Şeker bayramı’nın birinci günü bu yıl Erenköy direnişinin 49. yıldönümüne denk geldi. Erenköy direnişini anma etkinlikleri bayrama ayrı bir anlam yüklüyor.
   Böyle bir günde zaman tünelinden geçip o günlerin tarihi platformuna inmeli. Genel Kıbrıs olayının hangi noktalardan tetiklenip, ne aşamalara ulaştığını irdelemek herhalde daha gerçekçi olur...
   Tarihin önümüze yığdığı birikime yaslanarak ve yaşadığımız deneyimleri de ölçü alarak artık doğru analizleri yapabilecek ve bunlardan hem ders, hem de mesaj çıkarabilecek durumdayız... Kuşkusuz övünç ve gurur da çıkaracağız toplumsal başarılarımızdan!..
   Kıbrıs Türk halkı çökertilemeyen ısrarlı direnişini toplumsal bir iradeye dönüştürmeyi başardı. Kıbrıs gelişmelerini bu iradeyle yönlendirdi. Burası kesin!..
     *       *       *
   Erenköy direnişine katılan 64 kuşağından bir dostla konuştuğumda, söyledikleri ilginçti:
   “O günler, Kıbrıs'ta kan gövdeyi götürmekte... Türkiye üniversitelerinde okuyoruz. Ama ülkemizden her gün korkunç haberler gelmekte. Kıbrıslı üniversite öğrencileri olarak galeyan içindeyiz. Tarafımızdan durmadan çeşitli etkinlikler, mitingler düzenlemekte, bildiriler yayınlamakta, eylemler yapılmakta. Kısacası Türk kamuoyunu harekete geçirmeye çalışmaktayız. Hükümetin başında İsmet İnönü var. Onun da kapısını boyuna aşındırıyoruz. Sanıyorum elimizden kurtulmak ve rahat nefes alabilmek için Erenköy'e çıkmamıza yeşil ışık yakmak zorunda kaldı...”
   O günlerde Kıbrıs'ta Türk halkına karşı açık-seçik bir soykırım uygulanmaktadır. Üniversiteli gençler, kendileriyle birlikte asker de çıkarılacağı inancıyla gelirler Erenköy'e... Oysa Erenköy'de, TMT’nin ilk bayraktarı Rıza Vuruşkan’ın komutasında, Özel Harp Dairesi’ne mensup birkaç fedai ve yiğit Türk subayından başka asker yoktur...
   Zaman ilerledikçe, İnönü Hükümeti’nin tavrı, inanılmaz yokluklar içinde, hastalık ve açlıkla da dövüşen gençler arasında öfke yaratır... “Tepkimiz belki Ankara'yı harekete geçirir” düşüncesiyle bazı riskli eylemler de göze alınır... Ne var ki, bir zamanlar “Misak-ı Milli sınırlarımız dışında sorunumuz yoktur” diyen ve Kıbrıslı Türk sporcuların sunduğu toprak konusunda “Ben İngiliz toprağını alamam” türünden söylemleriyle dikkati çeken barışçı, deneyimli ve temkinli İsmet İnönü, tüm olayları “dikkatle ve yakından izlemek”le yetinir…
     *       *       *
   Dillirga'nın çorak toprağında bereket çadırları kurarak canları pahasına, derme-çatma teknelerle Anadolu'dan direnişin ilk silahlarını taşıyan gözüpek ve özveriyi yaşam biçimi olarak bellemiş Dillirga insanı bile bir ara umutlarını yitirerek üniversiteli direnişçilere “Asker gelmezse siz de hapı yuttunuz, biz de” diyebilecektir...
Ne var ki, direnişçilerin üzerine artık dalga dalga ölüm gelirken, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki ilk etkili uyarısı, 8 Ağustos 1964 günü, Türk savaş uçaklarının hiç beklenmeyen sortileriyle yapılır... Erenköy direnişçileri çok zor durumdadırlar, ölümle yüzyüzedirler... Ama “En sonunda Türkiye'yi harekete geçirebildik ya!..” sözleriyle mutluluklarını kan revan içinde ifade etmektedirler...
   Kıbrıs’ın yakın tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Erenköy Direnişi’nin 49. yıldönümünde, bu mübarek bayram gününde şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz…   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31