Hükümetin şu sıralar yürütmede hayli zorlandığını hepimiz gözlemliyoruz. Yaşananların bir çoğu yaşanması muhtemel şeyler değildi. Yani süreç en başından yanlış yönlendirildiği için, araç vites boşa alınıp kendi haline bırakıldığı için bugün yaşananlar meydana geliyor. Bir süredir Başbakan İrsen Küçük’ün açıklamalarını takip ediyorum; olabildiğince gaf dolu ve yanlış açıklamalar yapıyor. Kimse yanlış anlamasın ama işte basın danışmanı dedikleri adamlar siyasilerin bu tür gaflar yapmasını engelliyor.

Hükümetlere karşı eylemler her ülkede olur ve her ülkenin kendine ait olmaması gereken onlarca sorunu vardır. Bu noktada Sendikaların ve bazı çevrelerin Hükümete karşı eylemler gerçekleştirmesin i son derece normal karşılamak lazım. Ancak bir ülkenin Başbakanı çıkıp da KTHY eski çalışanlarına “teröristsel eylem” ya da “KTHY’yi siz batırdınız” suçlaması yaparsanız bu açıklamalar kamuoyu nezdinde itibarınızı sarsar. Bu olayların yaşanmasının ardından önceki gün Londra’ya giden Başbakan Küçük, Kıbrıs Genç TV stüdyolarında canlı yayına katılarak yine KTHY çalışanlarına “şirketin batmasında çalışanların emeği büyük” deme gafletine düşmüştür. Bu akıl alır gibi değildir.

Açık yüreklilikle söylemem gerekir ki hem köşemde hem de sunduğum canlı yayınlarda Başbakan Küçük’ü en fazla destekleyenlerden biriyim. Ancak öyle görülüyor ki BİRİLERİ Başbakan Küçük’ü çok yanlış yönlendiriyor ve bu tür yanlış açıklamalar yapmasına neden oluyorlar.

Bugün Türkiye Başbakanı Erdoğan’ı yönlendiren onlarca danışmanı vardır ve bu adamlar uzmandır. Bizim hükümetinize baktığınızda bazı bakanlar hariç birçoğu kendi halinde çalışmaktadır. Her ne kadar son zamanlardaki tavırlarını takdir etmesem de ÖRP Başkanı Avcı’da hükümetteyken Avcı’yı da taşıyanlar danışmanlarıydı.

CUMHURBAŞKANI EROĞLU’NUN DANIŞMANLAR KURULU VAR

Başbakan İrsen Küçük’ü desteklediğimiz için neredeyse UBP’li bazı vekiller hatta bakanlar dahi cephe almıştır bana ve bazı meslektaşlarıma. Dost acı söyler belki ama İrsen beyin yaşanan ülke sorunlarından dolayı halkın bazı kesimlerini suçlamaktan vazgeçmesi gerekir. Kim Başbakanı buna yönlendiriyorsa kendisine kötülük yapıyor.

Yaşanan sorunların üstesinden gelecek ciddi bir tecrübesi var Başbakan Küçük’ün. Londra’dan döner dönmez danışmanlar kurulu oluşturup ülkeyi yönetirken Danışmanlar Kurulu’ndan yardım almalı. Dünyanın her yerinde Hükümetlerin bu tür uygulamaları var. Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun da bu tür bir ekibi var ama Başbakanımızın yok işte…

 

**************

 

Denktaş: “DP’yi zayıf gösterenler yükseldiğimizin farkında”

Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş ile dün sabah uzun bir sohbet yaptık. Kendisine DP’nin tüm anketlerde düşüş yaşadığını ve başarısız gösterilmeye çalışıldığını sordum. “KADEM’e bizde bir anket yaptırdık ve bunu Perşembe günü açıklıyoruz; sonuçlar hiç te öyle göstermiyor. DP’nin ciddi bir yükselişi var ve bu birçok çevreyi rahatsız ediyor” dedi Serdar başkan ve devam etti “bir de sürekli olarak bizden birilerinin UBP’ye geçtiği ya da geçeceği yaygarası koparılıyor. Yok böyle bir şey ama UBP’liler eğer var diyorlarsa ve bu kadar büyüdülerse gelsinler erken seçime de görelim” diyerek meydan da okumaktan geri kalmadı. Ancak söylemek gerekiyor ki şu an Serdar başkan toplum tarafından takdir edilen bir duruş sergiliyor.

 

Üstel, bakanlığa ısındı ve işine dört elle sarıldı

Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel Turizm bakanlığında yaşanan yoğunluğun ardından bakanlık görevine ısındı ve artık işlerini yoluna koydu. Aldığım duyumlara göre sektör kendisinden hayli memnun. İngiltere’deki sektör temsilcileri de Bakan Üstel’i bekliyorlar ancak şimdilerde oraya gitmek ne kadar akıl karı o da ayrı mesele. Ancak gidip oradaki turizm mağdurlarının da sorunlarını dinlemek lazım.

 

Beyaz kimlik meselesi ve Çavuşoğlu

İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu birçok yeni açılımlar yapmaya çalışıyor göreve geldi geleli. İyi işlerde çıkarıyor, bunu söylemek lazım ancak şu Beyaz Kimlik muhabbeti toplumu çok gerdi. Muhalefette bu işe saldırmaya hazırlanıyor. Koltuğa oturur oturmaz yıpratmasınlar Nazım bey sizi. Bence gelin vazgeçin beyaz kimlik dağıtmaktan. Dünyanın neresinde görüldü zaten böyle uydurma bir film.

 

‘Baba Denktaş’ın’ hayati tehlikeyi atlatması dileğiyle

Her kötü olay olduğunda nedense telefonu insanın başka türlü çalar; anlarsınız kötü bir şey olduğunu. İşte dün akşam saatlerinde bir gazetecinin telefonu nasıl çalarsa öyle çaldı telefonum. Telefonun bir ucunda sevgili kardeşim Mustafa Varol vardı “Abi Baba’nın durumu kötü, hastaneye kaldırmışlar, acele geliyorum alayım seni.” Evet er ya da geç olacaktı dedim kendi kendime telefonu kapattıktan sonra. Koştuk gittik Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldığını öğrenmiştim zaten. Herkes ordaydı. Denktaş ailesi tam anlamıyla ordaydı ve tabii ki perişandılar. Bir ara doktorlar açıklama yaptı hayati tehlikesi yok gibisinden ancak ondan sonra yapılan açıklamada Baba Dekntaş’ın hayati tehlikesi devam ediyor diye. Emboli attı demek işler kritik demek.

Dr. Musatafa Arabacıoğlu geldi yanımıza “durum ne” diye sordum “hayati tehlike var Gökhan, bütün umudum ikinci embolinin atmaması. Umarım atmaz ve umarım hayati tehlikeyi atlatır. Bir dönem kapanıyor gibime geliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5