Bu yazı dün çıkacaktı ama Can Denktaş’ı kaybetmenin üzüntüsü, sırayı değiştirdi... Buyrun...

Bahar geldi... Geçen Pazar ovalara vurdum... Ama aklı insanı bırakmıyor. Bu defa da derdimmiş gibi, Rum tarafına, AB’nin “giydirdiği” önlemleri merak edip, kıyıda köşede nerde bir televizyon görsem, anlamaya çalıştım; gün gene berbat oldu... Ben usandım...Düne de yazı yazamadım...

Bu işlerden anlayan bir arkadaşa, birkaç gün önce bu “likidite” meselesinin, “esbab-ı mucibesini” sorduydum... Gelen yanıt şu idi:

“ Banka likidite olayı, aşağıdaki gibidir...
“ Likidite ve risk için; ödememe güven marjı (safety magrin of insolvency) araştırılır. Bunun iki unsuru vardır; Kredilerin Mevduatlara Oranı (L/D) ve Cari Aktiflerin Toplam Kredilere Oranı (CA/TL):
( L = Krediler, D= Mevduatlar,CA = Cari Aktifler, TL= Toplam Krediler)
Kredilerin mevduatlara oranı (L/D), bankaların kredi olarak plase ettikleri mevduat oranını gösterir. 
Bu oran yükseldikçe, likidite düşer. Ayrıca, oranın yükselmesi bankaların mevduatlara göre daha yüksek oranda diğer borçlanma araçları ile finansman yaptıkları anlamına gelir. Cari Aktiflerin, Toplam Aktiflere oranı (CA/TL), bankanın likidite ve risk pozisyonlarını gösterir. Bu oranın yükselmesi, kısa dönemli yatırımların toplam kredilere oranının büyümesinin yanı sıra, hem karlılığın düştüğünü hem de bankanın ödememe riskinin (kredi riski) azaldığını da gösterir. Yani, karlılıkla likidite arasındaki ikilemi yansıtır.”

Dostum, bu tespite dayanarak, bir de öngörüde bulunmuştı:

“ Bak göresin, Rum tarafında AB, Dünya Bankası ve IMF, mevduatları aşağı çekecekler...” Çünkü piyasadaki sıcak parayı artırmanın yolu, varsayılan para ile; gerçek faiz geliri arasındaki makası kısmayı gerektiriyor! Gene o arkadaşımın aktardığı bilgiye göre, finans sisteminin kâr oranı ile likidite yani gerçek para arasındaki makas da kapatılmalıdır!

Hadi be...” dedim... “Brüksel eski Moskova değil ya?”

“Moskova’ya gerek yok!” dedi... “Onlar olsa hepsine el koyar, piyasayı batırır, beş beter ederlerdi! Benim sana anlattığım, liberal ekonominin kurallarıdır! En azından İngiltera’da bize böyle okuttular...”

Dün, bomba patladı: Mevduata %10 ile %6.5 arasında vergi konuldu? Brüksel’in “emri” ile... IMF, mayamef, hepsi de bunu önerdi... Cumartesi bankalar açılmadı, pazartesi de tatil... Salı sabaha kadar da bu kesintiler yapılıp, aktarılacak ki istedikleri “kurtarma” kredisini alabilsinler... Dikkatinizi çekerim... Ahalinin cebinden para çekilmiyor! Sıcak para olduğu gibi duruyor yani! Düşen? Mevduat! Ne kadar? Biri birynan gdersa, %10 ile 8 arasında... Ne oluyor? Likidite ile mevduat orasındaki oran, taze para lehine artırılıyor! Başka? Cari Aktifler’in, Toplam Aktiflere oranı da yükseliyor! Bir tokatta... Başka? Bunun, ekonomik sonuçları da vardır... Sosyal sonuçları da...

Denilebilir ki: “Halkın suçu ne?”

Şu: Paranızı güvenilir kaynaklara emanet etmezseniz, o batar; sizi de batırır... Bu genel kuraldır... Rum dostlarımızın ağlayacak halleri yok...  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31