Geçen gün, İngiliz Sömürge valisi Storrs’un, halkın borç/faiz sarmalında mülksüzleşme sürecini, kurulmasına önayak olduğu Köy Kredi Şirketleri, yâni kooperatifler ile nasıl önlediğini anlatmıştım. Sonra da 1958’lerde nasıl kavga dövüş, Rum ve Türk kooperatiflerinin birbirinden ayrılıp, 1960’larda da bizimkilerin nasıl “milli” kooperatif haline getirilip, herkesin parasını yönetme hakkının, yönetime devredildiğini… Daha sonra neler olduğunu da anlatayım da hem gençler, hem de sonradan bu ülkede yaşamaya gelenler de öğrensinler! Belki tepkilerimizin boyutlarının neden böyle büyük olduğunu anlarlar o zaman…

1964’de gelindiğinde, biz Rumlar ile kavgaya tutuştuk ya? Tarihini unuttum şimdi arşiv bakmaya da niyetim yok! Bu millet bir gün sabah uyandığında öğrendi ki Milli Dava vardı ve davanın paraya ihtiyacı olduğundan, “yönetim” bankalardaki bütün mevduata el koymuştu! O zamanlar banka deyince bir kooperatif var; bir de Ottoman, Barclays ve İş Bankası… İkisi İngiliz, biri Türkiye! “Yönetimin” oralara dokunmak haddine değil tabii… Kooperatifteki mevduatlara el konuldu! İhtiyaç ne idi? Neden dolayı el konulmuştu? Bütün ayrıntılarını da biliyorum ama yerimiz dar! Efendim, aslında mesele, Türkiye’den beklenen paranın gönderilememesi idi… Ama her ne sebepten olursa olsun, bu milletin yönetimi, bankadaki parasına el koyduğunu açıklıyordu. Lenin yapsa, amanı var!

Millet ne yaptı? Hiç! Ağzını açsa, torbaya girerdi… Üstüne, onu da bulduysa, bir bardak soğuk su içti… Sustu…

1968’de Rumlar ile olan kavga duruldu… Millet gene iş yapıp, para kazanmaya başladı! Rakamlara girmeyelim, kazandığından artırıp, tasarruf yapma olanağını da buldu. Artırılan paralar, hele öyle bir dönemde, İngiliz bankalarına mı yatırılacak? Ne münasebet? Kendi bankalarımıza, kooperatiflere yatırıldı, gene… Aklımızın sınırları tartışılabilir ama biz milliyetçi bir toplumuz, vesselâm… 

Makarios gittiği yerde hortlasın, (bu da eski bir Kıbrıslı Türk bedduasıdır)! Kliridis’in yazdığına göre, 1973’te her konuda anlaşılmışken, bir imza atılmasına engel oldu. 1974 yaşandı…  Biz Türk Lirası kullanmaya başladık! Ama bankaların mevduatları, Kıbrıs Lirası! Çare? Kolay… Çünkü artık İngiliz bankaları da yok! Banka dedin mi o dönemde bir kooperatif var, bir de Türk Bankası… 1976’da bizim hükümet, bir gece karar veriverdi… Piyasada 1 KL’nın değeri, 200 TL iken, resmi değerinin 40 TL olduğu ilân edildi, bütün mevduata el konuldu! Türkçesi, herkesin bankadaki mevduatının %75’i çalındı… Parasını isteyen, gitsin 40 TL üzerinden alsındı…  Bu defa, su boldu…  İçildi! Bardak, bardak…

Yıl geldi, 2000 oldu… Hikmetine kurban olduğum bizim hükümet, çok sivri zekâlı olduğundan, keşfetti ki eğer biz bankacılık sektörünü geliştirirsek, İsviçre’nin anasını belleyebilirik! Elli milyar para yatırana, banka kurma izni böyle verildi! Ama enflasyonun gözü kör olsun! Türkiye’de  gecelik faiz oranı, %1000’e çıktı… Bizim kofti bankalar, topladıkları parayı Türkiye’de repoya yatırıp, güzel para kazandılar ama… Türkiye’nin de sanki bize garezi var, enflasyonunu dizginleyip, faiz oranlarını normale çekmeyi başardı…  Akar, durdu… Yüksek faiz oranları ile topladıkları mevduatı, geri ödeyemeyen bizimkiler, battı… Milletin parası, bir daha “deve oldu”!

Bu banka işi, kooperatif işi zor iş! Bu millete de yaranılmaz! Her on senede bir devlet halkın parasını çalıyor diye, utanmadan bağırırlar! Çok ayıp! Sat gitsin… Gıymet bilmez bunlar…

Gadara bulsun ilahim sizi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31