Yapılan bir anket sonucunda güvenilen kesimler arasında siyasiler son sıraya yerleşince her vakitte onlarla dalga geçer olmuştuk.

Aslında ağlanacak halimize gülüyorduk.

Çünkü o ankette siyasiler son sırada yer alırken, basın kuruluşları onların sadece bir basamak üstündeydi…

Son ankette ise, siyasiler yine en dipte yer aldılar ama, basın son sıraya yerleşti!

Şimdi ne siyasilere gülebiliriz, ne de siyasete maşa olan basın kuruluşları en güvenilmeyen kurumlar haline geldi diye, hayıflanmaya hakkımız yok…

Bunları niye yazdık?

Bu ülkeyi yiyip bitirenler sadece siyasiler değil, onlar çanaklık eden basın kuruluşları ve basın mensuplarıdır da ondan…

ÖRP Genel Başkanı Turgay Avcı’ya da uyarısından dolayı teşekkür ederiz.

Teşekkür ederiz çünkü hayati bir konuya dün mecliste vuru yaptı diye!

Bayram öncesi bir gazetemizde çıkan manşet, çoğunun dikkatini çekmedi ve kimse üstüne gitmedi ama, hayatidir.

Hayatidir, çünkü insan sağlığı, daha da öte bebek mamalarının geçen tarihleri değiştirildiği diye cinayete teşebbüsle eş anlamlıdır.

Peki bunu bir gazete manşet yaptı da ne oldu?

Ne olayı kendisin takip etti, ne de bir başka basın organından destek gördü, böylelikle işin peşine düşülmedi, yapanın da yanına kaldı.

Aç gözlü, insan sağlığını hiçe sayan bir şirket kullanım tarihi geçen bebek mamalarını toplatacak, mamalara sahte yeni etiketler yapıştıracak ve eskimiş ürünü yine piyasaya sürecek.

Buna tepkisizlik ancak bizim gibi, çağdaş gibi görülen ama aslında çağdaşlıktan nasibini almamış, insan sağlığın hiçe sayan, siyasetten başka gözü bir şeyi görmeyen bir ülkede olur…

Üzülerek söylerim ki, ülkede artık ne siyasetçi siyasetini, ne de çoğu basın kuruluşu gazeteciliği halk için yapmaktadır.

Oysa konu görüldüğünden çok daha ciddi bir boyuttadır ve iddia ettikleri gibi bazı cezalara yasalar engel değil, aksine beyinler ve siyasetin her şeyin önünde olması engeldir.

Bu ülkede bebeklerin sağlığı tehlike altındaysa ve ülke siyasetçisi, parti rozetini bir kenara koyup, tezgahı yapan şirketin kapısına kilit vuramıyorsa, yine böyle bir hayati konuyu bir gazete manşet yaptı diye başka gazeteler sahiplenmiyorsa, bu halk hem siyasetçisine hem de basın organlarına niçin güvensin ki?

Meclis’te 50 tane kelle vardır.

O 50 kelle devletin yasalarını yapar ve halkın sağlığı, güvenliği, huzur ve refahı için vardır.

Eğer bebekleri zehirleyen bir şirket peydahlandıysa ve sağlığı hiçe sayan bir işlem yapmışsa, bayramda da olsan toplarsın meclisi geçirirsin yasayı, kendi haksız kazançları uğruna bebek salığını hiçe sayan zihniyetin ticari hayatını anında bitirirsin.

Ondan sonra da böyle bir vukuatı işlemeye kimsenin cesareti olmaz.

 

K-Pet bilmecesi!

İlgili bakan yurt dışında hiçbir şeyden haberi yok.

K-Pet ihaleye çıkılmış ama dendiği gibi de şeffaf filan değil!

Ülke işadamı pür hiddet, biz de talibiz diyor.

Ama belli ki, ihale tek bir şirket için hazırlanmış, yani müşterisi belli olmuş bile.

İlgili bakan, telefonlara sarılıyor, hem iş adamlarına hem bazı bazın mensuplarına olaydan haberi olmadığını söylüyor.

