---Kıbrıs Türk basını Girne'de yaşanan tecavüz ve soygun olayında  olayı yüzeysel anlatan ve bilgi veren yayınlar yapmak yerine, zanlıları daha mahkemeye çıkmadan suçlu ilan ederek acımasızca eleştirdi.

Hayatta karşılaşabileceğimiz en sevimsiz durumların başında iftira ve haksızlık geldiğini düşünenlerdenim. Basını yakından takip eden her medya okuryazarı, iftira ve haksızlıkların haberlerde sıkça yer aldığını söyleyebilir. Her ne kadar da basının "tarafsız" olduğunu kabul etmek istesek de tarafsızlık ile ilgili gazetecilerin farklı farklı düşüncelere sahip olduğunu görüyoruz. En azından haberlere yansıyan görüntü bu şekilde. Haber ile yorumu birbirinden ayırmak gazeteciliğin önde gelen prensiplerindendir. Üzülerek görüyoruz ki, bir çok gazete editörü özellikle ön sayfada yer alan manşet haberlerde haber ve yorum ayrımını yapmakta zorlanıyor. Bu da gazetecilerin tarafsız olmadığını veya olamayacağını gösterdiği gibi, genel olarak gazetecilik mesleği ile ilgili güvenilirlik tartışmasına neden oluyor. Bu satırların yazarı olarak, tarafsızlıktan anladığım dengeli ve adil haberciliktir. İnsan faktörünün olduğu her yerde tarafsız olunamayacağını düşünmekle birlikte, kişinin düşünce, eğitim, kültür, dil, ideoloji gibi faktörler neticesinde saf bir tarafsızlığın olamayacağına inanıyorum.

Yüzeysel bir haber üslubu

Gazetecilerin özellikle toplumsal olaylarda tarafsız veya en azından dengeli habercilik yapmasını bekliyoruz. Ancak son yıllarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yaşanan bazı adli vakalarda, basının bırakın tarafsız kalmadığını, yargı durumundaki bir olayla ilgili ciddi iddialarda bulunduğu, suçu kanıtlanmamış kişileri suçlu ilan ettiğini görüyoruz. Dünyada birçok ülkede devam eden davalarla ilgili haber yapmak, davaya müdahale sayılıyor. Örneğin, jüri sisteminde karar veren bir hukuk sisteminde, bu tür yarınların jüri üyelerini etkilediği düşünülüyor. Bu tür ülkelerde gazeteciler olayla ilgili haber yapacaklar ise, konuyu tanımlayan ve olayın ne olduğunu yüzeysel anlatan bir haber üslubu benimserler. Kıbrıs Türk basınında yaşananlara baktığımız zaman ise, tecavüz, cinayet, uyuşturucu, hırsızlık gibi adli vakalarda gazeteciler pek de sorumlu gazetecilik örneği göster(e)miyor.

Tecavüz ve soygun olayı

Geçtiğimiz aylarda basının araştırması devam eden adli bir vakada, haberi hızlı ve ilk vermek adına ciddi hatalar yaptığına şahit olduk. Nisan ayında Girne'de bir kadına yönelik yaşanan tecavüz ve soygun olayı gazetelere haber oldu. Konuyla ilgili bilgi gazetecilere ulaşır ulaşmaz, gazeteciler haberlerini hazırlayarak servis ettiler. KKTC Polisi olaydan kısa bir süre sonra söz konusu olaya karıştığını düşündükleri iki şüpheli erkeği göz altına aldı. Göz altına alına şüphelilerin isimleri ve fotoğrafları olaydan bir sonraki gün bazı gazetelerde yayınlandı. Polis tarafından zanlı olarak göz altına alınan iki erkek, bir anda basının da yardımı ile olayın baş mimarı ilan edildi. Bu noktada Kıbrıs Türk basınında bazı gazetelerin sorumlu gazetecilik örneği gösterdiğini vurgulamalıyız. Özellikle Havadis gazetesi haber merkezi, konuyla ilgili ciddi, araştırmacı ve sorumlu gazetecilik örneği göstererek farklı kaynaklardan bilgilere ulaştılar. Havadis muhabirinin ulaştığı bu kaynak, zanlı olarak göz altına alınan iki kişinin olay ile ilgilerinin olmadığını söyledi. Böylece Havadis gazetesi, zanlıların isimlerini ve fotoğraflarını haberde kullanmadı. Üzülerek söylemeliyiz ki, bazı gazeteler bu kadar hassas davranmayarak, zanlıların fotoğraflarını boy boy yayınladı. Bununla da kalmayarak, "şüpheli" kişiler ile ilgili suçlayıcı ve hakaret içeren manşetler atıldı.

