Yürüme mesafesiydi liman.

Kâh tarlalardan kâh asfalttan yürürdük.

Her seferinde birkaç arkadaş vardı yanımızda…

Bir seferinde Benekay ile Mehmet Fehmi vardı.

Birbirimize laf atarak, şakalaşarak ilerlerdik…

Limana gelince hava birden değişirdi.

Denizin kokusu, ficaların esansı.

Orada bir büyü vardı yalnız.

Bizleri çekiyordu.

Ne günleri geçmişti büyüklerimizin ne anıları vardı…

Sipga mesela…

Ağzında sigara ağları tamir ederken çekmişlerdi fotoğrafını kartpostal yapmışlardın…

Bakıp bakıp “işte bizim tanıdığımız, işte Baf’ımız” derdik.

O ağlardan yayılan balığın kokusu karşısında liman başka bir şey olurdu.

Daga inerdi bazen tek başına.

Limanın tam dibinde dururdu.

Sepet koyardı suya.

Beklerdi.

Sepet dolardı.

Alıp dönerdi.

Keyifliydi oradaki yaşam.

Limandaki pelikanlara bir şey demeyeceğim.

Onlar bizden de önce vardılar.

Bizden sonra da olacaklar.

Nereden geliyorlar, nasıl insanlarla kaynaşıyorlar bilinmez.

Ama o lokanta da orası da onların sanki.

Bir anda gözlerimi kapatıp gerçek yerimizi hayal edince çıktı bunlar.

Her tarafımız, her yerimiz Baf sanki.

Ve masada kim olursa olsun çözüm denince aklıma hep birkaç kilometrelik yürüme mesafesi gelir.

Gitmek isterim.

Pazar günü Baf’a gezi vardı her sene olduğu gibi.

Arkadaşlar gittiler

İşim nedeniyle gidemedim

Altı bas, bir minibüs ile daldılar Baf yollarına.

Yaklaşık 400 kişiydiler.

Daha önce hiç gelmeyenler geldi.

Daha önce katılmayanlar katıldı bu geziye.

Önceleri olduğu gibi buluştular.

Gavurdaşı’nda mola verdiler.

Baf’a, Mutallo’ya oradan hep beraber indiler.

Mutallo sokaklarını arşınladılar.

Aşağı Baf’a gittiler…

Limanı gezdiler.

Bir de her sene denk gelmedikleri panayıra rastladılar.

Gadaklizmo derler o panayıra.

Samarellalar, zivaniyalar.

Ve Baf’a Kıbrıs’a dair ne varsa…

Yeniden yaşadılar.

Sonra Botanik Bahçe’de yemek yediler.

Kıbrıs oyunları, Kıbrıs eğlenceleri.

Döndüler.

“Ah” dedi Onbaşı…

“Gittik, gezdik, bu sefer daha önce görmediğim               Baflılarla görüştüm…

Baf Belediye başkanı değil ama belediye meclisinden tanıdıklar geldiler.

Baf Cami’sini, Türk mezarlığı açtılar. Tertemizdi. Camiye girdik.

Bir zamanlar içinde olduğumuz bize ait olan yerleri yeniden yaşadık.

Ve döndük gene bu mandıraya, bu maskaralığa…”

Birkaç adımda gittiğimiz yerler şimdi çok ötede.

Çözümse, yerimize otobüsle değil adımlarla gideceğimiz çözüm olmalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5