı.

Park yerinde az da olsa birkaç arabalık yer vardı.

Biliyorsunuz orada park bedava.

Mutallo’da duruma gelince.

Arkadaşlar, meydandaki kahveye yine oturdular.

Kahve içtiler.

Özlem giderdiler.

Vikla’dan aşağıya baktılar.

Hava berraktı.

Babutsalar çiçeklenmişti.

Ve evlerde feslikan kokular yükseliyordu.

1974 öncesine göre sokaklar daha dar gelse de hiç değişmeden öylece duruyordu.

Ancak kum torbaları yerinde değildi.

Sığınaklar, hendekler yoktu.

Ve Vikla’daki boş arazi geçen yıl olduğu gibi yine binalarla doluydu.

Gittiler.

Baf’ın havasını soludular.

Geçen yıl olduğu gibi aynı yerde buluşup yemek yemediler…

Ama yine de görüşebildiler.

Gözlerini kapatıp denize baktılar.

Hayal ettiler geçmişi.

Güzel günleri konuştular.

Herkes nerede, ne hatırası varsa güzel yanları ile birbirine anlattı.

Fotoğraf çektiler.

1974 yılının kötülüğünden pek bahsetmediler.

Kötüydü o günler.

Ölüm vardı, ölüm tehlikesi kokuyordu…

Ve en önemlisi ayrılık doluydu.

Kimse bugünleri o günlerden görememişti.

“Bir şey almadan kaç gel” diyorlardı.

Kuzeyde bıraktıklarımızdan daha fazlasını vereceklerdi.

Evler yeniydi kuzeyde.

Mobilyalar, hatta perdeler…

Sanki gidip, yeni evler alıp, lüks yaşam dışında hiçbir şeyimiz değişmeyecekti sanmıştık.

Mangafa yine Safa’nın komşusu olacaktı.

Alpay ile eskisi gibi yine dolaşacaktık.

Okul sıraları bile aynı olacaktı.

Kimse kimseye, “vay be ne güzeldi o günler” demeyecek, hep iyi günlerden bahsedecekti.

Kuzeye kaçarken tekrar geriye dönülme ihtiyacı hissedeceklerini düşünemiyorlardı.

Ve gördüler nitekim.

Kuzeye geçince anladılar.

Ve kuzeyde birbirlerine hasret kalınca, gerçeği fark ettiler.

Şimdi, her sene, topluca gidilen Baf, Baflıların hayalleri oldu.

Diyorlar ki bir sokum ekmek yerdik ama mutluyduk.

Diyorlar ki keşke kuzeye gelmeseydik.

Diyorlar ki keşke Baf’a gelmişken kalalım, dönmeyelim.

Davutoğlu, Biden ve bilmem kimler…

Güya bize çözüm üretecekler…

Aslı ise, etrafımızda çıkacak petrolün kendi aralarında paylaşma çabasıdır…

Ve biz hala Baf’a gitmişken “Ne bre bizim esas yerimiz burası” deyip kalmayı beceremiyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31