28 Mayıs Mehmet Zekâ Bey'in ölüm yıldönümüdür... Ölüm yıldönümü dolayısıyla yarın birisi sabah saat 10.00'da Lefkoşa Mezarlığındaki kabri başında, diğeri de öğleden sonra saat 16.00'da adıyla birlikte anılan köyü Balalan'daki büstü önünde bir anma töreni düzenlenecek... Törenlerde söz alacak konuşmacılar, Başhakim Zekâ Bey'in gerek yerel ve gerekse uluslararası hukuktaki yerini irdeleyecekler ve onun insancıl yönleri üzerinde duracaklar.
   Zekâ Bey’in adına ve anısına şimdiye dek çeşitli kitaplar ve yığınla yazı yazıldı...  Başhakim iken verdiği ve hukuk tarihine geçen kararlar dört cilt halinde yayımlandı. Hakkında söylenenlerin haddi hesabı yoktur… Balalanlı Başhakim Zekâ Bey, literatüre geçen hukuk çalışmaları ve kararlarıyla tanınmakla kalmadı... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki üyeliği sırasında gösterdiği hukuksal ve insancıl duyarlılığıyla, evrensel alanda çok saygın bir insan hakları savunucusu olarak da bilinmektedir. O, yaşamı boyunca hukukun üstünlüğünün insan haklarının güvencesi olduğunu her tavrı ve söylemiyle vurgulayan bir hukuk adamı... Bulunduğu görevlerde ve ortamlarda da hukuk ve adalet kuralları ile insan haklarına halel gelmemesi için yoğun çaba harcamış dürüst bir inanç insanı... Aynı zamanda doğayı geliştirmek ve korumak adına büyük emeklerde ve yatırımlarda bulunmuş bir çevreci... Balalan'da yarattığı tarımsal, doğasal ve çevresel değerler, doğduğu köye ödediği diyet olarak her geçen gün gelişmektedir... O, ilkelerinden ve tertemiz yaşam tarzından hiçbir zaman ödün vermeyen bir irade timsali...
   Adına “Başhakim Zekâ Bey Enstitüsü” kuruldu… Sessiz ve derinden çalışan bir hukuk enstitüsü. Bu enstitü sayesinde genç nesillerin onu öğrenmesi ve onun kişiliğiyle hizmetlerinden esin alması kuşkusuz ki tek amaç olarak görülmüyor. Kıbrıs Türk Hukuku'nu araştırmak ve geliştirmek de enstitünün başta gelen bir diğer amacı. Enstitünün sözlük anlamı zaten “Araştırma ve öğretim kurumu” değil mi?.. Vakıflar, dernekler, cemiyetler, birlikler kuruldu bizim toplumumuzda... Ama enstitü kurma geleneği hiç oluşmadı şimdiye dek... Bu bağlamdaki bir ilk olan “Başhakim Zekâ Bey Enstitüsü”nün, çeşitli amaçlardaki diğer enstitülerin de artık devreye girmesinde tetikleyici rol oynamasını dilerim... Enstitülerin araştırmacı, öğretici ve algılayıcı ruha katacağı çok şeyler var...