Hassas davranış

Konuyla ilgili gazeteler üzerinden araştırma yaparken, 7. İletişim Festivali kapsamında düzenlenen panel için Doğu Akdeniz Üniversitesi, İletişim Fakültesi'ne gelen Havadis Gazetesi'nden Hüseyin Ekmekçi ile konuşma fırsatım oldu. Girne'deki tecavüz ve soygun olayının gazetelere yansımasının sorunlu olduğunu anlatınca, kendilerinin gazete olarak bu konuda ne kadar hassas davrandığını anlamış oldum. Birçok gazetenin ön sayfadan verecek kadar önemsediği bu olayda, Havadis gazetesi haberi bilinçli olarak ön sayfasına taşımadı. 

Hukuk mu medya mı üstün?

Kıbrıs Türk basını 28 Nisan 2012 tarihinde söz konusu olayı ön sayfalarından okuyucularıyla buluşturdu. Kıbrıs gazetesi: "İğrençlik diz boyu" şeklinde verdiği haberi, Yeni Düzen: "Ne günlere kaldık", Star Kıbrıs ise: "Çatalköy karıştı" manşetleriyle verdiler. En dikkat çeken manşeti ise Haberal Kıbrıslı gazetesi attı: "Yeter artık tuuu yüzünüze!" Halkın Sesi: "Yetti artık bu iğrençlikler!", Haberdar: "Bu kadarına da pes!" şeklinde konuyu manşetlerine taşıdılar. Yazının girişinde de bahsedildiği gibi, gazeteler özellikle toplumsal olaylarda haberlerinde denge, adil ve tarafsızlık ilkelerini ihlal edebiliyor ve habere yorum karıştırabiliyorlar. Halbuki, söz konusu kişiler "zanlı" olarak tutuklandı ve konuyla ilgili soruşturma devam ediyordu. Hukuk mu medya mı üstün? sorusu akıllara geliyor. Elbette, hukuk üstün. Ancak bahsettiğimiz konuda medya hukuktan önce hüküm veriyor ve zanlıları, daha dava sonuçlanmadan "suçlu" ilan ediyor. Bunu yapmayan gazeteleri bu eleştirinin dışında tutarak, haklarını vermeliyiz. Bazı gazeteler olayla ilgili haberlerine daha sonraki günlerde de devam etti.

"Basın mağduru"

Konunun daha acı tarafı ise; tutuklanan iki erkek zanlının çıkarıldıkları mahkeme tarafından suçlu bulunmayarak serbest bırakılmaları oldu. Bu noktada Havadis Gazetesi'nden Hüseyin Ekmekçi'nin 7. İletişim Festivali panelinde söylediklerini hatırlamalıyız: "Basın mağdur yaratıyor". Evet, basın olayla ilgili gerekli araştırmayı eksik yaparak, belki de haberi aldıkları kaynağın da yanlış yönlendirmesiyle iki "basın mağduru" yarattı. Devam eden bir davada daha tanımlayıcı, olayı yüzeysel anlatan ve bilgi verici yayınlar yapmak yerine, zanlılar suçlu ilan edildi ve acımasızca eleştirildi. O gün gazeteyi okuyanlar bu iki kişinin suçlu olduğuna inandı. Her ne kadar da mahkeme doğru kararı vermiş olsa da bu iki kişi mağdur edilmişti bir kere. Ne yazık ki çevresindeki insanların yüzüne bakamayacak duruma gelen iki kişinin aklandığına dair haber veya mahkeme kararı gazetelere yansımadı. Aksine, İnternet'te arama yapan kişiler bu haberlere rahatça ulaşabiliyor. Bir başka değişle, iki kişiyi mağdur eden gazeteler bırakın özür dilemeyi, aklandıklarına dair küçük bir haber bile yapmadılar. Sadece Havadis gazetesi uzun uğraşlar sonrası bu kişileri röportaj yapmaya ika ederek, kamuoyunu yaşananlarla ilgili aydınlattı. Bu arada 7 Temmuz tarihinde Girne'de yaşanan olayla ilgili "ırza geçme, ev açma ve soygun" suçlarından bir kişinin tutuklandığı bilgisi haber merkezlerine düştü. İnşallah bu sefer doğru kişi tutuklanmış ve adalet yerini bulmuş olur.basin-magdur-yaratiyor.jpg

Konuyla ilgili gazetelere yansıyan haberlerin kupürlerinde söz konusu zanlı kişilerin fotoğrafları ve isimleri çıkarılmıştır. Böylece bu kişilerin ikinci kez bir medya mağduriyeti yaşaması önlenmiş olacaktır.

 

Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy’un yazısı, 19 Ağustos 2012 tarihinde Havadis Gazetesi’nin haftalık haber ve magazin dergisi olan “Poli”de yayınlanmıştır.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31