Karakuş Öz yazdı…
Bazen insanın içindeki huzursuzluğu anlatmak için uzun cümlelere gerek yoktur. Tek bir soru yeter…
Bende soruyorum …
Ben kendimi güvende hissetmiyorum. Peki ya siz?
Bu soru aslında hepimizin kendisine sorması gereken bir soru. Çünkü güven duygusu, yalnızca kapımızı kilitleyip gece rahat uyumak değildir. Sokakta yürürken, çocuğumuzu okula gönderirken, işimize giderken, evimize dönerken ve sevdiklerimizin dışarıda olduğu her an içimizin rahat olmasıdır.
Bugün birçok insanın içinde tarif edemediği bir tedirginlik var. Hepimiz bunu görüyoruz. İnsanlar sadece yaşanan olaylardan değil, yarının ne getireceğini bilememekten de korkuyor. Sokakta gördüğü bir olay karşısında “Bana da olur mu?” diye düşünüyor. Allah aşkına hangimiz bu soruyu sormuyoruz söyleyin? Çocuğu dışarı çıktığında telefonu elinde bekliyor. Gece geç saatte eve gelen yakını için kapının açılmasını beklerken rahat bir nefes alıyor.
Peki bu normal mi sizce?
Bir toplumda insanlar sürekli “Acaba başıma bir şey gelir mi?” diye düşünüyorsa, burada yalnızca güvenlik sorununu değil, güven duygusunun zedelenmesini de konuşmamız gerekmiyor mu?
Devletin en temel görevlerinden biri vatandaşına güven vermektir. İnsan, devletin varlığını yalnızca vergi öderken veya resmi bir daireye giderken değil, kendisini tehdit altında hissettiği anda yanında olduğunu bilerek hissetmelidir.
Elbette hiçbir ülkede, hiçbir şehirde sıfır risk diye bir şey yoktur. Ancak mesele riskin tamamen ortadan kaldırılması değil, vatandaşın, karşılaştığı sorun karşısında yalnız bırakılmayacağına inanmasıdır.
İnsanlarımız gerçekten güvende mi, yoksa sadece güvende olduklarına inanmak mı istiyorlar? Çünkü güvenlik sadece polis sayısıyla, kameralarla, bariyerlerle veya güvenlik önlemleriyle ölçülmez. Güvenlik aynı zamanda toplumun genelidir, psikolojisidir, duygusudur, düşüncesidir.
Bir anne çocuğunu sokağa gönderirken korkmuyorsa, bir baba gece ailesi için endişelenmiyorsa, yaşlı bir insan yalnız başına dışarı çıktığında kendisini çaresiz hissetmiyorsa, işte o zaman gerçekten güvenli bir toplumdan söz edebiliriz.
Ben bugün kendi adıma bu soruyu soruyorum:i. Tüm samimiyetimle soruyorum.
Ben kendimi güvende hissetmiyorum. Peki siz? Ve bu soruya verilecek cevap, aslında içinde yaşadığımız toplumun fotoğrafıdır.
Kimse korkarak yaşamak istemiyor.
Kimse evinin kapısını defalarca kontrol ederek uyumak istemiyor.
Kimse çocuğunu uğurlarken “Dikkatli ol, başına bir şey gelmesin” cümlesini korkuyla kurmak istemiyor.
İnsanlar sadece güvenlik değil, huzur istiyor. Çünkü vatandaşın devletten beklediği en temel şeylerden biri şudur:
“Ben yalnız değilim. Başına bir şey geldiğinde yanımda birileri var.”
İşte gerçek güven, tam da bu cümlenin vatandaşın yüreğinde karşılık bulmasıdır.
KARAKUŞ