Kuvvetler Ayrılığı ilkesi, Fransız İhtilâli’nin siyasete armağan ettiği kavramlarda biridir. Devletler tarihinde “olmazsa olmaz” bir koşul olarak algılanan bir ilke de değildir üstelik! Örneğin Mustafa Kemal Atatürk, bu ilkeye karşıydı! Meclis içinden mesleği yargıçlık olmayan milletvekillerinden İstiklal Mahkemeleri kurup, Kâzım Karabekir’i bile orada yargılatması zaten yeterli kanıttır bu karşıtlığına ama İstanbul basınının temsilcileri ile yaptığı Eskişehir ve Sakarya toplantılarında da ve hatta meclisin gizli oturumlarında yaptığı konuşmalarda da bunu açıkça söyler: “ Biz bir devrim hükümetiyiz! Yargılamayı da meclis yapacaktır” der… Herkese de Rousseu’nun Toplum Sözleşmesi’ni okumayı tavsiye eder…

O günün koşulları öyle iseydi de ben, bu ilkenin henüz değerini koruduğu kanaatindeyim! Bir ülkenin düzgün yönetilmesi için, devleti oluşturan üç gücün, birbirinden bağımsız olması gerekir! İradenin asıl temsil edildiği yer, yani meclis, yani Yasama; sadece iradeye bağımlı olarak, yasaları yapar; hükümet yani Yürütme bu yasalara bağlı olarak ülkeyi yönetir. Mahkemeler yani Yargı da bu yürütmenin, meclisin yaptığı yasalara ve genel hukuka uygun olup olmadığını, denetler! Bu üç güç, birbirinin işine “karışmaz”! Kuvvetler ayrıdırlar!

Bizde öyle midir? Örneğin hükümet, yasamayı da yönetmiyor mu? Anayasamız göre sadece hükümetin getirdiği yasalar meclisten geçebildiğine göre, bunu söylemek, zor! Öte yandan, sayın Hakkı Atun ve rahmetli Özker Özgür’ün icat ettikleri bir yöntemle, her yasa önerisi önce Başsavcı’nın denetimine gönderildiğine onun aklının yatmadığı kimileri de geri çekildiğine göre, “yargı yasamaya müdahale edemez” demek de çok mümkün değildir! Ha Yasama hiçbir yere müdahale edemiyor, hükümeti bile denetleyemiyor, o ayrı… Yasaları da milletvekilleri değil, memurlar yazıyor bu memlekette… Yani, Yürütme aslında Yasamayı da yönetiyor! Bir yandan Yargı’nın, öte yandan Hükümet’in eli Yasama’nın içinde, biz fiilen hiçbir yetkisi olmayan seçilmişlere sövüp sayıyoruz, “parmak kaldırıp indiriyorlar” diye… Başka bir yetki yok ki ellerinde…

Geçen gün başbakanın yaptığı “ülkede kuvvetler ayrılığı var” açıklamasını, kuvvetle yadırgadığımı söylemeliyim… Kuvvetler ayrılığı ilkesi, “siyasi partiler, yargı denetimi dışındadırlar” demek değildir! Yargı’nın görevi, meclisin yaptığı yasaya uygun olarak hazırlanan sizin kendi tüzüğünüz çerçevesinde yönetilip yönetilmediğinizi denetlemektir, kendiliğinden… Yasaları meclis yapar! Hükümet, bu yasalara uygun olarak, memleketi yönetir! Yargı da yönetimin yapılmış yasalara uygun olup olmadığını, denetler… Kuvvetler Ayrılığı bu demektir… Ki zaten bizde yoktur… Tartışılıp düzeltilmesi gereken en önemli meselemiz de budur…

Mahkeme, meclise müdahale edemez! Siyasi partilere eder! Denetler ve hatta kapatır da… Çünkü onlar, “yürütme”dirler! Hükümet ya da değil, her siyasi parti de kendi içinde “yöneten”, “yönetilen” ilişkisi ile idare edilir! Onların da bunu yasalara uygun yapmak zorunluluğunu, Yasama denetler!

Biz de “Katılanların salt çoğunluğu olması gerekir” diye yorumladık ama yorumlama “yetkisi”, mahkemeye aittir! Bizim savunduğumuzun tam tersi bir yorum yaptı, yargıç! Bunu değiştirmek, daha üst bir mahkemenin elindedir! “Kuvvetler Ayrılığı var” deyip, ondan siyaset yargının müdahale demeyeceği bir alandır anlamı çıkarırsanız, o Hukuk Devleti olmaz!

Etrafında birileri, İrsen Bey’in aklını fena halde karıştırıyorlar… Her kimlerse bunlar, başbakana iyilik etmiyorlar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5