Vakit kaybedilmeden ortada bulunan fırsatın değerlendirilmesi için en erken zamanda görüşmelerin başlama kararı çıktı.

Bu Cuma, iş tamamdır.

Bir tarafta Annan Planı destekçisi Anastasiadis diğer tarafta umudumuz Akıncı…

Oturacaklar.

Karar verecekler.

Ve “bu iş tamamdır” diyecekler.

Bu sevindirici bir başlangıç oldu…

Umutluyuz.

Her şeye rağmen beklentimiz büyüktür.

Ancak yine de sorunların altından nasıl baş edeceğimizi merak ediyorum.

Çünkü çok sorun var.

Nokta…

 Burası İstanbul…

İstanbul’un AKP yanlılarının daha kalabalık oldukları Başakşehir.

Başakşehir’in Güvercintepe Mahallesi…

Akşam saatlerinde iki grubun arasından kavga çıktı.

Kavganın sonucunda Ahmet Yesevi Caddesi Ahenk Sokak’taki iki katlı bir bina yangına verildi…

Sonra itfaiye geldi, yangını söndürdü…

Ancak bu olay basit bir kavgadan, yangından ibaret değildi…

Okuyunca aklıma 1955 6-7 Eylül olayları geldi.

Azınlık Rumların İstiklal caddesindeki çilelerini düşündüm.

Kamyon kamyon gelip bıçaklarla saldıran gözü dönmüşleri lanetledim.

O gün bir ülkenin kültürünü yerinden etmişlerdi.

Ve esnafını.

Ve zanaatçısını.

Başakşehir’deki olayın ertesi günü televizyonda mahalle muhtarı konuştu.

Muhabir sordu, muhtar cevapladı.

Meğer 40 bin kişilik mahalleye 10 bin Suriyeli getirip yerleştirmişler.

Suriyeliler bölgede dükkân açmışlar.

Çalışıyorlar.

Muhtara göre onlar gelince ev kiraları arttı.

Onlar gelince hırsızlıklar arttı.

Onlar gelince gasp, terör ve hayat pahalılığı arttı.

Ayrıca ucuz çalıştıkları için onlar gelince yerli insanlar işlerinden oldular güçlerinden oldular.

Ve bir birikim sonucu halk patladı.

Suriyelilerin kaldıkları apartman ateşe verildi.

Ki gitsinler.

Ve geri gelmesinler.

Anlattığım olay basit bir olay gibi gelebilir.

Ancak altından dram çıkacak olayı bir da başka açıdan düşünelim…

“Siz Türkiyelileri sevmiyor musunuz,” diye çok sordular.

Arkasından da “biz sizi kurtardık, ama” cümleciğini monte ettiler.

Ve biz derdimiz anlatana kadar olay geldi bizim azınlık olduğumuz noktada durdu…

Rumların mallarının onlara bedavaya dağıtıldığını…

Ucuz iş gücünün gelmesi ile Kıbrıslıların göç ettiklerini.

Zamanla kültürümüzün ortadan kaldırılmaya çalışıldığını…

Zanaatkârlarımızın, hatta berberlerimizin bile yok olduğunu

Hele hele hırsızlıkların, gaspın, tecavüz ve trafik kazalarının arttığını yazmama gerek yok sanırım.

Cuma günü başlayacaklar.

Bu sefer umutluyuz.

Umutluyuz ama gerçekleri de görmeden bu umudun arkasına nasıl geçeriz bilemem.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31