Öyle bir coğrafya üzerinde oturuyoruz ki…

Kimse bize “burası iyi mi?” diye sormadı, doğarken…

Kimse bulunacağımız yerle ilgili fikrimizin ne olduğunu, merak etmedi.

Ve hiç kimse farkında değildi  burada onları nelerin beklediğini.

Meğer doğarken daha, bomba üzerine düşmüşüz.

Kızıyorduk Arap dünyasındaki petrole.

Başımıza onların doğal kaynakları  yüzünden geldi ne geldiyse, diyorduk…

Oradaki zenginliği paylaşmak isteyen ülkeler yüzünden bu hallere düştük diye düşünüyorduk.

Oysa ki aynı Kıbrıs alakasız bir yerde olsaydı ne ararlar ne de kurtarmaya gelirlerdi bizi.

Ve biz öylece kurtarılamdan ömrümüzü gülümseyrek sonlandırıp yerimizi yeni gülümseyeceklere bırakıp giderdik.

Şimdi ise bugüne kadar kızdığımız o petrol belası etrafımızı sardı.

“Merak etmeyin bozduğunuz anayasal düzeni tesisi edip gideceğiz.Siz de arkamızdan bize dua edersiniz” demişti yıllar öncesi TC ordusu bombaları yağdırmaya başlarken, TC başbakanı.

Biz de karşı tarafın faşistlerine hadlerini bildireceği için şükranlarımız sunmuştuk o sözü verenlere, anavatanımızın neresi olduğunu bilmeden.

Anavatanımızın neresi olduğunu bilemezdik çünkü okuduğumuz kitapların hepsi de TC kitaplarıydı.

Orada ne yazıyorsa, oydu bizim için gerçek.

Ülkelerinin geleceklerine şekil verecek çocuk ve gençlerimiz bugün bile  hala, “aynı yerden” gelen kitaplarla  ne ve nereye ait   olduklarını öğreniyorlar.

Davutoğlu çok fena kızmış Kıbrıs Cumhuriyeti’ne, Kıbrıs’a ait bölgede petrol,doğal gaz çıkartma çalışmalarına başlayacak diye.

Onları tehdit de etmiş hatta.

Ve çaktırmadan “vururum” diye ima etmiş.

Davutoğlu veya başka bir ülkenin dışişleri bakanı, okyanus ötesindeki bir ülkenin, diyelim Arjantin olsun bu ülke, kendi bölgelerinde petrol çıkartmak istemeleri halinde onları  “vururum ha” diye tehdit edebilir mi?

Ki Kıbrıs’a karışıyor.

Peki ne işi var ve nasıl hak iddia edebilir  Davutoğlu Kıbrıs’ta?

İşte bütün mesele bu.

Biz bize ait cumhuriyette haklarımıza sahip çıkıp onları kullanabilseydik bugün çok farklı bir konumda olabilirdik.

Örneğin;BM üyesi bir ülkenin ortağı olarak dünyayla direkt ticaret yapar,

tarım,tarih ve  doğal güzeliklerimizle  turizm ülkesi olur, kimseye muhtaç olamdan kendi ayaklarımız üzerinde dururduk.

Kıbrıs sorunu diye bir sorun olmaz Davutoğlu gibileri gelip, "Kıbrıs sorunu çözülmeden adanın doğal kaynakları üzerinde veya denizdeki bölgeler üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunma hakkına kimse sahip değildir” diyemez yolumuza çıkamazdı.

Ama…

Kendini bakan sananlar ertesi gün hangi adımları atmaları gerekir diye Ankara’ya(günübirlik değil ha)  saati birlik gidip geldikçe…

Gülin Küçük hanımefendilerin himayelerinde tertiplenen “iftar yemeğine” katılan TC Elçisi gibi haberler gırla oldukça…

Hem içişlerimize karışırlar hem de bize “beslemeler” demeye devam ederler.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31