Başbakan’ın takdirleri ile izne ayrılması istenen Bulutoğluları  “hayır”  diyor.   “Halkın oyları ile geldim,  halkın oyları ile giderim”  diyor…

Lefkoşa Belediyesinde tutun ki  “ikinci safha” başlıyor.  Birincisinde işçilerle  onlara destek veren sendika ve muhalif siyasi partilerin eylemleri sonucunda Lefkoşa’nın pisliğe gömülmesi ve polisle çatışmaları olayları vardı.

Sonuçta  kenti saran büyük zibillik ve kopan arbedede canlar yanar,  olaylar yüz karası haline gelirken,  son sözü Hükümet söyledi.  İşçilere maaşlarının bir kısmını vererek gitgide dikilen tatsız olayları bir yerde durduruverdi.  Tabi şimdilik diyoruz…

ÇÜNKÜ:   Bu ikinci safha olarak işaretlediğimiz ve Bulutoğluları’nı istifaya davet etmekle gelişmeye başlayan  süreçte hem hükümet hem Bulutoğluları hem de  Belediye çalışanlarından oluşan eylemciler, bedel  ödemek zorunda kalacaklardır.   “Niçinini”  söyleyelim: . 

Lefkoşa Belediyesi ile ilgili Sayıştay raporu ortadadır.  Belediye’de fazladan istihdamlar   450 kişiyi aşmıştır. Bilindiğince bu istihdamlar  sadece Bulutoğluları’nın  yahut Belediye Meclis’inin marifetleri değildir.                                                 

Hatırlanacaktır:   Bundan bir süre önce  eski yöneticilerden oluşan ve  “akil adamlar”  olarak görüşleri kamuya yansıtılan Cumhurbaşkanlığı,  Bakanlık,  Meclis Başkanlığı yapmış Politikacılar memleketteki sorunların en büyük nedenlerinden bir tanesinin  “popülizm”  olduğunu söylemişlerdi.                                                   

İşte Lefkoşa Belediyesinin de altını oyan ve parasal harcamalarını azdıran olaylardan birisi de bu  “halk dalkavukluğuna”  dayalı  tutumdu!” 

Ve yine hatırlarsınız:   Eylemler ve grevler nedeniyle memlekette mesela okullar üç yüz altmış beş günün iki yüz gününde ders yapamaz durumlara düşürülmüşlerdir. 

Ve mutlaka hatırlanmalıdır.  Eğer bugün memlekete kurum ve kuruluşları kapsamına alan ve gitgide hukuğun üstünlüğünü beterince tepeleyen olaylar gelişiyorsa bunun sorumluları memleketi iyi yönetemeyen gelip giden hükümetlerdir…

Bu olayların yetkili ve sorumluları tabi ki bugüne kadar vermediklerince  yine hesap vermeyeceklerdir!     Ancak bu olayların bugüne kadar öyle geldi böyle gider teamülünün  değiştirilerek  köklü değişimlere gidilmesini zorlayacağını zannederiz.  Zannederiz lafı  “gereksiz”  olmalıdır çünkü kesinlikle  “reformist değişimlere”  büyük gereksinme duyulmaktadır.    

NEYİ DEĞİŞTİRMEK:  Sadece  “Devlet kurum ve sektörlerini özelleştirdik oldu bitti” demek artık yetmiyor.  Çalışma şekilleri baştan tırnağa değişimleri zorluyor…  Ya hukuk devleti çalıştırılacaktır  ya guguk Devleti olarak kalınacaktır!

Memleketi  Sendikalarla, Birlik Derneklerin değil Hükümetlerin yöneteceği  güçlü   “Yöneticiler”   devrinin açılması gerekmektedir ki  bu da  dar bölge sistemi seçimlerden vaz geçmeyi zorlayacaktır…

Ve kaçınılmaz zorlamalarda    “Başkanlık Sistemi”  gündeme gelecektir…                                               

KISACA:   Artık KKTC’yi  haklı da olsalar  zümresel çıkar ve hak arayışlarında   kaosa sürükleyecek olaylarla yıpratmayı değil;  dirayet ve hukukun üstünlüğünde  iç barışı sağlayacak hukuk normlarıyla yaşatıp yönetecek yurttaşlarla yönetimler dönemlerini başlatmak kaçınılmazdır.  Aksi halde her zaman yazdığımız gibi bu gidişle ya  Ankara’nın yahut  Güneyin tabaları olmaktan kurtulamayacağız çünkü kendisini yönetmesini beceremeyenleri  yönetirler! 

****

GENE AYNİ KONU

Benzincilerin iki günlük grevinin asıl nedeni ne imiş öğrendik.  Öteden beri  istediklerince  “artık memlekette yeni benzin istasyonlarının açılmasına izin verilmemesi…”

Siyasi çözümsüzlükle ambargoların,  ihracat kısırlığı ile işsizliğin kaçınılmazlığında oluşan Kapalı toplum ekonomisi  gitgide  bir  “sistem”  haline getirilmeye çalışılıyor.  İlk bakışta haklılık da söz konusu olabiliyor. Çünkü söz konusu olan   “paylaşım” olayıdır.  Paylaşım ise  “aş, iş,  parasal kazançlar”  saç ayakları üzerinde oturmaktadır.  Bu nedenle  “mesleki zümreler” kendilerini korumak güdüsünde hareket ederlerken   KKTC’nin meslekler olarak doyuma ulaştığı yargısından hareket etmektedirler. 

Sonuçta onca berberin yanına bir berber dükkânının açılması,  taksicilere bir taksicinin daha eklenmesi,  çiçekçilere çiçekçilerin ulanması falan,  tüm meslek erbabı insanları fena halde korkutmaktadır.  Çünkü kazançlarının  daha çok bölüneceğini düşünmekteler,  sonuçta  darlığa belki iflasa sürükleneceklerinin tedirginliğini yaşamaktadırlar.  

HAKLI DA OLUNSA:   Önce hatırlatalım:  Bu ülkede bugün  “bozuk”  dediğimiz düzenin kurucuları da yaşatanları  da bizleriz.  Yani düzen dediğimizden ne anlıyorsak hepsi de   Kıbrıs Türk halkının onayı ile gerçekleşmiştir.

Mesela:  Çözüm olmadan çok partili demokratik sistemi isteyip onaylayan bizdik!  Rekabete dayalı serbest piyasa ekonomisine  alkış tutan bizdik!  Emeklilerin,  memurların istediklerince istedikleri gibi ikinci iş yapmalarına cevaz veren bizdik!  Elan özelleştirmeleri gerçekleştirip  “liberal ekonomiye”  geçeceğiz diyerek kıyametleri kopartan bizdik.  Turizmi ekonominin lokomotifi yapan dolayısıyle otelleri,  kumarhaneleri,  tüm yan sanayii devreye sokup  katkısı büyük sermayelerle beslenen  sektörler  oluşturulmasına cevaz verirken   “küçük ölçekli işletme ve meslekleri”   piyasada zora sokan bizdik…

Tüm bu gelişmeler yanı sıra  AB üyesi oluş iddialarının da  bulunduğu  bir süreçte  “kapalı toplum ekonomisi”  ahkâmlarını sürdürmek mümkün müdür? 

İnsanların   iş yapma hakkını  “daha fazla rekabete dayanamayız” diyerek kısıtlamaya çalışmanın   hukuku olabilir mi?   Kısaca liberal ekonomiye alışacağız.  Başka çaremiz yoktur!  Ha vardır.  “Komünist rejimlerde olduğu gibi tüm çalışan insanları Devletin emrine verirsiniz  olur biter!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31