Arkadaşım telefonda, “Newroz’un kutlu olsun” dedi…

Hiç kutlamazdım oysa…

Aklımdan geçmezdi…

Ama dini bayramları, hep kutladık.

TC’nin bayramlarını da…

O günler beyinlerimize hep işlendi.

Olmazsa olmazlarımızdı…

Sahalarda zeybek bile oynadık 19 Mayıslarda, “bizim kıyafetlerimiz, bizim bayramlarımız” diyerek.

Fakat Newroz’un da kutlanması gerektiğini kimse söylemedi…

Okullarda okutmadılar.

Ders kitaplarında yer almadı.

Öğretmenlerimiz söylemediler.

Nereden bilsinler ki, belki de onlara da söyleyen olmamıştı.

O yüzden aklımızdan bile geçmezdi, “YENİ-GÜN” anlamına gelen “NEW-ROZ” u kutlamak.

Hatta bayram mı diye düşünmek.

Sadece 21 Mart günü ateş yakarlar, üstünden atlarlar falan sanırdık.

Oysa rivayetleri de var o günün.

Ve yakılan ateşin…

Birkaç rivayeti anlattı telefondaki arkadaşım…

Kapatırken de, “artık her sen de her Newroz’da benim bayramımı kutlarsın” dedi…

Eskiden beridir kışı sevmeyen birisi olarak cemreleri takip ederim, bir de Newroz ateşini…

İki olay da baharı anımsatır.

Mutlu olurum.

Çünkü bilirim ki baharın arkasından yaz gelecek.

Kısa kollar çıkacak.

Kot pantolonlar, spor ayakkabılar giyilecek.

Üstümüze, başımıza kalın giysiler almadan kırlara koşacağız.

Kırlarda çiçeklere, böceklere bakacağız.

Bol bol doğa fotoğrafları çekeceğiz.

Facebook’ta yayınlayacağız.

Çok miktarda “beğen” alacağız.

Amma…

Ah şu ülkem bu kadar güzel olmasaydı…

Dağları nazlı, yeşil ortası bu kadar alımlı, çiçekleri bu kadar güzel kokulu olmasaydı.

Hiç üzülmezdim olmayan güzellikler gitti diye.

Hiç takmazdım birileri gelmiş yeşiline beton kondurdu diye…

Hiç umurumda olmazdı, Trabzonlu, üstelik bir de ait olmadığı yerde, benim çevreme baksın diye bakanlık verilmiş birisinin, çevreme sahip çıkmama üstüne görev yapması…

Ve Harmancı’nın Dipkarpaz Özel Çevre Koruma Bölgesi’ndeki kaçak yapılara müdahale etmeyen hükümetin, şimdi de Akdeniz Özel Çevre Koruma bölgesindeki alanda kaçak yapılanmaya göz yumduğunu söylemesi ile çılgına dönmezdim…

Kırlarımı düşündüm hemen.

Yeşiller arasına serpiştirilmiş sarı, kırmızı ve türlü renklerdeki kır bitkilerimi…

Bütünlüğüne zarar verilmemiş dağlarımın uzayıp giden alımlı bakışını…

Ah 1974 dedim…

Öldük, öldürdük, ölme korkusuyla yaşadık.

Ölmeyelim, dedik…

Öldürmeyelim, dedik…

Ve bugünleri hazırladık…

Şimdi Newroz günlerinde baharı beklerken, dağlara, kırlara koşup, derin nefes çekeceğimize…

Doğamızın her gün biraz daha ölümüne bakıp üzülüyoruz.

Ah kafamız ah…

Biz ne yaptık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31