İki günlük Baf gezisini dört gündür yazdım bitiremedim.

Bitmez de.

Yaşadığın her günü yaz deseler günler yeter mi?

Ya da sayfalar?

Ancak.

Bugünlük Baf’a nokta…

Çünkü Taksim Gezi Parkı eylemleri var.

Dün akşam Taksim’deydim.

1977 1 Mayıs’ında, ondan önceki işçinin emekçinin bayramlarına hep katıldım…

Hatta İstanbul’da olduğum 1 Mayısların kutlandığı her yıl iştirak ettim.

Bir bu sene gidemedim çünkü RTE’nin valisi izin vermedi…

Dün erken çıktım.

Taksim yönüne trafik yoktu.

Haliç, Tepebaşı, Tarlabaşı…

Orada dur.

İleriye gidemezdin kutlama günlerinde.

Polis barikatları vardı.

“Dur” derdi.

“Eller havaya, arkanı dön” emri verilirdi.

Barikatlardan zor geçerdik.

Binlerce polis.

Tek sıra halinde girerdik meydana.

Coşardık ama coşarken faşizmin nefesini hissederdik.

Her an her şey olabilirdi çünkü.

Aklıma 1977 katliamı gelir her defasında.

Arabayı Tarlabaşı’nda park ettim.

Yürüdüm.

Sağımda, solumda yürüyenler nehir gibi aktı.

Duvarlarda RTE ve AKP aleyhine sloganlar vardı.

Biraz daha yürüdüm…

Bu sefer meydandan gelen seslerle coştum.

Davul, zurna, sloganlar, marşlar.

Duymak istediğim her şey.

Bir arkadaşla buluşacaktım.

Aradım, açmadı.

Aradı, duymadım.

Sonra duydum, açtım…

-Alo, nerdesin?

Konuşuyordum, anlayamıyordum.

O kadar çok ses vardı…

Meydanda kaç kişi toplandı bilemem ama işçi bayramları ile kıyaslarsam kat kat fazlaydı kalabalık.

Meydan, Taksim parkı doluydu.

Meydanda polisin karakol binaları vardı eylem öncesi sermayenin aletlerini korusun diye.

Yaktılar.

Polis minibüsünü yaktılar.

İki halk otobüsünü parçaladılar.

Birkaç arabayı yana devirdiler, kırdılar.

İçine girip oturdular.

Duvarlarda yazılar, ellerde pankartlar.

AKM binasını bütünüyle, başta Deniz Gezmiş’in fotoğrafı olmak üzere süslediler.

AKP ve RTE’ye yönelik defol, istifa et yazıları her yerdeydi.

Coşku vardı.

Bir ara Çarşı grubu geldi oynadı…

Dere gibi aktı gitti.

Bir yerde halay çekenler gördüm.

Etrafında izleyenler, alkışlayanlar, gülenler.

Bir köşede büfe kurdular.

Evden yemeği, peyniri, karpuz, poğaçayı kapan getirdi teslim etti…

Orası bir büfe, halk büfesi…

Kimin ihtiyacı varsa alıp gidiyor.

Sağlık köşesi yaptılar, doktorlar görev başındaydı…

Bunun adı, “halk dayanışmada”.

Halk isterse olur…

Kıbrıslıtürklere duyurulur

Gördüğüm ve hissettiğim kadarıyla AKP’nin polisi o alana giremedi.

RTE yargıyı, polisi, askeri ele geçirip her şeyi kontrol altına aldım dedi ama halkı hesaplayamadı…

Taksim’de halkın iradesini gördüm.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31