Öncelikle “Afrika” gazetesi çalışanlarına karşı girişilen silâhlı saldırıyı kınıyoruz. Kıbrıs Türk Basın Konseyi  ve WAPC-Dünya Basın Konseyleri Birliği olarak bu kınamayı üye ülke örgütlerine basınına da taşıdık.Genel Sekreterlik,bunu Birleşmiş Milletler nezdinde de not edilmek suretiyle kınanmasını istedi.

Bizler Kıbrıs Türk Basın Konseyi olarak,bırakınız saldırıyı,basın mensuplarının herhangi bir nedenle,görevleri ile ilgili konularda “Tutuklanmalarına” ve bu durumda yargılanmalarına karşı çıktık ve WAPC’nin alacağı kararın Birleşmiş Milletlere duyurulmasını ve Sivil Kitle Örgütleri Konseylerinde desteklenecek ülkelerin hukukuna yansıtılmasını isteyeceğiz.

Biz bununla bağlandık.

KKTC olarak bunun başını çeken örgüt olarak da dikkat çektik.

Şimdi bu safhada ülkemizde görülmemiş olaylarla karşı karşıya gelmekteyiz.

İngiliz Sömürge döneminde bile basın mensuplarının silâhlı saldırıya uğradıkları görülmediği gibi, gazetecilere yumruk atana da rastlanmadı.

Medeni eleştiri ve karşı açıklama her zaman dengeyi getirdi.

Oysa son yıllarda politika sertleşirken,politikacı aşırı tepkilerle karşıdakini yıpratmaya çaba harcarken,basın da bundan nasibini almış görünmektedir.

Ne var ki sertlik  gazete bürolarına kurşun yağdırmayı getiriyorsa artık buna her yolla ve de hepimiz tarafından “Dur” deme zamanı gelmiştir.

Beni sevmiyebilirsiniz ama bu bana kurşun yağdırma hakkını kimseye vermez.

Türkiye’de basında izlediğimiz mafyanın kollarını bu temiz ve güzel adada görmek istemeyiz.

Bunu besleyenlerin bulunup çıkarılması ve bu ada ile ilişkilerinin kesilmesi kaçınılmazdır.

Hatta bunca yıl değiştirmediğim tutumumu ben bile gözden geçirdim.

Bu adaya adım atacak kişiler bu adaya zarar verceklerse, “Kimlik Kartı” ile geliş bunu yaratıyorsa artık buna son verme zamanı gelmiş demektir.

Pasaport buna etkin çare mi?

Bana göre değil.

Ancak işlerini zorlaştırır.

“Afrika” olayı ilginçtir.

Kaç kez kapıya dayanıyorlar, kurşun sıkıyorlar.

Amaçlarını da açık açık söylüyorlar.

Sonuç?

Kişi yakalanıyor.

İtiraf ediyor.

Diyelim ki mahkûm oldu.

Ne olacak?

Yeni bir kişinin katil olarak sahne almayacağını kim garanti edebilir?

KKTC’de bizler basında,politikada ve topyekûn sivil hayatta şiddete karşıyız.

Savaş hâli,koşullarını da beraberinde getirir.

Onu tartışacak değilim.Ne var ki son zamanlarda politikadaki tırmanma,bir yerde basında ya da  yenile alışılmış sözcükle  “Medyada”,gerilim yaşanmasına neden olmaktadır.

Bundan kurtulmazsak,çok acı çekeceğiz.

Kumarın,fuhuşun,kara paranın kolay olduğu ülkelerde cinayet de kolay işlenmektedir.

Akıl fukarası birisi çıkıp birilerinin katline karar verir.

Bu hasta bir beyin demektir.İşte o hasta beyin birilerinin gerisinde durup oyununu oynamaktadır.

Oysa KKTC ile tertemiz bir “Toplum yapısı” ile övünmekteyiz. KKTC’ye gelen veya yerleşme kararı veren Yabancılara sorarsanız,KKTC,Güney Kıbrıs’tan daha güvenlidir.

Tertemiz bir Toplum yapısı olduğu gözlemlenmektedir.İnsanlar özgürce yürümekte, gezmekte, yaşamakta,korku duymamaktadır.

İşte bu zenginliktir.Bunu sağlayan “Sivil ve asker olmak üzere Güvenlik Kuvvetleri” ve de halkın bizzat kendisidir.

Marifet bunu korumaktadır.

KKTC’yi para kazanmaya kurban etmeyelim.

Bunu yaparken de politikayı örtü olarak kullanılmasına razı olmayalım.

Kıbrıs Türk Basını gangsterlerin at oynatacakları  yer olmaktan çıkarılmalıdır.

“Afrika” camiasına ve özellikle Şener dostuma büyük geçmiş olsun diyorum.Hele “Üçüncü saldırı ne zaman?” diye onu sormaya iten acı durumu herkesin dikkatine getiririm.

Artık yeter olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31