Uç noktalarını Büyük Han, Kumarcılar Hanı ve Bedesten'in oluşturduğu tarihi üçgen, surlar içi Lefkoşa'nın tam orta yerindedir. "Şu anda Lefkoşa'nın tam orta yerinde bulunuyorsunuz" yazısını içeren levha da, zaten Bedesten'e komşu bir binanın duvarına tutturulmuştur. Büyük Han, Kumarcılar Hanı ve Bedesten üçgeni, 300 yıldan fazla süren bir yaşam tarzının renkli ve hareketli alanını oluşturmuştu. Bunların içinde Büyük Han, Kıbrıs'ın en gösterişli konaklama yeriydi. Kumarcılar Hanı, tabii ki kumar düşkünlerinin keyfine de hizmet eden, çeşitli eğlencenin mekanıydı… Aslında buranın orijinal adı “Hımarcılar Hanı”… Yani “Eşekçiler Hanı”…  Ama bu ad halkın dilinde değişimlere uğrayarak en sonunda “Kumarcılar Hanı”na dönüşmüş…
  
Bedesten ise Kıbrıs'ın en büyük ve en gösterişli kapalı çarşısı... Hemen yanındaki "Bandabuliya" da, zaten ilhamını Bedesten'den alan bir mimaridir. Orası, İngiliz Müstemleke Yönetimi döneminde, Bedesten'in yıpranıp devreden çıkmasından sonra, alternatif bir kapalı çarşı olarak inşa edilmişti. Ticaret yapmak amacıyla adanın çeşitli yerlerinden gelenler Büyük Han'da konaklar, Kumarcılar Hanı'nda eğlenir ve Bedesten'de alışveriş yaparlardı. Bazen günler süren uzun ve maceralı yolculuklardan sonra uzak yerlerden kente gelinirdi. Gelenlerin binek ve yük hayvanları olan atları, katırları, eşekleri ve develeri sorarsanız, onlar da Büyük Han'ın ve Kumarcılar Hanı'nın geniş avlularında ve ahırlarında barındırılırdı. Kumarcılar Hanı, üst kattaki odalarıyla uzaktan gelenlere konaklama olanağı da sunmuyor değildi. Ama zemindeki mimari düzenlemeler dönemin eğlencelerine mekan oluşturacak biçimde planlanmıştı. Dörtgen plan üzerine uyarlanır inşaat. Ne ki eğlence ve dinlenme alanlarını genişletmek üzere yıllar sonra yapılan yenilemede Han'ın 52 olan oda sayısı 44'e indirgenir. Eski bir manastır kalıntısının üzerinde 17'nci yüzyılda inşa edilen bu Osmanlı eseri, giriş bölümündeki mimari tarzıyla melez bir kültür mirası olduğunun işaretini vermektedir. Kumarcılar Hanı, Başkent Lefkoşa'da yerleşim sorunlarının yaşandığı dönemde, uzun süre Kıbrıs Türk Eski Eserler ve Müzeler Dairesi olarak da kullanılmıştı.
 
Kumarcılar Hanı, Büyük Han ve Bedesten... Lefkoşa’daki kültür mirasımızın altın üçgeni... Eski başkentin, uzun yılların ihmaline uğrayan bu altın üçgenini diriltmek için pahalı bir restorasyona girişildi. Bu planın ilk ayağında, Büyük Han, yenilenen çehresi ve ortaya çıkartılan özellikleriyle günümüze muhteşem bir dönüş yaptı. Büyük Han'ı yenileme giderleri Türkiye tarafından karşılandı. Kumarcılar Hanı'nın hisseli tapusu özel kişilere ait. O nedenle restorasyonunda oldukça geç kalındı. Ama şimdi bu sorunun çözümlenmiş ve restorasyon çalışmaları için karar alınmış olması sevindirici bir gelişme. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ( UNDP) finansmanıyla, Vakıflar İdaresi ile eski Eserler ve Müzeler Dairesi'nin denetiminde hızlı bir şekilde yürütülen yenileme çalışmaları sayesinde Bedesten, yıkıntılarından yeniden doğdu. Yenileme planının üçüncü atağının en kısa sürede Kumarcılar Hanı'na ulaşması ve oranın da başkentin büyüleyici dokusuna kazandırılması, Lefkoşa sevdalılarının içten dileğidir. Diğerlerine oranla buranın diriltilmesi daha ucuza gelecektir. Restorasyonun finansmanı Türkiye tarafından karşılanıyor.
  
Bedesten, dünya literatüründe de yeri olan bir kültür mirası. Uluslararası üne sahip restorasyon uzmanlarının gözetimi altında yenilendi. Tabii ki burası, dünyaya gözlerini bir kapalı çarşı olarak açmamıştı. 12'nci yüzyılda, ilk kez bir kilise olarak inşa edilmiş ve adı da Sent Nicholas konmuştu. Gösterişli bina, Lüzinyanlar döneminde gotik dokunuşlar ve eklemelerle genişletildi. Venedikliler döneminde de değişikliğe uğraması sürer. Derken Yunan Ortodoks Metropolitliği'ne verilir bina. Onların elinde de değişimlerini sürdürür. 1571'de Kıbrıs Osmanlı yönetimine girince, burası dinsel kimliğinden ayrıştırılır. Yeni bir mimari anlayışla elden geçirtilerek büyük bir kapalı çarşıya dönüştürülür. 1920'li yılların sonuna dek, daha çok dokuma ürünlerinin ve giyim kuşam malzemesinin pazarlandığı bir ticaret merkezi olarak ün salar.
  