Hatta bu konuda istifa etmeyi bile düşündüğünü dile getiriyor.

Ama buna cesareti yok!

Sonra, başbakan açıklıyor, ilgili ihale ilgili bakanın bilgisi dahilindedir ve onun kontrolündedir.

Böyle bir bilmece bu!

Ne sağdan sola çözebiliyorsunuz, ne de yukarıdan aşağıya…

Bu bilmeceyi kim hazırladıysa, çok acemice ve karmaşık olmuş.

Çözmesi mümkün değil…

 

MESAJ KUTUSU

Sayın İrsen KÜÇÜK, bayram boyunca bir bakanınızın komşularından yoğun şikayetler aldık. Eşini döven bu bakanın ismini bildiğinizi iddia ediyorlar ve insanlık namına kendisini uyarmanız isteniyor. Kulağını çekin yoksan ismini buradan açıklamak zorunda kalacağız.

Sayın Ünal ÜSTEL, Londra’daki fuar açılışına eşinizle birlikte çarşı alışverişinde olduğunuz için gecikmeli yetiştiğiniz söyleniyor. İnsaf da dinin yarısı yani. Ülke turizmini tanıtmak için mi gittiniz yoksa Londra esnafını zengin etmek için mi?

Sayın Şahap AŞIKOĞLU, hadi her şeyi anlarız da o papyonlar nereden çıktı anlayamadık gitti. Umarız bu ilginç fikir sizden çıkmamıştır. Fuara katılanlar papyonların biraz abartılı olduğunu düşünüyorlar.

Sayın Ahmet KAŞİF, genel başkanlık konusunda Nazım Çavuşoğlu liderlik açılımıyla bir adım öne geçti. Biraz daha gecikirseniz fark yiyeceksiniz. Bu arada kendinize parti tabanına yakın danışman ekibi kurmanızda yarar var.

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, muhalif basını en iyi kullanan bakanlar arasında ilk sıradasınız. Ancak bu işin peşini takip edenler yok değil. Biraz daha temkinli olmakta yarar var, CTP’ye yakın kişilerle işbirliği yaptığınız ortaya çıkarsa yandığınız gündür.

Sayın Kemal DÜRÜST, Esentepe’deki havuzlu villanızda sağlıklı ve huzurlu günler dileriz ama,  ara sıra bölge esnafı ile halkını ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Ayrıca bahçede atletli dolaşmayın göbeğiniz fena halde ortaya çıkıyor.

Sayın Sunat ATUN, K-Pet’in ihalesi konusunda bazı dostlarınıza söylediklerinizi kamuoyuna açıklamayı düşünüyor musunuz? Bu sıralarda tehlikeli söylemlerden kaçınmanız lazım çünkü güvendiğiniz dostlarınızın da dostları var ve ağızlarında hiç bakla ıslanmıyor!

Sayın Mehmet BAYRAM, bayramın ikinci günü Canova benzin istasyonunda oturduğunuz ve burada istasyona gelen vatandaşlarla bayramlaştığınız görülmüş. Yeniler hayal kırıklığı yaratınca sizin değeriniz ortaya çıktı değil mi?

Sayın Mustafa AKÇABA, bayram süresi boyunca temel sağlık hizmetleri ekipleri sıkı denetimler yapmışlar ve mutfakları sıkı kontrollerden geçirmişler. Çok sayıda memnuniyet belirten mesajınız birikmiş. Tebrik ederiz.

Sayın Ersan SANER, Ercan’ın tuvaletleri onarılmış memnun olduk. Ancak yolcuların valiz bekledikleri salondaki bantlardan birisi niçin hiç çalıştırılmıyor şikayet konusu oluyor. Ayrıca artık valiz taşıyan arabaları hurdaya çıkarmakta yarar var değil mi?

Sayın Derviş DOĞAN, son zamanlarda yazdıklarınız hükümet tarafından inceleme altına alınmış ve peşinize birilerini takmış. Yakında bazı şeyleri ısıtıp önünüze koyabilirler, aman dikkat!

