Urfa’ya hiç gittiniz mi?

Eğer gitmediyseniz size gitmenizi önermiyorum...

Çünkü “Balıklı Göl”den başka gezilecek bir yeri yok...

Üstelik şehir insanlarının büyük bir bölümü yoksul ve mutsuz...

TC Devleti tarafından 2. sınıf insan muamelesi görüyorlar...

Arada bir İbrahim Tatlıses gibi insanlar ortaya çıkıp hayatlarını kurtarıyorlar...

Geriye kalanlar ise sürünmeye devam...

Urfa sadece benim gözlerimle gördüğüm bir gerçek...

Türkiye’nin dört bir yanında Urfa gibi yoksul şehirler ve Urfalılar gibi fakir insanlar var...

Ve bu insanların oranı azımsanamayacak kadar fazla...

Türkiye’nin gerçeği yıllardır değişmiyor...

Koskoca ülkede 69 milyon insan çalışıyor, 1 milyon insan ise onların emeklerini sömürüp, saltanatlarını sürdürüyorlar...

Kadınlar hala töre cinayetlerine kurban gidiyor...

Okullar kapatılıyor, yerlerine ilahiyat kolejleri açılıyor...

Polis şiddeti en üst noktada...

Çocuk istismarı her geçen gün daha da artıyor...

TC devleti ailelerin yatak odasına kadar girmiş durumda...

Türkiye, tutuklu gazeteci dalında dünya birincisi konumunda...

Kısacası AKP, Adalet, hukuk, özgürlük ve demokrasiyi ayaklar altına alımış durumda...

Türkiye’de tüm bunlar yaşanırken, AKP’nin kendini bilmez bir vekili kalkıp Kıbrıslılara dil uzatıyor...

Ve bunu bir Kıbrıslı aracılığıyla yapıyor...

Hasan Erçakıca hiç üşenmemiş, kalkmış bizlere hakaret ettirmek için Türkiyelere kadar gitmiş...

Ben bu röportajdan ancak bu durumu çıkartıyorum...

Çünkü kendini “gazeteci”, üstelik de sol görüşlü bir “gazeteci” olarak gören bir kişi, yapılan haksız eleştiriler ve hakaretler karşısında belki görüşleri ile değil ama sorularıyla karşısındakine gerekli ayarı verebilirdi...

Tabii insanda önce niyet olması lazım...

Erçakıca’nın, Çavuşoğlu’ndan farklı düşünmediğini zaten biliyorduk, ses kayıtları ortada...

Ancak bu kadar “nefret” ile hareket edip, “ben açıkça söyleyemiyorum Mevlüt Abi, ne olur benim yerime sen söyle” tavrında olmasını beklemiyordum...

“Afrika Gazetesi” dünkü sayısında, bu tür açıklamalar yapan kişilere bizlerin “Arif Hoca’nın dediğinden” çektiğimizi yazdı...

Hem de açıkça...

Başkaları gibi lafı döndüre döndüre değil...

Eşekler ve/veya balıklar üstünden de değil...

Direk olarak ne söylemek istiyorsak onu yazdı...

Yukarıda “Balıklı Göl”den bahsetmiştim...

Muazzam bir yer, yolunuz düşerse mutlaka ziyaret ediniz...

Sanırım Mevlüt Bey’in bahsettiği göl bu olmalı diye düşünüyorum...

Ya da daha doğrusu AKP’nin bizler için hayal ettiği göl...

Çünkü bu göl çok ilgi gören ve ziyaretçisi bol bir yer...

Ziyarete gelen insanlar gölde bulunan balıklara yem atıyor ve tüm balıklar o yeme doğru yöneliyor...

İyi eğitilmiş ev hayvanları gibi...

Bakıcıları bile var...

O kadar önemli bir yer yani...

Tıpkı Kıbrıs gibi...

AKP’nin hayalindeki göl bu...

Üstelik bu göl Urfa’da, yani peygamberler şehrinde...

Yalnız içindeki balıkları bizim tutmamızı değil, bizzat o balıkların bizler olmasını istiyor...

Amerikalısı, Almanı, İtalyanı, İsraillisi gelip bizlere yem atsın...

Bizlerde kim yem atarsa onlara doğru gidip zevk almalarını sağlayalım...

Ama o kadar...

Geriye kalan zamanlarda bakıcımız belli, değişmiyor...

Sadece arada bir bizleri görücüye çıkartıyor o kadar...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31