Büyük Han 400 yıldan fazla bir süredir Lefkoşa'nın orta yerinde, altın üçgenin en gösterişli halkası olarak zamana karşı yiğitçe direnmekte ve sinesine gelenlere efsaneleşen öykülerini fısıldamaktadır. Bu öykülerin içinde en hazin olanı, hiç kuşkusuz Muzaffer Paşa'nınkidir. Bir zamanlar adına şarkılar, türküler ve ağıtlar yakılan fethin ünlü paşasıdır o... Büyük Han onun eseri. Avlonya Sancak Beyi Muzaffer Paşa'nın, genç, yiğit, dürüst bir komutan olduğu söylenir...
 
Muzaffer Paşa, Lefkoşa'nın Venediklilerden alınmasında, en büyük özveriyi gösterendir. Paşa'nın Rumeli, Şam ve Trablusşam eyalet askerlerinden oluşan birlikleri, 1570 Kıbrıs seferinde, Lefkoşa'nın güneyindeki Kostanza Burcu önünde konuşlanmıştı. 9 Eylül sabahı Muzaffer Paşa'nın alnından öpüp cenge gönderdiği öncü askerlerden biri, o cehennemi vuruşmada burca tırmanarak ilk kez Osmanlı bayrağını Kostanza'ya diker. Bu olay, başkentin fethedildiği anlamına geliyordu. Daha sonra adına o burç üstünde bir türbe yapılacak olan "Bayraktar" diktiği bayrağın altında şehit düşerken, Muzaffer Paşa'nın cengâverleri de, Bayraktar'ın cesedinin yanından akın akın geçerek direniş gücünü yitiren kentin sokaklarına yalın kılıç dalarlar. Muzaffer Paşa, burçlardan Lefkoşa'ya atlayan ilk Osmanlı komutanıdır.
Lefkoşa o gün fethedildiğinde Başkomutan Lala Mustafa Paşa, hiç tereddütsüz fethin komutanı Muzaffer Paşa'yı "genel vali" anlamına gelen Beylerbeyliğine atar. Başkentin derhal onarımdan geçirilmesi Muzaffer Paşa'ya verilen ilk buyruklardandı. Bu buyruk uyarınca başlatılan işler arasında, Büyük Han'ın temellerinin atılması da vardı. O zamanın anlayışıyla, Kıbrıs'ın gözde ticaret, konaklama ve toplum merkezini yaratma sevdasındadır genç paşa.

Ne var ki, kentin imarı için vergilendirilen Gayrimüslimler, durumdan memnun değildir. Bunlar, Venediklinin ağır vergilerinden kurtulduklarını düşünürken, bu kez Osmanlı'dan gelen vergilerle yüzleşmekten tedirgindirler. Beylerbeyi'ni önce rüşvetle etkileyip yönetimini yozlaştırmaya çalışırlar. Bundan sonuç alınamayınca, Muzaffer Paşa aleyhine fesat başlatılır. İstanbul'daki saraya gizlice elçiler ve jurnaller gider. Kıbrıs Beylerbeyi, içinde sefa sürülecek lüks bir yapı inşa etmekle suçlanır. Bu yüzden de zevk ve sefa uğruna halk ağır vergiler altında inletilmekteymiş!..
  
Fitne etkisini gösterir. Osmanlı Sarayı, iftiralara kanar. Dürüst ama otoriter idaresinden dolayı düşmanları çoğalan Muzaffer Paşa'ya kendini savunma hakkı bile tanınmaz. İdam fermanıyla birlikte İstanbul'dan gönderilen cellat ekibi, yiğit komutanın kellesini fethettiği kentte alıp İstanbul’a, Osmanlı Sarayı’na götürür. Sevenleri uzun süre yasını tutar genç paşanın. Ama ölse de, eseri Büyük Han iki yıl gibi kısa bir sürede tamamlanıp, tam da onun düşlediği gibi bu Osmanlı başkentinin yaşamına hareket, anlam, renk ve güzellik katmaya başlar. Kıbrıslı Türklerin belleğinde ve yüreğinde uzun yıllar sevgisini koruyan paşanın adı, kız ya da erkek ayırımı yapılmaksızın, yeni doğan yüzlerce bebeğe verilir... Yakın geçmişe kadar Kıbrıs'ta "Muzaffer" adlı bay ve bayanların sayısı dikkati çekecek denli çoktu.

Muzaffer Paşa'nın iki katlı, sarı taştan görkemli binasının 40'a yakın odası, alt ve üst koridorları ve bir de minik mescidi barındıran geniş avlusu, 400 küsur yıldır nice toplumsal ve kişisel öyküye tanık olmasının yanı sıra, o vakur duruşuyla ülkenin tarihini yaratan olaylara da mekân oluşturdu. Zaman oldu hapishaneye dönüştürüldü. Kimileyin de, kalabalık başkentte konut sıkıntısı çeken yoksul ailelerin toplu barınağına dönüştü. Ön cephesindeki zemin kat dükkânlarda kentin de renkli tipleri olan kahveciler, aşçılar, bakkallar ve kunduracılar topluluğu, ticarete ve gezmeye gelen halkın çekim merkezi oldu. Hatta 50'li yıllarda bir zamanlar toplumun en yüksek tirajlı gazetesi olan, merhum Cemal Togan'ın ünlü gazetesi “Bozkurt”un tesisleri, Han'ın kuzey köşesindeki birkaç dükkânın içindeydi. Bu özelliğiyle Büyük Han, toplumun yayın, kültür ve iletişim etkinliklerine de mekân oluşturdu.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31