   * * *
   “Başhakim Zekâ Bey Enstitüsü”nün amaçları arasında şunlar var:
   Başta Zekâ Bey olmak üzere Kıbrıs Türk hukukunun gelişimine ve kurumsallaşmasına katkı koymuş tüm hukukçuları araştırmak, tanıtmak ve yaşatmak... Başarılı ve ünlü hukukçularımızın vermiş oldukları tüm kararları, onların tüm çalışmalarını ve yayınlamış oldukları tüm eserleri belirlemek, tercüme etmek, derlemek, tekrar yayımlamak, düzgün şekilde arşivlemek, halkın yararına sunmak, bu amaçla kütüphane oluşturmak, bu eserleri güncelleştirmek, telif ve yayın haklarını devralmak... Kıbrıs Türk Hukuk Bilimi'nin kurulmasını, bu amaçla akademisyenler yetiştirilmesini ve bu bilim kolunun akademik yayınlar vasıtasıyla kurumsallaştırılmasını motive etmek... Kıbrıs Türk Hukuku'nun geliştirilmesine önayak olmak... KKTC'de yetkili bulunan yüksek öğretim kurumlarında Kıbrıs Türk Hukuk Sisteminin öğretilmesini sağlamak... KKTC Barolar Birliği ile iyi ilişkiler kurmak ve yapılacak işbirliği neticesinde stajyer avukatların yetiştirilmesini sağlamak... Yargıçların, savcıların ve avukatların Kıbrıs Türk Hukuk Sistemi ve bu sistemde yaşanan değişimler konusunda aydınlatılmalarına katkı koymak... Tüm bu amaçlarla ilişkili her türlü ulusal ya da uluslararası kuruluşla iletişim kurmak, işbirliğine girmek, bu tip kuruluşlara üye olmak ve bu tip kuruluşların vücuda getirilmesini desteklemek...
   “Başhakim Zekâ Bey Enstitüsü”nün 15 kurucusu şunlar:
   Oktay Feridun (Emekli Başsavcı-Avukat – Bakan - Zekâ Bey’in damadı), Harid Fedai (Eğitimci-araştırmacı-yazar), Taner Erginel (Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı), Orhan Zihni Bilgehan (Avukat), Gülten Feridun (Zekâ Bey'in kızı), Ahmet Tolgay (Araştırmacı-gazeteci-yazar), Hasan Hastürer (Gazeteci-yazar), Tufan Erhürman (Akademisyen), Hasan Karaokçu (Gazeteci-yazar), Serhan Çınar (Avukat), Necla Çarıkçıgil (Yayıncı), Özlem Adanır (İşletmeci), Eda Erkman (Serbest meslek), Arkun Zekâ (Avukat) ve Feyzi Hansel (Avukat).
   *    *     *
   1903 doğumlu efsane Hukukçu Zekâ Bey'in romanlara konu olacak bir yaşam zenginliği, öyküleri ve anekdotları var... Bunlardan birini de sevgili dostum, yüksek mahkeme emekli başkanı, Taner Erginel'den dinledim... Okurlarımla paylaşmalıyım:
   İngiliz Sömürge Dönemi, idam cezalarının da yürürlükte olduğu ve adam asma türüyle infazların sıkça tekrarlandığı bir dönemdi. Özellikle EOKA ile başlayan terör günlerinde, bir tek kurşunu bulundurmak bile, idam cezasını gerektiren bir suçtu. Hukuk mesleğine avukat olarak başlayan Mehmet Zekâ Bey, “ipten adam alan avukat” olarak ünlenir. Bir gün hapishanede idamı gerektiren suçtan yargılanan bir Türk gencini ziyaret eder. Aynı koğuşta, başsavcılıkça idamı önerilen bir de Rum genci vardır. Zekâ Bey'i hapishanede gören bu Rum genci çok heyecanlanır ve babasından savunmasının O'na verilmesini ister. Baba fanatik milliyetçilerdendir. “Oğlumu ipten bir Türk avukat kurtaracaksa, asılmasını yeğlerim” der... Netice mi?.. Zekâ Bey tarafından savunulan Türk genci ipe gitmekten kurtulur... Ama, bir Rum avukat tarafından savunulan Rum genci ipe gider!..
   Bu anekdota karşın, Zekâ Bey tarafından idam sehpasından alınan Rumlar vardır... Bunlardan biri de, ünlü EOKA tetikçisi Nikos Samson... Zekâ Bey, Rumlar arasında da efsane olmuş bir Kıbrıslı Türk hukukçudur... Doğduğu köy Balalan'a onun adını verenler de Rumlar değil mi zaten? “Horgondu Zekâ Bey”... Yani “Zekâ Bey'in Köyü”.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31