Haberi okurken heyecanlandım.

Tüylerim kalktı.

Keyiflendim.

İki lider birlikte ara bölgede buluştular…

Etraflarında yetkililer vardı.

Ve onların da etraflarında basın ile halk.

Yürüdüler.

Hem Uzun Yol’da, hem Arasta’da tur attılar.

Halk ile sohbet ettiler.

Kadeh tokuşturdular.

Bir tarafta kahve fincanlarını diğer tarafta bodirileri…

Bir tarafta Rumlar çoğunluktaydı diğer tarafta Türkler.

Korumalar elbette olmalıydı…

Adettendir ama gerek de yok aslında.

Çünkü arkalarındaki h en büyük korumaydı.

Halk artık Akıncı’ya da Anastasiadis’e de “bu işi bitirin” dedi.

Akıncı da zaten “bu işi bitirmeliyiz çünkü çok uzadı” dedi.

Evet, Akıncı’yı seçtik.

Arkasından koştuk.

Umut verdi, umutlandık.

Sevindik, kazandığında meydanlara koştuk.

Seçim sonrasında onu göremez olanlar, “bu ne, dün bir bugün iki bizi unuttu” dediler.

Akıncı sır olmuş.

Kaybolmuş.

Ve “işte bu da diğerlerinde farksız” denilmeye başlandı.

Ben de böyle düşünmeye tam başlamıştım ki araya kahve, molası girdi.

Bir de zivaniye…

Ve pilavuna.

İki tarafın damak tadı aynı...

İki taraf aynı içkilere ilgi gösteriyor

Ve iki taraf aynı şeylere üzülüyor.

Kısaca iki taraf diye bir şey yok zaten.

Uydurulmuş iki kısım var…

Birleşmek olmaması için ancak doğanın doğa kanunlarını inkârı gerekir.

Başla yolu yok bunun.

Ancak yine de bazıları çıkıp, ”Biz daha çözümü daha çok istiyoruz” deyip Barbaros gemisini burnumuzun dibine yolluyor.

Ve çözüm anında duruyor.

O kişiler yine araya girip bu sefer “yavru, ana” edebiyatına dalıyor.

Ve bilgiç bilgiç sıralıyor…

Neymiş, “evlat büyüyüp ayakta durmayı becerince, anasını inkâr etmemeli”.

Bir de “ana her zaman yavrusunun yanında olur”.

Oysaki Google’a sordum.

“Yavrusunu yiyen” diye yazdım.

“Neler çıktı, neler.”

Siz de sorun, bakın bakalım neler çıkacak.

Her neyse.

Akıncı ve Anastasiadis…

İkisi de A harfi ile başlangıç yaptılar.

Bir taraf A yani bir numara için Alfa diyorken diğer taraf da Alfa diyor.

Yok aslında farkımız.

Biri Akdeniz’i çok sever diğeri de Akdeniz’i.

Biri “hellim benim” der diğeri de.

Biri Beşparmaklar’a yanar, diğeri de.

Ve bölünmüşlüğe her ikisi de ağlar.

İki “A’nın” da başka çıkar yolu kalmadı.

Ya birleşme, ya birleşme.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31