Sayın Erdal BARUT, bölgeye bayram ziyaretine gelen Serdar Denktaş bir kez daha tavlada zafer elde ederek geri dönmüş, Hem yedirip içirin hem de tavlada yenilin oldu mu ya şimdi?

Sayın Necdet NUMAN, bayramda Çatalköy’den doğuya doğru hiçbir yerleşim yerine partililer ziyarette bulunmamış şikayetler yoğun. Faturayı size çıkarırlarsa sakın şaşırmayın…

Sayın Ömer KALYONCU, Kurban Bayramında Esentepe’ye tek kişi ziyarette bulundunuz ve sadece partilileriniz değil bütün bölge halkını sevindirdiniz. Bunun meyvesini ilk seçimlerde yiyeceksiniz, hem de bol bol…

Sayın Ahmet ZENGİN, bardak atma olayı artık geride kaldı ama refleksi bir şekilde özür dilemeniz yerinde olacaktır diye düşünüyoruz. Bayram boyunca bu konuda en fazla mesaj sizin kutuda birikmiş, bizden hatırlatması…

Sayın Ömer KÖSEOĞLU, K-Pet ihalesi tamamen sizin kontrolünüz altında ilerliyormuş. Ancak eski bakanınız bu konuda epey kırgın. Dost sohbetlerinde sizin de kulaklarınızı çınlatıyor, bilesiniz…

Sayın Osman MALYALI, Londra seferlerine başlayacak olmanız sektörde rekabet açısından heyecan yarattı. Bu arada bir İngiliz şirketi ile yeni bir sözleşme imzalayacağınızı duyduk. Bu şirketin ismini şimdilik gizli tutuyorum, kimse parmak atmasın diye.

Sayın Ahmet ULUBAY, bayram tatilini uzatan tek özel şirket olarak çalışanlarınız gayet memnun görülüyor. Bu konuda devleti bile geride bıraktınız. Çok da iyi yaptınız.

Sayın Kemal ALTUNCUOĞLU, ülke esnafına Türkiye’de bazı olanaklar sağlamak için kolları sıvadığınız görülüyor. Yakında Anadolu ile adaya köprü kurarsanız hiç şaşırmayacağız doğrusu.

Sayın Ahmet İŞCAN, yeni eviniz hayırlı ve uğurlu olsun. Bayram en fazla size yaradı değil mi? Artık bir de deniz kenarında yazlık şart oldu, iki günlük dünyada paraları yastık altında saklamak kime yarar?

Sayın Sefa KARAHASAN, okeyde bir türlü şansınız yaver gitmiyormuş. Ancak yenildikten sonra da bir kilo baklavayı arkadaşlarınıza çok görüyormuşsunuz. Çukurovalı gazeteciler bile sizi kurtaramadığına göre en iyisi okeyi bırakıp tavlaya devam etmek.

 

Günün Fıkrası : Kol ağrısı

Adamın biri arkadaşıyla yemek yerken "Kolumun ağrısından ölüyorum" diye dert yandı. Arkadaşı da "İlerde köşedeki marketin önüne yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Üç dolara bir jeton alıyorsun, yanında getirdiğin idrar örneğini açılan kapaktan içeri veriyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri öğreniyorsun" demiş.

Adam hemen idrarını bilgisayara vermiş.10 saniye sonra yazılı olarak cevap gelmiş: "Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Teniselbo oluşmuş. Sıcak tutun, ağır işlerden kaçının, iki haftada düzelecek"

Adam, mızırca bu akıllı cihazı nasıl aldatabileceğini düşünmüş. Bir miktar çeşme suyuna köpeğinden alınmış bir kılı koymuş, üstüne karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş. cihaza atmış. 10 saniye sonra yazılı yanıt gelmiş:

1. Çeşme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazı almayı düşünün.

2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın.

3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın.

4. Karınız hamile. İkizler sizden değil. İyi bir avukat bulun.

5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31